15 yaş ve altındaki çocukların sosyal medyaya erişimlerini kısıtlamaya yönelik çalışmalar devam ederken avukat Ergün Vardar, esas noktanın erişimi kesmek değil çocuğun internette nasıl korunacağı olduğunu belirtti. Vardar, "Çocuğu sadece korumak değil, bilinçlendirmek gerekir. Çocukları internetten uzak tutmak değil, internet içinde güvende tutmak önemli. Düzenlemenin en eksik halkası vurguladığımız gibi eğitim. Çocuğa sadece ‘internete girme’ demek çözüm değil. Ona dijital dünyayı nasıl kullanacağını öğretmezseniz, yasaklar delinir ama riskler büyür. Mesele sadece ekran süresi değil; çocuğun dijital dünyada nasıl bir birey olacağı" dedi.
Hürriyet'ten Oya Armutçu, sosyal medya kısıtlamasına ilişkin olarak avukat Ergün Vardar'ın görüşlerini paylaştığı bir yazı kaleme aldı.
-15 altına sosyal medya artık yasak mı?
Tam anlamıyla bir yasak yok. Ancak sosyal ağ sağlayıcılar, 15 yaşını doldurmamış çocuklara doğrudan hizmet sunamayacak. Bunun için yaş doğrulama sistemleri kurmak zorundalar. Amaç, çocukların gelişimlerine uygun olmayan içeriklere erişimini engellemek. Yani bu bir “yasak” değil, kontrollü kullanım modeli.
-Ebeveyn denetimi ne kadar güçleniyor? Zorunlu mu?
Düzenlemenin en dikkat çeken yönlerinden biri ebeveyn kontrol mekanizmalarının zorunlu hale gelmesi. Artık platformlar hesap ayarlarını ebeveyn denetimine açmak, harcama ve üyelikleri onaya bağlamak, kullanım süresini izlenebilir ve sınırlandırılabilir hale getirmek zorunda. Ancak unutulmamalı ki bu araçlar kullanılmazsa hiçbir anlam ifade etmez. Hukuk altyapıyı kurar, denetimi ise aile yapar. Devlet çerçeveyi çizer ama çocuğun gerçek koruyucusu aile. Ebeveyn denetimi kâğıt üzerinde kalırsa bu düzenleme amacına ulaşmaz.
-Sosyal ağ sağlayıcılarına hangi yaptırımlar uygulanacak?
En dikkat çekici bölüm burası. Yükümlülüklerini yerine getirmeyen platformlar için kademeli ama oldukça ağır yaptırımlar öngörülüyor:
Derhal uygulama zorunluluğu: Özellikle acil durumlarda verilen içerik kaldırma veya erişim engelleme kararları en geç 1 saat içinde uygulanmak zorunda.
30 gün kuralı: İdari para cezasına rağmen yükümlülük yerine getirilmezse devreye ikinci aşama giriyor.
Reklam yasağı: Türkiye’deki kişi ve şirketler o platforma reklam veremiyor, yeni sözleşme yapılamıyor, para transferi engelleniyor. Bu, platformun ekonomik damarını kesen ciddi bir yaptırım.
Bant daraltma: 3 ay boyunca yükümlülük yerine getirilmezse mahkeme kararıyla internet trafiği yüzde 50’ye kadar düşürülebiliyor. Bu da fiilen erişimi zorlaştıran bir yaptırım. Bu sistem, “uy ya da piyasadan çekil” mesajı veriyor.
-Oyun platformları için ne değişiyor?
Oyun dünyası artık tamamen denetim altında. Platformlar, oyunları yaş kriterlerine göre derecelendirmek, uygunsuz içerikleri kaldırmak, Türkiye’de temsilci bulundurmak zorunda. Ayrıca ebeveyn kontrol sistemleri burada da zorunlu hale geliyor. Yani çocuk sadece sosyal medyada değil, oyun dünyasında da korunacak.
-Oyun platformalarına uygulanacak cezalar yüksek ve caydırıcı mı?
Oldukça yüksek ve caydırıcı. İlk aşamada 1 milyon TL’den 10 milyon TL’ye kadar ceza. Devam eden ihlallerde 10 milyon TL’den 30 milyon TL’ye kadar ek ceza uygulanabiliyor Ceza miktarı belirlenirken ihlalin ağırlığı, çocuklar üzerindeki etkisi ve doğurduğu zarar dikkate alınıyor. Yani sembolik değil, doğrudan caydırıcı bir sistem kurulmuş durumda.
-Bu düzenleme çocukları korumak için yeterli mi?
Yeni düzenleme, çocukların dijital ortamda korunması için önemli bir adım. Ancak etkin denetim, aile bilinci, dijital eğitim olmaksızın tek başına yasal düzenlemelerin yeterli olmayacağı açık. Çünkü dijital okuryazarlık olmadan bu sistem eksik kalır. Çocuğu sadece korumak değil, bilinçlendirmek gerekir. Çocukları internetten uzak tutmak değil, internet içinde güvende tutmak önemli. Düzenlemenin en eksik halkası vurguladığımız gibi eğitim. Çocuğa sadece ‘internete girme’ demek çözüm değil. Ona dijital dünyayı nasıl kullanacağını öğretmezseniz, yasaklar delinir ama riskler büyür. Mesele sadece ekran süresi değil; çocuğun dijital dünyada nasıl bir birey olacağı.





