İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporunda, Ekrem İmamoğlu hakkında açılan davaya ilişkin değerlendirmeler yer aldı. Raporda, yargılama sürecine dair kaygılar dile getirildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), "Türkiye: Erdoğan’ın en güçlü rakibi hakim karşısında" isimli raporunda İBB davasını inceledi. Raporda, Ekrem İmamoğlu’nun 9 Mart 2026’da “siyasi saiklerle açılmış toplu bir yolsuzluk davasının” baş sanığı olarak hakim karşısına çıkacağı belirtildi.

Örgüt, dava dosyasındaki delillerin önemli bölümünün gizli tanık ifadelerine dayandığını ifade etti. Raporda, “Türkiye’de siyasi saiklerle açılmış diğer davalarda olduğu gibi, dosyadaki delillerin büyük bölümü savunma avukatlarından kimlikleri gizlenen 15 gizli tanık ile davada olası bir ceza indirimi karşılığında ifade vermeyi kabul eden 76 sanık arasından kişilerin beyanlarına dayanıyor” denildi.

Raporda ayrıca savcılar ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan açıklamaların da yargı süreci açısından tartışma yarattığı belirtildi. Örgüt, bu durumun İmamoğlu’nun adil yargılanma hakkına ilişkin kaygıları artırdığını ifade etti.

YEREL SEÇİMLER SONRASI SORUŞTURMALAR ARTTI

Denizli'de gece yarısı korkutan üçüncü deprem!
Denizli'de gece yarısı korkutan üçüncü deprem!
İçeriği Görüntüle

Raporda, 2024 yerel seçimlerinden sonra CHP’li belediyelere yönelik soruşturmaların arttığına da dikkat çekildi.

Raporun son kısmında; "İmamoğlu’na karşı açılan davaların yanı sıra, parti yönetiminin seçildiği CHP kurultaylarının geçerliliğine ilişkin yargı süreçleri başlatıldı; İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturması kapsamında İstanbul’un diğer ilçelerindeki ve Adana ile Antalya gibi büyük şehirlerdeki CHP’li belediye başkanları da tutuklanıp görevden alındı. Bu hamleler, partinin iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi–Milliyetçi Hareket Partisi (AKP-MHP) ittifakına karşı gelecekteki cumhurbaşkanlığı, parlamento ve yerel seçimlerde etkili bir muhalefet yürütmesini zorlaştırıyor.

Bu tablo, İmamoğlu ve diğer seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanmasının ve haklarında yürütülen ceza soruşturmaları ile davaların meşru olmayan bir amaca hizmet ettiğine güçlü biçimde işaret ediyor. Bu durum, devletlerin haklara getirilen kısıtlamaları amaçları dışında kullanmasını yasaklayan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18. maddesindeki güvencelerle bağdaşmıyor. Davalar ayrıca Türkiye makamlarının siyasi katılım, ifade özgürlüğü ve adil yargılanma haklarına müdahalesine ilişkin de kaygı doğuruyor.

Muhalif olarak görülen bağımsız haber kanalları, İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve muhalefete yönelik baskılara ilişkin eleştirel haberleri nedeniyle para cezaları ve yayın yasaklarıyla karşı karşıya kaldı; haklarında soruşturmalar açıldı ve bazı gazeteciler gözaltına alındı veya tutuklandı" denildi.