OdaTV davası kapsamında tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde 2011 yılında hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturmada, koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur’un verdiği bir hapın ölüme neden olduğu iddia edildi. Erdem Atay tarafından gündeme getirilen iddialara yanıt veren Uğur, söz konusu ilacın kendi tansiyon rahatsızlığı için kullandığı reçeteli bir dil altı hapı olduğunu ve Kozinoğlu’nun fenalaştığında ilacı kendisinden istediğini belirterek, bu söylemlerin “FETÖ’nün sorumluluğunu gölgeleme amacı” taşıdığını söyledi.

Silivri Cezaevi’nde 12 Kasım 2011’de fenalaşarak hayatını kaybeden eski Millî İstihbarat Teşkilâtı (MİT) Asya ve Kafkasya Sorumlusu Kâşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin süreçte, dosyanın yeniden açılmasıyla birlikte yeni iddialar gündeme geldi. Gazeteci Erdem Atay, Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşı emekli Albay Hasan Atilla Uğur’un fenalaştığı an kendisine verdiği bir hapın ölüm sürecini tetiklediği iddiasının soruşturma dosyasında yer aldığını ileri sürdü.

Ankara’da FETÖ/PDY operasyonu: 4 şüpheli gözaltında!
Ankara’da FETÖ/PDY operasyonu: 4 şüpheli gözaltında!
İçeriği Görüntüle

Atay, Elips TV'de konuya ilişkin yaptığı açıklamada yürütülen soruşturmadaki iddialara dikkat çekerek, “Hedef gösterilmesindeki temel şey bir hap. Kâşif Kozinoğlu rahatsızlandığında Hasan Atilla Uğur bir hap veriyor, Kozinoğlu da o hapı içiyor ve ondan sonra iyi olmuyor. Yürütülen soruşturmada şöyle bir iddia var: Cezaevi müdüründen bir vitamin ve bir Coraspin istiyor. O zaman Hasan Atilla Uğur’dan da aynısını istemiş. Ya cezaevi müdürünün verdiği ilaçta bir sıkıntı var ya da Hasan Atilla Uğur’un verdiği ilaçta bir sıkıntı var diye bir iddia var” ifadelerini kullandı.

İddiaların odağındaki isim olan Hasan Atilla Uğur, Atlas360.news’den Talha Özmen’e yaptığı açıklamada olayın detaylarını anlattı. Hap verildiği iddiasını doğrulayan ancak ilacın mahiyetine açıklık getiren Uğur, ilacın kendi tansiyon tedavisi için yanında bulundurduğu reçeteli dil altı hapı olduğunu belirtti. 2003 yılında FETÖ yapılanmasına dair hazırladığı raporu hatırlatan Uğur, şunları söyledi:

“Benim kullandığım Isordil (adını yanlış hatırlamış olabilirim) dil altı hapı vardı. Zaten benim ilaçlarımı Kâşif abi de Ataman abi de benden daha iyi biliyorlardı. Butona basıldığında benden istedi, konu odur. Ve bu büyük bir FETÖ sorumluluğu gölgeleme çabasıdır. İkinci amaç zaten ortadadır. 2003 yılında FETÖ ile ilgili hazırladığımız raporu hem Genelkurmay Başkanlığına hem de Cumhurbaşkanlığına elden götüren, yıllarca bölücü terörle mücadele eden beni hedef almışlar. Çoğu yurtdışı, ama içeride de algı mağdurları var maalesef.”

Olaydan bir gün önce koğuşa gelen doktorun kendisindeki tansiyon problemi nedeniyle hastaneye sevk talebinde bulunduğunu ve Kozinoğlu’nun da bu duruma şahit olduğunu aktaran Uğur, iddiaların kendisini hedef alan bir algı operasyonu olduğunu savundu.

Uğur, 2018 yılında yayımlanan “Dün Bugün Yarın” adlı kitabında, Silivri Cezaevi F-9 koğuşunda yaşananları ve müdahale sürecini aktarmıştı. Kitaptaki bilgilere göre, havalandırma yürüyüşünün ardından göğsünü tutarak fenalaşan Kozinoğlu için acil çağrı butonuna defalarca basıldı ancak görevliler geç geldi. Gelen görevlilerin sedye teklifini reddeden Kozinoğlu, koğuş arkadaşlarının ısrarıyla sedyeye yattı.

Ölüm haberinin ardından koğuşa gelen cezaevi müdürünün, “Ben ölüm vakası bildirilince siz zannettim” demesi, kapıda bekletilen ambulansın aslında tansiyon rahatsızlığı olan Uğur için hazır tutulduğunu ortaya koydu. Kitapta ayrıca, Kozinoğlu ambulansa bindirilmeden önce doktor olmayan bir personel tarafından kalp masajı yapıldığı ve hastaneye sevk sırasında ambulansın değiştirildiği öne sürüldü. Uğur, olayın aydınlatılması için kamera kayıtlarının incelenmesi gerektiği çağrısında bulunmuştu.

Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin süreçte, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamalarıyla dosyanın yeniden açıldığı kamuoyuna yansımıştı. 10 Nisan 2012’de verilen takipsizlik kararı, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının değerlendirmeleri sonucunda Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla kaldırılarak soruşturma yeniden başlatıldı.

Gizlilik kararı alınan yeni soruşturma kapsamında oluşturulan özel ekibin çalışmalarıyla olay tarihinde görevli çok sayıda şüpheli gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, kesin ölüm nedeninin ve üçüncü kişilerin müdahalesi olup olmadığının belirlenmesi amacıyla Kozinoğlu’nun mezarı açılarak fekk-i kabir işlemi gerçekleştirildi.