İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, İzmir’de düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin ekonomik ve siyasi gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıya İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Ali Topçu ve İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan da katıldı.
Ekonomide uzun süredir devam eden sorunların toplumsal yaşamı doğrudan etkilediğini belirten Özel; Terörsüz Türkiye sürecinin yasal çerçevesini, sermaye piyasalarındaki tartışmaları ve İzmir’deki siyasi gelişmeleri değerlendirdi.
EKONOMİK KRİZ VURGUSU
Türkiye’de ekonomik sorunların uzun yıllardır devam ettiğini belirten Özel, mevcut tablonun geçici bir kriz olarak değerlendirilemeyeceğini savundu. Ekonominin son 7-8 yıldır durgunluk içinde olduğunu, özellikle son üç yılda krizin daha belirgin hâle geldiğini söyleyen Özel, şöyle konuştu:
“Ekonomimiz ne durumda diye baktığımızda şunu görüyoruz. Şimdi geriye dönük olarak 7-8 senedir ciddi bir ekonomik durgunlukla başlayan ama özellikle son 3 senedir gerçekten bir kriz halinde bulunan verilerle biz karşı karşıyayız. Şimdi şunu kabul etmek lazım. Bir şey krizse anlıktır. Yani kalp krizi gibi düşünebilirsiniz bunu. Kalp krizi geçiriyorsunuzdur. Yani ya hayata devam edersiniz ya da edemezsiniz. Ama sürekli bir kalp krizi halinde kalamazsınız.
Ama Türkiye'nin ekonomisi 7-8 senedir bu kriz halinin içerisinde kalmış durumda. Orada da maalesef biraz üzücü ama şunu kabul etmek gerektiğini ben düşünüyorum. 7-8 sene süren şey kriz değildir. Siz artık o olmuşsunuz demektir, osunuz. Bu 7-8 senedir ortadan kaldırılamıyorsa eğer, demek ki Türkiye'nin yeni ritüeli, yeni doğrusu bu. Baktığınızda 94 krizini hatırlayın. Baktığınızda 2001-2002 krizini hatırlayın. Bakın bunları anarken ne diyorsunuz? 94 diyorsunuz. Niye? 95'te o ayarda değil çünkü.
Niye 2001-2002 diyorsunuz? 2003 de öyle değil çünkü. Ben size desem ki bu krize bir isim koyun ve yıllara bunu bağlayın. Hangi yılları söyleyeceksiniz mesela? 2026 kötü, 25 kötü, 24 kötü, 23 kötü, 22 kötü, böyle kriz olmaz. Yani 1999 buhranı dediğiniz şey bile esasen, bakın, bütün dünyada etkili olmuş bir şey ve bir yıl ismiyle anabiliyorsunuz. Ama Türkiye'nin mevcut durumu böyle değil.”
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ VE ÇERÇEVE YASA
Özel, Terörsüz Türkiye süreci kapsamında Meclis’e sunulan ve 467 oyla kabul edildiğini belirttiği düzenlemenin kapsamını eleştirdi. “Çerçeve yasa” ifadesinin düzenlemenin devamına ilişkin soru işaretleri yarattığını söyleyen Özel, şu değerlendirmede bulundu:
“Bir siyasi parti genel başkanının gelip Türkiye'de işte Apo çıksın gelsin, DEM Parti'nin grup toplantı salonunda konuşsun demesiyle başlayan, aslında kendisine başlattırılan bir açılım süreci. Terörsüz Türkiye adını verdikleri bir süreç. İki sene içerisinde kimi zaman bu süreç alevlendi, kimi zaman biraz ateşi düştü ama en nihayetinde biliyorsunuz ki Meclis kapanmadan evvel bir çerçeve yasağı adı verilen taslak metin geldi, Meclis'e sunuldu bir yasa teklifi olarak ve Meclis'te 467 oyla kanunlaştı.
