Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar arasında yarın yapılması planlanan üçlü görüşme öncesinde diplomatik temaslar yoğunlaştı. Holguin, dört yeni geçiş noktası açılması ve iki tarafta da 70’er bin metrekarelik mayınlı alanın temizlenmesini içeren güven artırıcı önlemler paketi için liderlerden yanıt beklediğini söyledi.
Görev süresinin sona ermesine sayılı günler kalan ve bu nedenle Kıbrıs’ta mekik diplomasisine ağırlık veren Holguin, 9 Kasım Pazartesi günü yapılacak görüşmenin önemine işaret etti. Hafta boyunca taraflarla temaslarını sürdüren Holguin, ara bölgede bulunan eski Lefkoşa Uluslararası Havalimanı’ndaki BM İyi Niyet Misyonu Binası’nda ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Görüşme, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Cumhurbaşkanlığı’nda Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’la bir araya geldiği sırada gerçekleştirildi.
Holguin, güven artırıcı önlemler paketinde dört yeni geçiş noktası açılması ve Derinya bölgesindeki 10 numaralı BM kontrol noktası civarında her iki tarafta da 70’er bin metrekarelik mayınlı alanın temizlenmesinin öngörüldüğünü belirtti.
“Pazartesi ne olacağını göreceğiz” diyen Holguin, “Bu kez güven artırıcı önlemler konusunda bir adım atılmasını umuyorum” ifadelerini kullandı. Holguin, “Hiçbir şey olmazsa Genel Sekreter’e raporum, ‘hiçbir şey olmadı’ olacak. Güle güle herkese, güle güle ben, güle güle Guterres” diye konuştu.
Sürecin ilerlemesi halinde gelecek yıla ve yeni BM Genel Sekreteri dönemine kadar çabayı sürdürebileceklerini belirten Holguin, “Ama süreç hala canlıysa, zorlamaya devam edebiliriz” dedi.
“İKİ TARAFTA DA AYNI 70 BİN METREKAREYLE BAŞLAYACAĞIZ”
Türk tarafının adanın tamamındaki mayınların temizlenmesine yönelik bir karar alınması için ısrar ettiği hatırlatılan Holguin, iki tarafta da aynı büyüklükte alanın temizlenmesiyle başlanacağını söyledi.
Holguin, “Bir yerden başlamalıyız. İki tarafta da aynı, tam olarak aynı 70 bin metrekareyle başlayacaklar” dedi.
Nihai hedefin “mayınsız bir ada” olduğunu belirten Holguin, “Mükemmel, iyinin düşmanıdır. Daha fazlasını istiyoruz diye mayın temizliğini bekletmemeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.
Rum tarafının, adadaki Türk Tank Birliği’ni gerekçe göstererek anti-tank mayınlarının temizlenmesinin güvenlik boyutundaki görüşmelerde ele alınmasını talep ettiği aktarıldı.
Geçiş noktaları konusunda Erenköy (Kokkina) yerine Kambo (Kambos) seçeneğinin gündeme gelmesini de değerlendiren Holguin, “Erenköy’ü çıkarıp Kambo’yu koymanın yardımcı olmasını umuyorum. Göreceğiz” ifadelerini kullandı.
Liderlerin pazartesi günü üzerinde uzlaştıklarını açıklamaları beklenen pakette Haspolat (Mia Milia), Kiracıköy (Athienou)-Gaziler (Pyroi)-Eğlence (Aglantzia), Akıncılar (Louroujina)-Limya (Lymbia) ve Kambo (Kambos)-Gemikonağı (Karavostasi) güzergahları bulunuyor.
“BİR BUÇUK YILDAN FAZLADIR BU ADIMI VE DAHA FAZLASINI BEKLİYORDUK”
Holguin, iki liderin güven artırıcı önlemlerde ilerleme sağlamak için siyasi irade gösterdiğini ancak yeni müzakerelerin nasıl yürütüleceği konusunda beklediği yakınlaşmanın henüz sağlanamadığını söyledi.
