İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’ya yönelik sözleri nedeniyle yargılandığı davanın duruşması Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde devam ediyor.

8 ayda 321 bin firma denetlendi: 2,24 milyar liralık ceza kesildi
8 ayda 321 bin firma denetlendi: 2,24 milyar liralık ceza kesildi
İçeriği Görüntüle

İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada İmamoğlu, duruşma salonuna getirildikten sonra kimlik tespitinin ardından savunmasına başladı.

Dosyanın daha önceki duruşmasında İmamoğlu’nun Anadolu Adliyesi’ne götürülmek üzere yola çıkarıldığı ancak Silivri’ye geri döndürülmesinin ardından duruşmaya SEGBİS üzerinden katıldığı belirtilmişti. İmamoğlu, sonrasında yaptığı açıklamada yolculuk sırasında kötü muameleye maruz kaldığını savunarak yaşananları “işkence” olarak nitelendirmişti.

HAKİM DEĞİŞTİ, DURUŞMA SİLİVRİ’YE ALINDI

İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi, önceki duruşmada İmamoğlu’nun bir sonraki celsede mahkemenin bulunduğu adliyede hazır edilmesine karar vermiş ve duruşmayı 11 Eylül 2026 tarihine ertelemişti.

Ancak kararı veren hakimin başka bir mahkemede görevlendirilmesinin ardından dosyaya yeni hakim atandı. Yeni hakim tarafından alınan ara kararla duruşmanın Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde yapılmasına karar verildi.

İmamoğlu, savunmasında yaşanan bu hakim değişikliğine de dikkat çekerek, çok sayıda siyasi davayla karşı karşıya olduğunu ve süreçlerin sürekli yeni dosyalarla genişlediğini söyledi.

“İDDİANAMEDE CÜMLELERİM KESİLDİ”

İmamoğlu, savunmasının önemli bölümünü kendisine yöneltilen sözlerin bağlamından koparıldığı iddiasına ayırdı.

İddianamede ekonomik bir değerlendirmede bulunduğu halde cümlelerinin kesildiğini ve sanki Şadi Yazıcı’nın şahsına yönelik bir hırsızlık ya da yolsuzluk suçlamasında bulunduğu izleniminin yaratıldığını savunan İmamoğlu, özellikle “Cebimizdeki paraları aldınız, yüzde 50’sini çaldınız” ifadelerinin açıklanması gerektiğini söyledi.

İmamoğlu, Yazıcı’nın konuşmasını tamamlaması ile söz konusu ifadeleri kullanması arasında 10 dakikadan fazla süre bulunduğunu belirterek, açılışta yaşanan tartışmayı uzun süre zihninde taşıyıp bunu daha sonra anlatacak kadar seviyesiz bir davranış sergilemeyeceğini söyledi.

O bölümde artık muhatabının Şadi Yazıcı olmadığını savunan İmamoğlu, konuşmasının devamında doğrudan hükümetin ekonomik politikalarını ve genel başkan yardımcılarını hedef aldığını belirtti.

“ÜÇ AYI BİZDEN ÇALDINIZ” SÖZÜNÜN ANLAMINI ANLATTI

İmamoğlu, konuşmasındaki “Üç ayı bizden çaldınız” sözünün 2019 yerel seçimlerinin iptal edilmesiyle göreve başlamalarının üç ay geciktirilmesine yönelik olduğunu söyledi.

Bu sözle İstanbul halkının üç ayının gasp edilmesini kastettiğini belirten İmamoğlu, “Cebimizdeki paraları da aldınız, yüzde 50’sini çaldınız” ifadesinin ise tamamen ekonomik koşullara ilişkin olduğunu savundu.

Göreve geldikleri dönemdeki yüzde 48 seviyesindeki enflasyonun konuşmanın yapıldığı tarihte yüzde 85’lere yükseldiğini söyleyen İmamoğlu, kötü ekonomi yönetimi nedeniyle İBB bütçesinin ve vatandaşın cebindeki paranın alım gücünün yarı yarıya erimesini eleştirdiğini ifade etti.

İmamoğlu, bu nedenle sözlerinin kişisel bir suçlama değil, ekonomik ve siyasi eleştiri olduğunu söyledi.