Şimdi bu çerçeve yasağı metnin neydi? Ona iyi bakmak gerekiyor. Şimdi çerçeve denilince şöyle bir beklenti oluyor doğal olarak. E, bu çerçeveyse bunun içinde hangi fotoğraflar olacak? Veya terör örgütünün dediği gibi bu bir kök yasa ise bunun dalı, budağı, gövdesi ne olacak? Bunun devamı var manasında bunun ismi çerçeve aslında.”
Yasanın kimleri kapsadığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, örgütü kuran, yöneten ve üye olan kişilerin yanı sıra örgüte propaganda yapan ve finansman sağlayan kişilerin de düzenlemeden yararlanabileceğini öne sürdü. Özel, kasten öldürme suçlarına ilişkin istisnanın uygulamada ne anlama geldiğini sorguladı.
Özel, “Haricen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin elinde kasten adam öldürme suçu işlemiş kaç tane teröristin tespitli listesi var? Bu yok zaten. Böyle bir şey yok. Şimdi dolayısıyla pratikte bunun bir karşılığı yok” dedi.
Örgütün silah ve mühimmatının teslim edildiğinin hangi ölçütlerle doğrulanacağını da sorgulayan Özel, bu konuda ellerinde eksiksiz bir envanter olup olmadığını sordu.
Sürecin desteklenmesine ilişkin değerlendirmesinde ise Türkiye’nin terörden arınması isteğine karşı olmadıklarını belirten Özel, düzenlemenin içeriğinin ve kapsamının açık biçimde ortaya konulması gerektiğini savundu. 2023 seçimleri sırasında seçmenlere yönelik siyasi söylemleri de hatırlatan Özel, geçmişte yapılan açıklamalarla bugünkü sürecin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
FON KRİZİ GÜNDEMDE
Özel, sermaye piyasalarındaki fon krizine ilişkin değerlendirmelerinde şirketlerin borsaya giriş süreçleri, hisse değerlerindeki yükselişler ve yatırımcıların uğradığı kayıplar üzerinde durdu. Bazı şirketlerin değerlerinin yapay biçimde yükseltildiğini ve belirli fonların bu süreçte rol oynadığını ileri süren Özel, şu ifadeleri kullandı:
“İnsanların iradesi, bakın, üç şekilde sakatlarıd hukukta: Cebren, hata ile ve hile ile. Hile ile sakatlandı. Borsaya normalde bir şirketin girip oradan hisse satabilmesi için birçok hukuki prosedürden geçmesi lazım ve bunlar çok ciddi prosedürlerdir. Ama son 3-5 yılda bu iş Ankara'da şuna döndü: Avukatı belli, bağımsız denetimcisi belli, mali müşaviri belli. Siz de batıyorsunuz. Paket programı bu adamlara gidiyorsunuz. Bu adamlar sizi allıyor pulluyor. Bir güzel şişiriyor. SPK'dan da geçiyorsunuz.
İnsanların parasını topluyorsunuz. Sizin şirket değeriniz artsın diye de işte bu Tera ve benzeri diğer fonlar sizden sürekli alım yapıyor. Bir liralık, iki liralık şirketiniz yüz lira oluyor. Siz de işinizi görüyorsunuz, paranız cebinizde. O sırada üç lirayken, beş lirayken, on lirayken kâğıt almış olanlar da kazanıyor. Herkes diyor ki ne kadar güzel kazanıyorum.”
Özel, yatırımcıların borsa ve fonlardan kazanç sağladıklarını düşündükleri dönemde diğer yatırım alanlarından uzaklaşabildiğini ve bunun piyasa üzerinde etkiler yarattığını savundu. Fon piyasasındaki işlemlerin geniş bir ağı kapsadığını ileri süren Özel, toplam hacmin yaklaşık 850 milyar lira olduğunu belirtti. Bunun 330-350 milyar liralık bölümünün para piyasası fonlarında, 500 milyar liralık bölümünün ise hisse senedi ağırlıklı fonlarda bulunduğunu söyledi.
