Tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde kişisel aracını makam aracı olarak kullanması nedeniyle “görevi kötüye kullanma” suçundan yargılandığı davada savunması sürdü.
Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından açılan ve Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi 4 No’lu salonda görülen 12 sanıklı davada konuşan İmamoğlu, hakkında yürütülen davaların siyasi nitelik taşıdığını savundu.
“ÖZGÜRLÜĞÜ SARAYA YAKINLIKLA ÖLÇEN ZİHNİYET”
İmamoğlu, savunmasının başında siyasi tutukluların serbest bırakılması ve yargılanan kişilerin tutuksuz yargılanması çağrısında bulundu.
Hakkındaki süreçlerin siyasi olduğuna ilişkin değerlendirmesini sürdüren İmamoğlu, kendisini “siyasi tutsak” olarak görmeyenlerle övünen anlayışın özgürlüğü saraya yakınlık üzerinden değerlendirdiğini öne sürdü.
İmamoğlu, kendisinin iradesini hiçbir makama teslim etmediğini belirterek, bulunduğu koşullardan bağımsız şekilde doğru bildiklerini söyleyen ve millet iradesini savunan kişilerin özgür olduğunu ifade etti.
“İBB’DE DE KENDİ ARACIMI KULLANDIM”
Beylikdüzü döneminde olduğu gibi İBB Başkanlığı sırasında da kendi aracını kullandığını anlatan İmamoğlu, yakıt ve benzeri giderleri kendisinin karşıladığını söyledi.
İmamoğlu, yalnızca aracının bakım zamanı geldiğinde belediyede makam aracı bulunup bulunmadığını sorduğunu ve kendisine iki aracın bulunduğunun söylendiğini belirtti.
“BİZ YAPSAK İDAML A YARGILARDILAR”
Belediyeye ait makam araçlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan İmamoğlu, 2015 ve 2017 yıllarında alınan iki araca dikkat çekti.
Söz konusu araçların İBB tarafından iştiraklere aldırıldığını belirten İmamoğlu, araçların Mercedes S 600 model, VR10 seviyesinde zırhlı araçlar olduğunu söyledi. Araçların çok yüksek yakıt tüketimine sahip olduğunu ve kendisinin bunları sınırlı kullandığını ifade eden İmamoğlu, daha sonra satışa çıkarılmalarını istediğini ancak alıcı bulunamadığını aktardı.
“BAŞKANLIĞI ZENGİNLEŞMENİN ADRESİ OLARAK GÖRMEDİM”
Makam aracı kullanımına ilişkin tartışmadan kaçmadığını belirten İmamoğlu, kamu görevlisinin yaptığı harcamaların hesabını vermesi gerektiğini söyledi.
Beylikdüzü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi dönemlerinde başkanlık makamını zenginleşme, gösteriş veya ayrıcalık alanı olarak görmediğini savunan İmamoğlu, kamu görevini daha fazla imkan değil daha fazla sorumluluk olarak değerlendirdiğini ifade etti.
Kendi aracını kullanmasının da belediyeye makam aracı kiralamamak amacı taşıdığını belirten İmamoğlu, bugün aynı tercih nedeniyle sanık olarak yargılandığını söyledi.
“30 MİLYONUN ÜZERİNDE KAMU FAYDASI ÜRETTİM”
İmamoğlu, 11 yıllık görev sürecinde kamu zararı oluşturmadığını, aksine 30 milyon liranın üzerinde kamu faydası sağladığını savundu.
Araçla ilgili yakıt ve diğer giderlerin, ortağı olduğu ve şu anda TMSF tarafından yönetilen şirket tarafından faiziyle birlikte belediyeye ödendiğini belirten İmamoğlu, yaklaşık 215 bin liralık ödemenin yaklaşık bir yıl önce yapıldığını aktardı.
İmamoğlu, benzer dönemlerde bazı belediyelerde makam aracı kiralamalarının yapıldığını da örnek göstererek kendisi hakkında yürütülen işlemin kapsamını eleştirdi.
MÜFETTİŞ SÜRECİNE İLİŞKİN İDDİALAR
Dosyanın hazırlanmasında görev alan müfettiş İsmail Yıldırım’a ilişkin de çeşitli iddialar dile getiren İmamoğlu, müfettişin geçmişte AKP’den milletvekili adaylığı yaşadığını ve daha önce İBB hakkında gerçekleştirilen bir soruşturmada da görev aldığını savundu.
İmamoğlu, aynı müfettişin Beylikdüzü Belediyesi’nde kendisinin yaklaşık 30 yıl önceki inşaatlarına ilişkin ruhsatları dahi incelettiğini öne sürdü.
Bu sürecin kendisine yönelik kapsamlı bir siyasi saldırının parçası olduğunu savunan İmamoğlu, dava dosyasının ortaya çıkış biçimini eleştirdi.
“HUKUK YOLSUZLUĞU” İDDİASI
Hakkındaki süreci eleştirerek davanın açılmasını yalnızca hukuki bir hata olarak değerlendirmediğini belirten İmamoğlu, yaşananların siyasi amaç taşıdığını savundu.
İmamoğlu, sürecin arkasında bulunduğunu iddia ettiği kişilerin gelecekte bağımsız ve tarafsız yargı önünde hesap vereceğini öne sürdü.
“YARGININ ABSÜRT DAVALARLA YORULMASINI İSTEMİYORUM”
Savunmasının sonunda mahkemeden, yargı düzeninin daha fazla zarar görmemesi gerektiğini belirten bir değerlendirmede bulunan İmamoğlu, hakkında açılan davaların yargı sistemine yeni bir yük getirmemesi gerektiğini söyledi.
İmamoğlu, kendisinin ailesi ve özel hayatıyla birlikte uzun süredir yoğun biçimde incelendiğini savunarak, buna rağmen dimdik ayakta olduğunu ifade etti.
Kendisini kamu kaynaklarına sahip çıkılması gerektiğine inanan ve makamı ayrıcalık değil emanet olarak gören bir anlayışın temsilcisi olarak tanımlayan İmamoğlu, savunmasını kamuoyuna da seslenerek tamamladı.