Holguin, “Belki beklediğimiz şey bu değil, ama bu da bir başlangıç. Bir buçuk yılın, neredeyse iki yılın ardından yöntem, usul adımları ve gelecekteki müzakerelerin çerçevesi konusunda çok daha fazla ortak nokta bulmalarını bekliyorduk” dedi.
“Hayat adım adım ilerliyor” diyen Holguin, önce iki liderin BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’le 2+1 formatında bir araya gelmesinin, ardından Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın da katılımıyla 5+1 formatında toplantı yapılmasının düşünüldüğünü aktardı.
Olası üçlü görüşme öncesinde liderlerin müzakere usulüne ilişkin önerilerini hazırlamaları gerektiğini belirten Holguin, resmi müzakerelerin başlangıcı olarak ise 5+1 aşamasına işaret etti.
Dört yeni geçiş noktası ve mayın temizliğini içeren güven artırıcı önlemler paketi kesinleştiğinde Guterres’le görüşeceğini bildiren Holguin, Genel Sekreter’in önce üçlü görüşme yapmayı mı yoksa doğrudan 5+1 toplantısı düzenlemeyi mi tercih edeceğini henüz bilmediğini söyledi. Holguin, her iki format için de tarih vermedi; sonraki adımın Guterres’in değerlendirmesine, toplantı tarihinin ise programına bağlı olduğunu kaydetti.
DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIK İÇİN “MÜZAKERE ÖNCESİ TEYİT ZOR”
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar, siyasi eşitlik konusunda 11 Aralık’ta anlaşmaya varıldığını belirtti. Tartışmanın daha çok dönüşümlü başkanlık konusunda yaşandığını söyleyen Holguin, dönüşümlü başkanlığın siyasi eşitliğin bir parçası olduğunu ifade etti.
Holguin, Kıbrıs Rum liderinden bu düzenlemeyi müzakereler başlamadan açıkça teyit etmesini istemenin “çok zor” olduğunu söyledi. Siyasi eşitliğin ayrıntılarının müzakere masasında ele alınması gerektiğini savunan Holguin, “Bunları müzakerede doldurmalısınız, müzakereden önce değil” dedi.
Crans-Montana’da dönüşümlü başkanlığın askerler ve güvenlik başlıklarıyla ilişkilendirildiğini aktaran Holguin, bu nedenle Kıbrıs Rum tarafının aynı bağlantının yeniden kurulmasından kaygı duyduğunu belirtti.
“ERHÜRMAN STATÜKOYA DÖNÜŞÜ ÖNLEYECEK SOMUT ÖNERİLER GETİRMELİ”
Holguin, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın müzakere yöntemine ilişkin dört maddelik taleplerini somut önerilere dönüştürmesini istedi.
Erhürman, müzakerelerin belirli bir süre içinde yürütülmesini ve görüşmelerin Kıbrıs Türk tarafının kusuru olmadan sonuçsuz kalması halinde eski statükoya otomatik olarak dönülmemesini talep ediyor.
Holguin, Erhürman’ın müzakerelerin Kıbrıs Türk tarafının kusuru olmadan kesilmesi durumunda eski statükoya otomatik dönüşü önlemek için hangi adımların atılmasını istediğini somut biçimde ortaya koyması gerektiğini kaydetti.
İki liderin de taraflardan birinin masadan kalkması halinde ne yapılacağını, BM Genel Sekreteri’yle olası üçlü görüşmeden önce ele alması gerektiğini belirten Holguin, “Ayrı ayrı mı, birlikte mi, bilmiyorum. Ama bu konulara hazırlanmaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Olası güvenceler konusunda doğrudan ticaret, doğrudan uçuşlar ve doğrudan temasları örnek gösteren Holguin, Kıbrıs Türk tarafının önceliğinin Avrupa Birliği (AB) ile doğrudan ticaret olduğu yönündeki değerlendirme üzerine, “Bu denklemde Avrupa Birliği’ne ihtiyacımız var” dedi.
