İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen İBB davasının 100’üncü gününde savunmasına üçüncü günde devam etti. Eski dönem İBB yönetimine ilişkin olduğunu söylediği dosyaları anlatan İmamoğlu, kamu zararına yol açıldığını ileri sürdüğü işlemlerle kendi hakkında yürütülen yargılamayı karşılaştırdı.

Fatih’te, Vatan Caddesi’nde bulunan ve İstanbulluların lunapark olarak bildiği araziyi örnek gösteren İmamoğlu, arazinin 2011’de 13 milyon dolara alındığını, 2017’de ise İBB’ye 119 milyon dolara satıldığını söyledi. İmamoğlu, söz konusu işlemde 106 milyon dolardan fazla kamu zararı oluştuğunu savundu.

BENİM SÖYLEDİKLERİM DUYUM DEĞİL, SOMUT VE NET

İmamoğlu, arazinin satın alınma ve satış sürecini anlatarak şu ifadeleri kullandı:

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi, burayı 2017 yılında Metal Yapı’dan yaklaşık 430 milyon liraya, o günkü kurla 119 milyon dolara satın alıyor. Oysa firma, araziyi 2011 yılında Fatih Belediyesi’nden yalnızca 13 milyon dolara, yaklaşık 25 milyon liraya almış.”

Araziyi satın alan firmanın daha sonra imar planı değişikliğinden yararlandığını belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:

“Firma 2011’de 13 milyon dolara aldığı araziyi, 2017’de 119 milyon dolara satıyor. Ancak mesele bununla sınırlı değil. Firma araziyi Fatih Belediyesi’nden aldıktan sonra, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi imar planlarını değiştirerek arazinin değerlenmesini sağlıyor. Burası lunapark arazisiyken imarlı hâle getiriliyor.”

Sürecin planlı yürütüldüğünü ileri süren İmamoğlu, firmanın yönetim kurulu başkanına ait iki dilekçeye dikkat çekti. Dilekçelerde, firmanın elde edeceği parayı nerelerde kullanacağının ve işlemlerin Cumhurbaşkanlığı nezdinde yapılan görüşmeler sonucunda kararlaştırıldığının belirtildiğini söyleyen İmamoğlu, “Bu dilekçelerin nüshaları orada. Belgelerde, firmanın alacağı parayı nerelerde kullanacağı ve işlemlerin 'Cumhurbaşkanlığı nezdinde yapılan görüşmeler sonucunda kararlaştırıldığı' belirtiliyor. Bunlar duyum değil; dilekçelerde yazıyor, belgeyle anlatıyorum” dedi.

İBB Teftiş Kurulu’nun incelemeleri sırasında dosyanın İçişleri Bakanlığı tarafından devralındığını belirten İmamoğlu, taşınmazın 2021 yılında yeniden değerlemeye tabi tutulduğunu anlattı. İmamoğlu, şöyle konuştu:

“Müfettişlerimiz, değerleme sonucunda İBB’nin satın alma tarihindeki değer ile güncel piyasa değeri arasındaki farkın 106 milyon dolar olduğunu tespit ediyor. Böylece firmanın Fatih Belediyesi’nden 13 milyon dolara aldığı taşınmaz, Cumhurbaşkanlığı’nın bilgisi dâhilinde olduğu belirtilen süreçte İBB’ye 119 milyon dolara satılmış oluyor. Kamu zararı ve vurgunun toplamı 106 milyon dolardan fazla.”

Arazinin önce lunapark ve yeşil alan olarak alındığını, ardından imar planının değiştirildiğini ve taşınmazın yeniden İBB’ye satıldığını söyleyen İmamoğlu, açıklamasını sürdürdü.

“BÖYLE BİR SOYGUN OLAMAZ”

İmamoğlu, arazinin yeniden eski imar durumuna döndüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Daha kötüsü ne biliyor musunuz? Arazi bugün yeniden eski imar durumuna dönmüş. Böyle bir soygun olamaz! Söz konusu iddialar duyumlara dayanmıyor. Tekrar ediyorum: ‘Mış, muş’ yok. ‘Duymuştum’, ‘duyum’, ‘beyan’ yok. Kamunun kasasından, beytülmalden, milletin parasından 106 milyon dolardan fazla bir tutardan söz ediyorum. Bakın, bunlar dedikodu ya da duyum değil; somut, net. İddia ederek ve inançla söylüyorum: O 106 milyon dolar, o firmanın sahibinin cebine gitmemiştir. Duyum değil, içimden söylüyorum: O 106 milyon dolar o firmanın sahibinin cebine git-me-miş-tir! Nokta.

Kamu aleyhine planlı bir şekilde vurgun yapanlar serbest. Bunu ortaya çıkarmak için bütün denetim kurullarını harekete geçiren Ekrem İmamoğlu ise Silivri’de. Ellerinde ne var? Sıfır! Bir laptop, bir bilgisayar; başka bir şey yok. Birbirlerine ne dediler, ne demediler… Ortada belge de yok.”

Cezaevine girmek için Erdoğan’a hakaret ettiğini söyledi: Çöplüklerde yatıyordum!
Cezaevine girmek için Erdoğan’a hakaret ettiğini söyledi: Çöplüklerde yatıyordum!
İçeriği Görüntüle

ERDOĞAN’IN 17-25 ARALIK AÇIKLAMASINI HATIRLATTI

İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 17-25 Aralık sürecinde başbakan olduğu dönemde yaptığı bir açıklamayı hatırlatarak şunları söyledi:

“'Yolsuzluk denildiğinde ben şunu anlarım: Devletin kasasından para çıkıyor mu, çıkmıyor mu? Eğer devletin kasasından para çıkmıyorsa buna yolsuzluk diyemezsiniz.' Tekrar ediyorum: ‘Devletin kasasından para çıkıyor mu, çıkmıyor mu?’ Alın size devletin kasasından çıkan para. Hem de öyle küçük bir meblağ değil. Listenin altında 2,5 milyar dolar yazıyor. Üstelik bu, yalnızca 33 dosyadan oluşan liste.

Merak ediyorum, Sayın Cumhurbaşkanı buna ne diyecek? Dilekçelerde işlemlerin 'kendi onayıyla gerçekleştirildiği' belirtiliyor, iddia bu. Buna göre, bizzat kendi onayıyla İBB’nin kasasından 106 milyon dolardan fazla para çıkıyor.”

“BEN AHTAPOTUN KOLLARINI BİLMEM”

Lunapark arazisine ilişkin değerlendirmelerini sürdüren İmamoğlu, imar planındaki değişiklikler ve satış sürecine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Ne güzel dünya, değil mi? İmarsız araziyi ucuza satın al, sonra Büyükşehir Belediyesi o araziye ticari konut imarı versin. İmarsız bir araziden söz ediyorum. Bir araziye ticari konut imarı verilsin, bu imara göre değerleme yapılsın ve ardından arazi İBB’ye satılsın. Para ödendikten sonra İBB imarı yeniden değiştirsin, kendi satın aldığı arazinin değerini düşürsün.”

İmamoğlu, anlattığı sürece benzer bir örnek bulamadığını belirterek Dreyfus Davası’na ve antik döneme baktığını, ancak benzer bir olayla karşılaşmadığını söyledi.

Savunma sürüyor.