Hisse senedi ağırlıklı fonlardaki varlıkların önemli bölümünün kaybedilmiş olabileceğini savunan Özel, tasfiye işlemlerinden sonra geriye kalacak şirket değerinin 10-15 milyar lira civarında olduğunu ileri sürdü. Özel, yaklaşık 550 bin hesabın bulunduğunu, bunların 350-400 bin kişiye ait olduğunun söylendiğini aktardı.
Fon işlemlerine ilişkin bilgilerin kamu kurumlarının elinde olduğunu savunan Özel, şöyle konuştu:
“Bir yandan da bakın, muhalefetin şöyle bir pozisyonu var: Bir şey bilmiyorsunuz. Çünkü bunlar kamusal veri. Yani bunu kim bilir? Bunu Maliye Bakanlığı bilir. Bunu SPK bilir. Sizin onlardan evrak, kâğıt alma imkânınız yok ki. Ama şu an Sayın Erdoğan ve tüm ilgililer neyi biliyor? Şunu biliyor: Kim bu fon kapalı iken buraya girmiş? Bunun bir Excel'i var, onda var. Kim kaç lirayken hangi kâğıdı almış? Kim kaç lirayken satmış, ne zaman satmış, tam krizden önce kim satmış, bunların hepsini biliyorlar.
Bunu niye açıklamıyorlar? Çünkü o adamlar bugün bir düğün davetiyesi dağıtsa, nasıl bir liste yapacaklarsa şu an o Excel'de o isimleri görüyorlar. Yani tanımadıkları kimse yok. Şimdi bir yandan kızıyorlar. Diyorlar ki ya bu kadar olur mu? Bu kadar olur mu? Bu kadar yapılır mı?”
CEMİL TUGAY’IN AKP’YE KATILMASI TARTIŞMASI
Özel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP’ye katılacağı yönündeki tartışmalara da değindi. Türkiye’de yönetim sisteminin 2018’de değiştiğini belirten Özel, siyasi kararların belirli kişiler etrafında şekillendiğini savundu.
Tugay’ın AKP’ye geçeceği yönündeki iddiaların uzun süredir gündemde tutulduğunu söyleyen Özel, sürekli yapılan yalanlamalara rağmen tartışmanın sona ermediğini belirtti. Bu durumun hem İzmir’in hem de kentte yaşayanların zamanını aldığını savunan Özel, şöyle konuştu:
“Şimdi burada aylardır süren, hatta belki yılı bulmuş bir meseleydi. İşte Sayın Tugay'ın AK Parti'ye gitmesi, gitmemesi hadisesi. Ve sürekli bir yalanlama, sürekli bir yalanlama, sürekli bir yalanlama. Yani burada ateş ve duman hadisesi aslında bu. Yani bu duman buradan boşuna çıkmıyor. Yani ne kendi vaktinizi kaybedin ne İzmirliye vakit kaybettirin. Yani amacınız gerçek manada İzmir'e hizmet getirmekse o vakitten de çalmayın o zaman. İnsanları da oyalamayın. Her ne yapacaktıysanız yapın bunu.
Yani İzmir'in bir senesini, kendi 4-5 seneniz içerisinde gitti gitmediğiyle niye çalıyorsunuz? İşin böyle bir boyutu da var. Ve baktığınız zaman ben şunu da izah edemiyorum. İktidar açısından da makul bir hamle olduğu kanaatinde değilim. Yani bunun siyasi bir kazanım olduğunu düşünmüyorum. Bunun bir ganimet gibi algılandığını düşünüyorum onlar tarafından. Yani bir gönül kazanma olmasa gerek bu.”
Özel, İzmir’de yapılacak olası bir seçimde Tugay’ın AKP adayı olarak ya da başka bir AKP’li adayın kazanacağı kanaatinde olmadığını belirterek, kentin siyasi tartışmalara terk edilmemesi gerektiğini söyledi.





