İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “siyasi casusluk” suçlamasıyla tutuklu yargılandığı davanın üçüncü duruşmasında yeni gelişmeler yaşandı. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 4 No’lu duruşma salonunda görülen duruşmada, İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün de sanık olarak yer aldı.
Duruşmada İmamoğlu daha önce yaptığı savunmada, hakkında yürütülen çok sayıda yargılamaya, siyasi casusluk suçlamasına ve fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İmamoğlu, kendisiyle birlikte yargılanan Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında casusluk suçlaması yöneltilmesini eleştirirken, Hüseyin Gün hakkında da aynı suçlamanın yöneltilmesini “devlet adına utanç verici bir durum” olarak nitelendirdi.
İmamoğlu, iki yılda kendisi hakkında 20’ye yakın dava açıldığını, halen 13 ceza davasıyla mücadele ettiğini ve bu mahkemelerde yaklaşık 23 hâkim değişikliği yaşandığını söyledi. İmamoğlu, yaşanan sürecin adil yargılanmasını engellediğini savundu.
“DEVLET ADINA UTANÇ VERİCİ DURUM”
İmamoğlu, 19 Mart’tan bu yana farklı suçlamalarla karşı karşıya kaldığını belirterek, siyasi danışmanı Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün hakkında yöneltilen casusluk suçlamalarını eleştirdi.
Necati Özkan’ı yakından tanıdığını ve dostluk yaptığını belirten İmamoğlu, Özkan’ın Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev yapmış bir isim olduğunu söyledi. Merdan Yanardağ’ı ise uzun süredir takip ettiğini ve fikirlerini beğendiğini ifade eden İmamoğlu, Hüseyin Gün’ü ise bu dava kapsamında tanıdığını aktardı.
İmamoğlu, üç isim hakkında da casusluk suçlaması yöneltilmesini eleştirerek bu durumun devlet açısından utanç verici olduğunu savundu.
“NEPOTİZM ZİRVE YAPMIŞ”
Savunmasında fon krizine ilişkin iddialarını da gündeme getiren İmamoğlu, fon vurguncuları hakkında daha önce gerekli yerlere uyarılar yapıldığını ve bu uyarıları yapan kişilerin gözaltına alındığını ileri sürdü.
İmamoğlu, fon krizinin içerisinde iktidarla bağlantılı kişilerin, eşlerin, dostların ve akrabaların bulunduğunu iddia ederek, üst düzey bürokrasi ile “saray siyasetinin” fonların içerisinde yer aldığını savundu.
İmamoğlu, “Üst düzey bürokrasi ve saray siyasetinin parmakları bu fonların içinde. Bu kadar ayan beyan. Düzenlenecek olanlar da onlar, denetleyecek olanlar da onlar” ifadelerini kullandı.
Kendisinin görev yaptığı dönemlerde akrabalık ilişkilerine karşı kurallar getirdiklerini belirten İmamoğlu, bir yöneticinin akrabasının yönetici olamayacağını ve işe alınamayacağını söyledi.
İmamoğlu, bu kurallarla devlet görevinde bulunduklarını ve kamu kaynaklarının milletin çocuklarına burs olarak aktarılmasını amaçladıklarını ifade etti.
FATMA BETÜL SAYAN KAYA HAKKINDAKİ İDDİALARI GÜNDEME GETİRDİ
İmamoğlu, savunmasında eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’ya ilişkin daha önce gündeme gelen burs iddialarını da dile getirdi.
İmamoğlu, genç bir kadına İBB tarafından 110 bin dolar burs verildiğini öne sürerek, kendi döneminde 5,5-6 yıllık süreçte bugünkü değerle 12,5 milyar liranın 600 bin çocuğa dağıtıldığını söyledi.
Söz konusu kişinin yurt dışında eğitim gördükten sonra kuruma geri dönerek hizmet etmesi yönünde çağrılar yapıldığını ancak yanıt verilmediğini ileri süren İmamoğlu, bu kişinin kuruma gelip hizmet etmediğini savundu.
İmamoğlu, söz konusu dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olduğunu ve aynı kişinin Erdoğan’a danışmanlık yaptığını belirterek iddiaların araştırılması gerektiğini savundu.
“SİYASİ SORUMLULUKTAN KAÇILMAMALI”
İmamoğlu, fon krizinin yalnızca bireysel kişilerin eylemleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.
Yatırım fonlarında yaşanan gelişmelerin tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini belirten İmamoğlu, siyaset ve bürokrasi içerisinde bu süreçle ilişkisi olduğu iddia edilen kişilerin ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.