“ŞADİ YAZICI’YI HEDEF ALMADIM”

İmamoğlu, konuşmanın söz konusu bölümünde “siz”, “çaldınız” ve “aldınız” gibi şahıs ekleriyle ifadeler kullandığını ancak bunların Şadi Yazıcı’ya yönelik olmadığını söyledi.

Hiçbir cümlesinde Yazıcı’ya yönelik somut bir hırsızlık suçlaması ya da belirli bir fiil isnadı bulunmadığını savunan İmamoğlu, siyasi eleştirinin bağlamından koparılarak kişisel hakaret gibi değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

İmamoğlu, yüksek mahkemelerin kararlarında da sözlerin bağlamının dikkate alınması gerektiğini söyleyerek, burada asıl konunun genel siyaset ve ekonomi olduğunu ifade etti.

AÇILIŞTAKİ KONUŞMA SÜRELERİNİ TEK TEK ANLATTI

İmamoğlu savunmasında, dava konusu açılış programındaki konuşmaların sürelerini de ayrıntılı şekilde anlattı.

Kendi konuşmasının toplam 23 dakika 34 saniye sürdüğünü belirten İmamoğlu, Şadi Yazıcı’nın konuşmasının ise 19 dakika 17 saniye olduğunu söyledi.

Yazıcı’nın uzun süre konuşmasına rağmen yapılan yatırıma veya İBB emekçilerine değinmediğini, konuşmasının ağırlıklı olarak sert eleştiriler içerdiğini savunan İmamoğlu, bu durumun salonda bir gerilim oluşturduğunu ifade etti.

İmamoğlu, açılış sırasında daha önce yapılmayan bir uygulamayla seçilmiş belediye başkanlarına konuşma fırsatı tanıdığını, bunu nezaket göstergesi olarak değil demokratik ve kurumsal bir sorumluluk olarak gördüğünü anlattı.

“KALABALIĞI SAKİNLEŞTİREN BEN OLDUM”

İmamoğlu, Şadi Yazıcı’nın kürsüde konuştuğu sırada kalabalığın tepki gösterdiğini ve kendisinin ayağa kalkarak vatandaşları sakinleştirmeye çalıştığını söyledi.

Yazıcı’ya söz hakkının sonuna kadar tanındığını belirten İmamoğlu, kendisi kürsüye çıktığında ise Yazıcı’nın kendisini dinlemeden salonu terk etmeye yöneldiğini ifade etti.

İmamoğlu, “nezaketsiz” ifadesinin de dakikalar önce değil, bu davranış yaşandığı sırada ve kalabalığı yatıştırmaya çalışırken söylendiğini belirterek, sözün bir hakaret kastı taşımadığını savundu.

Olayın tamamının dosyadaki görüntülerde açık biçimde görülebileceğini söyleyen İmamoğlu, mahkemenin daha önce görüntüleri izleyerek beraat kararı verdiğini de hatırlattı.

“BENİM MUHATABIM OLMA ŞANSI YOK”

İmamoğlu, konuşmasının bu bölümünde muhatabının genel siyasetten sorumlu genel başkan yardımcıları olduğunu, Şadi Yazıcı’nın ise kendisinin muhatabı olmadığını söyledi.

Yazıcı’yı olay sonrasında da muhatap almadığını belirten İmamoğlu, aradan geçen süreç boyunca hakkında şikayet bulunmasına rağmen kendisinin hiçbir şekilde karşılık vermediğini savundu.

İmamoğlu, “Hiçbir cümlemde şikâyetçinin şahsına yönelik bir hırsızlık suçlaması yoktur, somut bir fiil isnadı bulunmamaktadır” dedi.

“POLİTİK ELEŞTİRİDE DE BULUNAMAYACAK MIYIZ?”

Siyasi eleştirinin suç gibi değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen İmamoğlu, geçmişte belediye başkanlarının yaptığı siyasi eleştirilerin kendisi için de geçerli olması gerektiğini söyledi.

“Dün belediye başkanı olanlara hak olan bana neden olmasın?” diye soran İmamoğlu, yaptığı konuşmanın tümüyle siyasi eleştiri ve genel siyasi değerlendirme niteliğinde olduğunu savundu.

