Psikiyatrist ve yazar Gülseren Budayıcıoğlu, meslek yaşamı boyunca edindiği deneyimleri ve kişisel yolculuğunu okurlarla buluşturan yeni kitabı “Anlaşılmak Şifadır” ile raflardaki yerini aldı. Gazeteci Mert İnan ile gerçekleştirilen nehir söyleşi formatındaki eser, insan ruhuna dair derinlikli değerlendirmeler sunuyor.
Doğan Kitap tarafından yayımlanan kitapta çocukluk döneminde oluşan duygusal yaralar, ilişkilerin insan yaşamındaki etkileri, aşk, değersizlik duygusu, kadına yönelik şiddetin psikolojik boyutları, dijital çağın getirdiği yalnızlık hissi ve bireyin kendisiyle kurduğu ilişki ele alınıyor.
HER HİKAYEDE ORTAK BİR ARAYIŞ VAR
Budayıcıoğlu, uzun yıllar boyunca binlerce insanın hayat hikâyesine tanıklık ettiğini belirterek, farklı yaşam öykülerinin ortak bir noktada buluştuğunu söylüyor. Yazara göre insanların en temel ihtiyaçlarından biri anlaşılmak ve duygularının görülmesi.
Kitap, yalnızca psikoloji meraklılarına değil, ilişkilerinde tekrar eden sorunların nedenlerini sorgulayan, kendisini anlamaya çalışan ve iç dünyasına dair cevaplar arayan geniş bir okur kitlesine hitap ediyor.
ANLAŞILMAK İYİLEŞMENİN İLK ADIMI
Eserin merkezinde “anlaşılmak” kavramı bulunuyor. Budayıcıoğlu, insanların çoğu zaman çözümden önce görülmeye ve duyulmaya ihtiyaç duyduğunu vurguluyor. Ona göre samimi bir ilgi ve gerçek bir temas, yıllardır taşınan duygusal yüklerin hafiflemesinde önemli rol oynuyor.
Yazar, kitabında mesleki deneyimlerini akademik bir anlatımdan uzak, okurla sohbet eder gibi samimi bir dille aktarıyor. Bu yönüyle eser, terapi desteğine ulaşamayan ya da yaşadığı duyguları tanımlamakta zorlanan kişilere de sesleniyor.
ÇOCUKLUKTA ŞEKİLLENEN İNANIŞLAR YETİŞKİNLİĞİ ETKİLİYOR
Kitapta öne çıkan başlıklardan biri de çocukluk döneminde oluşan temel inançlar. Budayıcıoğlu, bireyin küçük yaşlarda kendisiyle ilgili geliştirdiği değer, sevgi ve güven algısının ilerleyen yıllarda kurduğu ilişkileri büyük ölçüde etkilediğine dikkat çekiyor.
Çocuklukta edinilen deneyimlerin çoğu zaman fark edilmeden insanın yaşam senaryosuna dönüştüğünü ifade eden yazar, okurları kendi iç dünyalarındaki görünmez kuralları sorgulamaya davet ediyor.
DİJİTAL ÇAĞDA YALNIZLIK DERİNLEŞİYOR
Eserde günümüz insanının karşı karşıya kaldığı dijital yalnızlık da önemli bir yer tutuyor. Budayıcıoğlu, iletişim araçlarının hiç olmadığı kadar geliştiği bir dönemde insanların kendilerini daha yalnız ve kopuk hissedebildiğini belirtiyor.
Yazara göre dijital dünyanın yoğunluğu içinde bireyi hayata bağlayan en önemli unsurlar, gerçek ilişkiler kurabilmek, samimi temaslar yaşayabilmek ve duyulduğunu hissedebilmek.
İLİŞKİLER HEM YARALIYOR HEM İYİLEŞTİRİYOR
Budayıcıoğlu, ilişkileri yalnızca romantik bağlarla sınırlı görmüyor. Aile içinde yaşanan deneyimlerden okul hayatına, iş yaşamından sosyal medyaya kadar uzanan tüm etkileşimlerin kişinin kendilik algısını şekillendirdiğini ifade ediyor.
Kitap, ilişkilerin insan üzerinde bıraktığı yaraların yanı sıra iyileştirici gücüne de dikkat çekiyor. Geçmişle yüzleşmenin, kırgınlıkları fark etmenin ve kişinin kendi hikâyesini sahiplenmesinin değişim için önemli bir başlangıç olduğu vurgulanıyor.