Daha önce yaptığı açıklamada da yüz binlerce kişinin mağdur olduğunu savunduğu fon krizinin bütün yönleriyle aydınlatılması çağrısında bulunan İmamoğlu, soruşturmanın yalnızca belirli kişilerin üzerine yoğunlaştırılmaması gerektiğini ifade etti.
“MİT 4 AYDIR YANIT VERMİYOR”
İmamoğlu savunmasının devamında, davanın merkezindeki siyasi casusluk suçlamasına ilişkin MİT Başkanlığına yöneltilen soruları gündeme getirdi.
Mahkemenin MİT’e iki ayrı konuda yazı gönderdiğini belirten İmamoğlu, bu yazılara yaklaşık dört aydır yanıt verilmediğini söyledi.
İmamoğlu, mahkemenin kendisinin ve diğer sanıkların casusluk faaliyetinde bulunup bulunmadığına ilişkin MİT’in elinde herhangi bir rapor veya tespit olup olmadığını sorduğunu aktardı.
Bir diğer sorunun ise Hüseyin Gün’e ait olduğu belirtilen veriler ile “ibb.gov.tr” alan adına ait olduğu ileri sürülen verilerin Türk Ceza Kanunu’nun 328’inci maddesi kapsamında devletin güvenliği veya iç ve dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgiler arasında bulunup bulunmadığına ilişkin olduğunu belirtti.
İmamoğlu, dört aydır yanıt beklenen soruların cevaplanmasının uzun zaman alacak nitelikte olmadığını savundu.
“MİT yıllarca cevap vermezse siz olmayan şeyin olmadığını beklemeye mi devam edeceksiniz?” diye soran İmamoğlu, kendilerinin yıllarca tutuklu kalmasının mı bekleneceğini dile getirdi.
“CASUSLUK VAR MI, YOK MU?”
İmamoğlu, MİT’in elinde kendisinin ve diğer sanıkların casusluk faaliyetinde bulunduğuna ilişkin herhangi bir rapor veya tespit bulunup bulunmadığının açıklanmasını istedi.
İmamoğlu ayrıca MİT Başkanı İbrahim Kalın’a da seslenerek, Hüseyin Gün ile fotoğraf çektiren Kalın’ın MİT’in başına getirildiği bir durumda, kendisinin Gün ile fotoğraf çektirmiş olmasının nasıl casusluk gerekçesine dönüştürüldüğünü sorguladı.
Mahkemeye yöneltilen soruların yanıtlanmasının davanın seyri açısından önem taşıdığını savunan İmamoğlu, siyasi casusluk suçlamasının kendisi açısından ağır bir itham olduğunu söyledi.
DURUŞMADA TANIKLAR DİNLENDİ
Davanın üçüncü duruşmasında tanıkların dinlenmesinin ardından duruşma savcısı mütalaasını açıkladı.
Savcı, MİT Başkanlığına yazılan müzekkerelerin akıbetinin sorulmasını talep etti. Savcı ayrıca mevcut delil durumu ile sanıklara yöneltilen suçun niteliği ve mahiyeti gerekçesiyle tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini istedi.
Savcının talebi Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ü kapsadı.
SAVCININ TALEBİNİN ARDINDAN DURUŞMAYA ARA VERİLDİ
Savcının mütalaasının ardından mahkeme, duruşmaya bir saat ara verdi.
Duruşmayı YENİ Parti milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Evrim Rızvanoğlu ve Türkan Elçi, YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş, eski Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, sanatçı Orhan Alkaya ve tutuklu sanıkların aileleri de takip etti.
Mahkemenin ara sonrasında tutukluluklara ilişkin kararını açıklaması bekleniyor.
“YARGIYA GÜVENİN YENİDEN TESİS EDİLMESİ GEREKİYOR”
İmamoğlu savunmasında ayrıca Türkiye’de adalet mekanizmasının işleyişine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İktidarların, siyasi partilerin, bakanların, milletvekillerinin ve cumhurbaşkanlarının değişebileceğini ancak devletin kalıcı olduğunu belirten İmamoğlu, siyasi rakiplerin davalar ve soruşturmalar yoluyla siyaset alanının dışına itilmemesi gerektiğini savundu.
Yargının yeniden güven veren bir yapıya kavuşması gerektiğini ifade eden İmamoğlu, kendi davasının da yalnızca kişisel bir mesele olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
İmamoğlu, yaşanan sürecin Türkiye’de hukuk güvenliği ve adalete güven açısından değerlendirilmesi gerektiğini savundu.