ŞADİ YAZICI’YLA YILLAR ÖNCESİNE UZANAN İLİŞKİYİ ANLATTI

İmamoğlu, Şadi Yazıcı ile arasındaki ilişkiye ilişkin geçmişten örnekler verdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak göreve başladıktan sonra ziyaret ettiği ilk ilçe belediyelerinden birinin Tuzla olduğunu belirten İmamoğlu, 30 Aralık 2019’da Yazıcı’yı makamında ziyaret ettiğini söyledi.

Aynı gün Tuzla’da çeşitli temaslarda bulunduğunu belirten İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde yaşadığı deneyimler nedeniyle siyasi farklılıkları bir kenara bırakıp bütün ilçe belediyeleriyle iş birliği içinde çalışmayı tercih ettiğini anlattı.

9 Haziran 2021’de Şadi Yazıcı’nın annesi merhume Türkan Yazıcı’nın cenazesine de katıldığını söyleyen İmamoğlu, kamu görevlileri arasındaki ilişkilerin karşılıklı saygı ve nezaket temelinde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Görev süresi boyunca Tuzla’da çok sayıda yatırım, hizmet ve projenin hayata geçirildiğini belirten İmamoğlu, Yazıcı’yı birçok program, açılış ve toplantıya davet ettiğini ancak bunların büyük bölümüne katılmadığını söyledi.

Buna rağmen iletişim kanallarını kapatmadıklarını ve Tuzla’nın menfaatine olan her konuda iş birliğine açık olduklarını ifade etti.

İmamoğlu, konuya ilişkin olarak özellikle 25 Ekim 2022’deki açılış programına dikkat çekerek, yıllar boyunca çok sayıda programa davet edilen Yazıcı’nın yalnızca dava konusu olan açılışa katıldığını söyledi.

“SİYASİ HEDEF DOĞRULTUSUNDA BENİ HEDEF ALDI”

İmamoğlu, Yazıcı’nın Tuzla Belediye Başkanlığı döneminde kendisini sosyal medya, YouTube programları ve çeşitli açıklamalar üzerinden hedef aldığını da savundu.

Yazıcı’nın kendisine yönelik nezaketsiz ifadeler ve iftiralardan kaçınmadığını ileri süren İmamoğlu, buna rağmen kendisini hiçbir zaman muhatap almadığını ve tek bir karşılık vermediğini söyledi.

“HALKININ EKONOMİK SIKINTILARINI DİLE GETİRMEKLE MÜKELLEFİM”

İmamoğlu, Türkiye’nin en büyük şehrinin seçilmiş belediye başkanı olarak vatandaşların yaşadığı ekonomik sorunları ve karşılaştıkları siyasi haksızlıkları dile getirmek zorunda olduğunu söyledi.

İddianamede kendisine yöneltilen “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve hakaret suçlamalarının da gerçeği yansıtmadığını savunan İmamoğlu, olay günü kalabalığı yatıştırmaya çalışan kişinin kendisi olduğunu belirtti.

Yargı makamlarının bu ifadeleri siyasi saiklerle yorumladığını düşündüğünü söyleyen İmamoğlu, “Ortada şikâyetçinin şahsına yönelik bir hakaret veya suç kastı yoktur” dedi.

“HAYATIM BOYUNCA KAVGA EDEREK DEĞİL, KONUŞARAK SİYASET YAPTIM”

İmamoğlu, siyaseti kavga üzerinden değil, iletişim ve istişare üzerinden yapmayı benimsediğini söyledi.

Görev yaptığı her yerde siyasi ayrımları bir kenara bırakmaya çalıştığını belirten İmamoğlu, ilçe belediye başkanlarıyla ilişki kurarken partilerine bakmadığını ifade etti.

Beylikdüzü döneminde devlet kurumlarından kendilerine yönelik mesafeli davranışlar gördüğünü savunan İmamoğlu, karakol, okul, cami ve çeşitli kamu yatırımlarının açılışlarına ilgili kurum temsilcilerinin katılmadığı örnekleri anlattı.

“KARAKOL AÇTIK, TEK BİR POLİS BİLE YOKTU”

Beylikdüzü’nde bir karakol yaptıklarını belirten İmamoğlu, bunun açılışına emniyet müdürünün gelmediğini, hatta açılışta tek bir polisin bile bulunmadığını söyledi.

