3 Haziran 2026 tarihli mektubunda kendisini 26 yaşında bir Grup Yorum emekçisi olarak tanıtan Can Kaba, 24 Nisan’dan bu yana tutuklu olduğunu belirtti. Kaba, tutuklanma gerekçesi olarak İdil Kültür Merkezi’nde yürüttüğü sanat çalışmaları ile konserlerde bağlama çalıp türkü söylemesinin gösterildiğini öne sürdü.
“Grup Yorum 40 yıldır halk için sanat yapıyor, gerçekleri söylüyor. İşte bizim de suçumuz budur.” ifadelerini kullanan Kaba, yargılama sürecine ilişkin eleştirilerini de mektubuna taşıdı.
KOĞUŞ KOŞULLARINI ANLATTI
Mektubunda cezaevindeki fiziki koşullara da yer veren Kaba, dört kişinin yaklaşık 8 metrekarelik bir yaşam alanını paylaştığını iddia etti. Ranzalar, dolaplar, masa, sandalyeler ile banyo ve tuvaletin aynı bölümde bulunduğunu belirten Kaba, aynı koğuşta sağlık sorunları bulunan tutuklu Yüksel Doğan ile kaldığını ifade etti.
Kaba, günde yalnızca iki saat havalandırmaya çıkabildiklerini, günün kalan 22 saatini ise koğuşta geçirmek zorunda olduklarını dile getirdi.
“MAHREMİYET HAKKIMIZ İHLAL EDİLİYOR”
Cezaevi koşullarına ilişkin Adalet Bakanlığı’na çok sayıda dilekçe sunduklarını aktaran Kaba, kalabalık koğuş düzeninin özel hayatın gizliliği ve mahremiyet hakkını ihlal ettiğini savundu.
Koşulların düzeltilmesini talep ettiklerini belirten Kaba, taleplerine karşılık alamamaları üzerine bazı tutukluların açlık grevine başladığını yazdı.
Mektuba göre Hasan Basri Yıldız’ın 17 gündür, Taceddin Erol Şahin’in ise 36 gündür yalnızca limon ve şeker tüketerek açlık grevini sürdürdüğü belirtildi. Kaba, kendisi ve Cem Dursun’un da eyleme katıldığını ifade ederek, talepleri karşılanıncaya kadar açlık grevinin devam edeceğini kaydetti.
“SESİMİZİ DUYURUN”
Can Kaba, mektubunu halk müziği sanatçısı Kutsal Evcimen’e şu çağrıyla tamamladı:
“Benim anlatacaklarım bunlar. Sizden isteğim ise sesimizi duymanız, duyurmanız. Dayanışmanın gücüne inanıyoruz.”