BM’nin kolaylaştırıcı rol üstlendiğini belirten Holguin, seçeneklerin liderlerin değerlendirmesine sunulabileceğini, doğrudan ticaret konusunda ise AB’nin de sürece katılması gerektiğini ifade etti.
“MARAŞ’IN BM YÖNETİMİNE GEÇMESİ BÜYÜK BÜTÇE GEREKTİRİR”
Holguin, Maraş’ın Kıbrıslı Rumların yerleşimine açılması ve geçici olarak BM yönetimine devredilmesi önerisini de değerlendirdi.
Kıbrıs Rum lideri Nikos Hristodulidis’in önerisini, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın müzakerelerin yeniden başlaması için ortaya koyduğu dört maddeye karşılık verme çabası olarak gördüğünü belirten Holguin, “Geri döndürülemez adımlar olmalı. Maraş’ın BM yönetimine geçmesi geri döndürülemez olabilir. Ama Gazimağusa Limanı ve doğrudan ticaret için aynı şeyi söyleyebilir miyiz, bilmiyorum” dedi.
Holguin, izne dayalı bir ticaret düzenlemesinin sonradan geri alınabileceği görüşünü paylaştığını belirtti.
BM’nin Maraş’ın yönetimini üstlenmesinin ciddi kaynak ve imkan gerektireceğini ifade eden Holguin, “BM’de bu imkan ve lojistik kapasite yok. Burası küçük bir yer değil, bir şehir” diye konuştu.
Kentin yeniden inşasının gündeme gelmesi üzerine Holguin, “Kentin güvenliğini sağlamak bile büyük bir bütçe gerektirir” ifadelerini kullandı. Tarafların uzlaşması halinde BM’nin atabileceği adımı ise “Siz anlaşırsanız kaynak istemek için Güvenlik Konseyi’ne gideriz” sözleriyle anlattı.
“HER ŞEY ÜZERİNDE ANLAŞILMADAN HİÇBİR ŞEY ÜZERİNDE ANLAŞILMIŞ SAYILMAZ” İLKESİNE İTİRAZ
Holguin, Kolombiya barış sürecinde de karşılaştığı “Her şey üzerinde anlaşılmadan hiçbir şey üzerinde anlaşılmış sayılmaz” ilkesini “kötü bir şey” olarak nitelendirdi.
Üzerinde uzlaşılan bazı güven artırıcı önlemlerin müzakereler sürerken uygulanması gerektiğini savunan Holguin, “İnsanlar ancak uygulamayla bir şeylerin değiştiğini, statükonun aşıldığını ve işlerin ilerlediğini görür” dedi.
Holguin, bu adımların iki toplumun da müzakerelerden sonuç alınabileceğine inanmasını kolaylaştıracağını söyledi.
“GARANTÖRLER LİDERLERİN ANLAŞMASINI DESTEKLEMELİ”
Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın sürece ilişkin rolünü de değerlendiren Holguin, garantör ülkelerin liderlerin üzerinde uzlaştığı çözümü desteklemesi gerektiğini vurguladı.
“Liderler ne üzerinde anlaşırsa garantörler orada olmalı ve onları desteklemeli” diyen Holguin, 5+1 toplantısının taraflar adına karar vermek için değil, liderlerin kararına destek sağlamak amacıyla yapılacağını belirtti.
Türkiye’nin rolünün önemine de işaret eden Holguin, “Türkiye’nin oynayacağı çok büyük bir rol var” dedi.
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Holguin, iki toplumlu teknik komitelerin ve gençlerin ortak çalışmalarının da önemine dikkat çekti. Komiteleri “bir toplumla diğeri arasında köprü” olarak tanımlayan Holguin, yangınlar ve doğal afetler için hazırlanan hızlı müdahale düzenlemesinin, “15 telefon görüşmesi” yapılmasını beklemeden tarafların birlikte hareket etmesini amaçladığını söyledi.





