Güncel

Kubilay Kaan Kundakçı davasında baba isyan etti: 'Yalçınay Yıldız ve Canbay 'kardeşim' dedikleri oğlumu sattı!'

Futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı’nın öldürülmesine ilişkin davanın ikinci duruşmasının ardından konuşan baba Cemil Kundakçı, bazı tanıkların ifadelerine tepki göstererek “Kardeşim dedikleri oğlumu sattılar” dedi.

Futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı'nın uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin görülen ikinci duruşmanın ardından açıklamalarda bulunan baba Cemil Kundakçı, "Yalçınay Yıldız da aynı Canbay gibi, yalancı tanıklık yaptı. İlk ifadeleriyle ikinci yaptığı tutmuyor. Anlattıkları olayın şekli nereden bakarsanız belki 2-3 dakika sürecek bir konu. Ama Kubilay'ın vurulduğu süre 3 saniye, burada hesaplama hatası yapmışlar. Resmen Kubilay'ı sattılar. Burada Canbay'da, Yalçınay'da her ikisi de 'arkadaşım, kardeşim' dedikleri oğlumu sattılar. Zuhal Kalaycıoğlu kendi beraatini istedi. Arkasından 'Kızımı da verin bana' dedi. Bende 'Sizde benim oğlumu getirin, mezardan çıkarıp getirin' diye bağırdım. Hâkim bizi dışarıya çıkarttı. Dışarı çıkınca moralim çok bozuldu, o sinirle duvara yumruk attım." dedi.

Kubilay Kaan Kundakçı cinayeti davasında ara karar: Tutukluluk hali devam edecek
Kubilay Kaan Kundakçı cinayeti davasında ara karar: Tutukluluk hali devam edecek
İçeriği Görüntüle

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı'nın Ümraniye'de uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Alaattin Kadayıfçıoğlu ve Aleyna Kalaycıoğlu hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, İzzet Yıldızhan hakkında ise 5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamenin kabul edilmesinin ardından Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlanan davanın 2'nci duruşması bugün yapıldı. Saat 11.00'de başlayan duruşmaya tutuklu sanıklar Aleyna Kalaycıoğlu, Alaattin Kadayıfçıoğlu, Hüseyin Can Avcı, Mustafa Rece, Metin Kadayıfçıoğlu ve Ahmet Özkoç, tutuksuz sanıklar Zuhal Kalaycıoğlu ile Bilal Kadayıfçıoğlu ve taraf avukatları salonda hazır bulundu. Tutuksuz sanık İzzet Yıldızhan ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, aralarında Aleyna Kalaycıoğlu ile Alaattin Kadayıfçıoğlu'nun da bulunduğu tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, adli kontrol tedbirlerinin ise sürdürülmesine karar verdi. Heyet ayrıca, bilirkişi raporu ile parmak izi inceleme raporunun beklenmesine hükmetti. Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dosyanın savcılığa gönderilmesine karar veren mahkeme, duruşmayı 7 Ekim Çarşamba gününe erteledi.

Baba Cemil Kundakçı, "Duruşmada bizi üzen iki tane konu oldu. Bir tanesi Yalçınay Yıldız da aynı Canbay gibi, yalancı tanıklık yaptı. İlk ifadeleriyle ikinci yaptığı tutmuyor. Hesaplamadıkları bir konu oldu. Anlattıkları olayın şekli nereden bakarsanız belki 2-3 dakika sürecek bir konu. Ama Kubilay'ın vurulduğu süre 3 saniye, burada hesaplama hatası yapmışlar. Resmen Kubilay'ı sattılar. Burada Canbay ve Yalçınay her ikisi de 'arkadaşım, kardeşim' dedikleri oğlumu sattılar. Zuhal Kalaycıoğlu kendi beraatini istedi. Arkasından 'Kızımı da verin bana' dedi. Bende 'Siz de benim oğlumu getirin, mezardan çıkarıp getirin' diye bağırdım. Hâkim bizi dışarıya çıkarttı. Dışarı çıkınca moralim çok bozuldu, o sinirle duvara yumruk attım. Duvarda bir hasar oluştu, o yüzden karakola aldılar beni. Bende 'Kendim hasarı verdim, benim hatamdır. Ben bunu karşılarım' dedim. Bana bildirecekler masrafını, ben onu ödeyeceğim. Çünkü kamu malı, ben niye zarar vereyim? Ama o sinirle vurdum ben. 7 Ekim'de mütalaa istediler. 7 Ekim'de, karar açıklayacaklar anladığım kadarıyla. Avukatlarımız daha iyi bilir onu, ben de onlardan aldığım bilgi. 7 Ekim'e kadar ertelendi mahkeme şu an." dedi.

Kubilay Kaan Kundakçı'nın annesi Ülker Kundakçı, "Kubilay 6 Ekim'de doğdu ve Ekim'in 7'sinde karar duruşması var. Üçüncü mahkemede bitecek muhtemelen. Tutukluluklarının devam edeceğini tahmin ediyorduk. Benim için iyi oldu, yaptıklarının bedelini ödesin en azından. Gencecik bir çocuğu mezara koydular. O kadar pişkinler ki özür dilediler, ben de kızdım 'Ne için özür diliyorsun' dedim. Ölümün özrü mü olur? Burada gencecik bir çocuk öldü. Bence ona kardeşlik yapmaları lazımdı bu davada. Ben dün Canbay'a mesaj gönderdim 'Düşmez kalkmaz bir Allah, ben Allah'ın adaletine hep güveniyorum.' Benim oğlumun kanını yerde bırakmayacak, bırakmayacak. Bunların hepsi birbirinden bulacak, ben buna inanıyorum. Gerçekten inanırım, canı gönülden inanırım." dedi.