Bir cami açılışında müftü, imam ve müezzinin bulunmadığını, okul açılışlarında ise bakan, milli eğitim müdürü, vali veya kaymakam düzeyinde katılım olmadığını ifade etti.

İmamoğlu, Elazığ’daki bir okul projesinde de benzer sorunlar yaşadıklarını, temel atma töreninde kendisinin bulunduğunu ancak ilgili isimlerin katılmadığını söyledi.

Okulun açılışının kendisi cezaevindeyken yapıldığını ve yapılan hizmetin açılışının engellenmeye çalışıldığını savunan İmamoğlu, bunların kayıt ve belgelerle sabit olduğunu iddia etti.

“HATAY’DA OKUL YAPTIK, O ACIDA BİLE GELMEDİLER”

İmamoğlu, Hatay’da deprem sonrasında okul yaptıklarını, ancak devletin bazı temsilcilerinin açılışa katılmadığını söyledi.

Bunun siyasi nedenlerle olduğunu savunan İmamoğlu, buna rağmen küsüp hizmet üretmekten vazgeçmediklerini ifade etti.

“Rövanş” anlayışıyla hareket etmediklerini belirten İmamoğlu, hizmet anlayışlarının tüm belediye başkanlarını kapsadığını söyledi.

SİLİVRİ ÖRNEĞİ: “MHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANIYLA BİRLİKTE AÇILIŞLAR YAPTIK”

İmamoğlu, Silivri’yi de örnek göstererek siyasi parti ayrımı yapmadan belediye başkanlarıyla birlikte çalıştıklarını anlattı.

2019-2024 döneminde Silivri’de kreşler, altyapı, üst geçitler, kavşaklar ve tarımsal hizmetler dahil çok sayıda çalışmanın hayata geçirildiğini belirten İmamoğlu, o dönemde MHP’li belediye başkanıyla birlikte açılışlara katıldıklarını söyledi.

Belediye başkanlarını rakip olarak değil, aynı şehrin sorumluluğunu taşıyan yol arkadaşları olarak gördüğünü belirten İmamoğlu, hizmet götürürken belediye başkanının oy oranına veya siyasi kimliğine bakmadığını ifade etti.

“SİYASET ARAÇTIR, PARTİ LİDERLERİ KUTSAL DEĞİLDİR”

İmamoğlu, savunmasının bu bölümünde siyasi anlayışını da anlattı.

Siyasi partilerin hizmet için araç olduğunu, parti liderlerinin kutsallaştırılmaması gerektiğini söyleyen İmamoğlu, siyasetin kişiler üzerinden değil kurallar üzerinden yürütülmesi gerektiğini savundu.

İmamoğlu, bu anlayıştan uzaklaşıldığında insanların birbirine düşman olarak bakabildiğini ve Türkiye’nin kurtulması gereken temel cenderenin de bu olduğunu söyledi.

600’Ü AŞKIN AÇILIŞ VURGUSU

İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde 600’ü aşkın açılış gerçekleştirdiklerini belirtti.

Yaklaşık altı yılı aşkın sürede gerçekleştirilen bu etkinliklerin tamamında ilgili devlet kurumlarının, yerel yöneticilerin ve belediye başkanlarının davet edildiğini belirten İmamoğlu, siyasi ayrım yapılmadığını savundu.

Merkezi yönetimin yaklaşık 1,5 yıldır açılış yapamadığını ileri süren İmamoğlu, buna rağmen İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin açılışlarına devam ettiğini söyledi.

Her açılışta devlet kurumlarına, yerel yöneticilere ve belediye başkanlarına davet gönderildiğini belirten İmamoğlu, bunu devlet terbisi, kamu ahlakı ve kurumsal nezaket çerçevesinde yaptıklarını ifade etti.

“BİR DAVA BİTMEDEN DİĞERİ BAŞLIYOR”

İmamoğlu savunmasının diğer bölümünde hakkında yürütülen davaların sayısına ve hakim değişikliklerine dikkat çekti.

Kendisinin 13 ayrı davanın muhatabı olduğunu, bunların 12’sinin ceza, birinin idari yargı davası olduğunu belirten İmamoğlu, bu dosyalarda toplam 19 hakim değişikliği yaşandığını söyledi.

İBB duruşmalarının başladığı 9 Mart’tan bu yana çok sayıda celseye katıldığını belirten İmamoğlu, aynı gün içerisinde üç ayrı salonda üç farklı mahkeme heyeti karşısına çıktığı günlerin olduğunu da anlattı.

Son dönemde kısa sürelerde çok sayıda duruşmaya girdiğini belirten İmamoğlu, süreçte yaşadığı tabloyu “Bir dava bitmeden diğeri başlıyor. Bir soruşturmanın hukuksuzluğunu anlatmadan yenisi geliyor” sözleriyle özetledi.

“KARŞIMDA SİYASİ BİR YARGI DÜZENİ VAR”

İmamoğlu, hakkında yürütülen davaların siyasi olduğunu savunarak yargının siyasi rekabetin aracı haline getirildiğini ileri sürdü.

Adalet Bakanı ve Hakimler ve Savcılar Kurulu’na ilişkin de sert ifadeler kullanan İmamoğlu, yargı mensuplarının siyasi iktidarın etkisi altında hareket ettiğini iddia etti.

Türkiye’de hukuk ve siyaset arasındaki ilişkinin demokratik sınırların dışına çıktığını savunan İmamoğlu, kendisini siyasi tutuklu olarak nitelendirdi.

KILIÇDAROĞLU’NA: “ALLAH KİMSEYİ 80 YAŞINDA BU DURUMA DÜŞÜRMESİN”

İmamoğlu, kendisi için “siyasi tutuklu değil” değerlendirmesinde bulunan eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na da tepki gösterdi.

İmamoğlu, “Allah kimseyi 80 yaşında bu duruma düşürmesin” diyerek Kılıçdaroğlu’nun sözlerine karşı çıktı.

“MİLLİ İRADEYE MÜDAHALE EDİLİYOR” İDDİASI

İmamoğlu savunmasında Üsküdar’daki belediye başkan vekilliği sürecine de değindi.

Sandıkta ortaya çıkan siyasi iradenin belediye meclisi üzerinden değiştirilmeye çalışıldığını savunan İmamoğlu, seçilmişlerin tasfiye edildiğini ileri sürdü.

Bu tabloyu “milli irade hırsızlığı” olarak nitelendiren İmamoğlu, iki meclis üyesi ile üç yaşında bebeği bulunan bir kadın ve herhangi bir görev ve yetkisi olmadığını söylediği bir avukatın cezaevine gönderilmesini de eleştirdi.

Söz konusu gelişmelerin siyasi rekabet değil, siyasi baskı olarak görülmesi gerektiğini savunan İmamoğlu, muhalefet partisinin de siyasi ve hukuki müdahalelerle karşı karşıya bırakıldığını ileri sürdü.

“PARTİ DEVLETİ OLAMAYIZ”

Türkiye’nin parti devletine dönüşmemesi gerektiğini söyleyen İmamoğlu, 2017’den itibaren güçler ayrılığı ilkesinin zayıflatıldığını ve yetkilerin tek elde toplandığını savundu.

Bu sistemin Türkiye’yi demokratik ve kurumsal açıdan zayıflattığını belirten İmamoğlu, ekonomik sorunlar, işsizlik ve toplumsal umutsuzluk gibi başlıkların da bu yönetim anlayışıyla bağlantılı olduğunu ifade etti.

İmamoğlu, bugün karşı karşıya olduğu davanın da kişilere bağlı siyaset anlayışının bir sonucu olduğunu savundu.

“ŞİDDETLE DEĞİL, HİZMETLE CEVAP VERDİK”

İmamoğlu, yaşadığı tüm siyasi ve idari sorunlara rağmen hizmet üretmeye devam ettiklerini belirterek, kendisinin ve çalışma arkadaşlarının rövanş anlayışı taşımadığını söyledi.

İstanbul’daki 39 ilçe belediye başkanıyla siyasi görüş ayrımı yapmadan ilişki kurduklarını, bazılarını iki, üç, hatta dört kez ziyaret ettiklerini anlatan İmamoğlu, aynı anlayışın halen devam ettiğini söyledi.

İmamoğlu’nun savunması sırasında mahkeme başkanı zaman zaman müdahale ederek konuşmanın dava konusuyla sınırlı tutulmasını istedi.

Duruşmada İmamoğlu’nun dava konusu sözlerine ilişkin savunması ile diğer açıklamalarının alınmasına devam ediliyor.