YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında belediyelere yönelik tutuklama ve görev değişikliklerini, sermaye piyasalarındaki fon krizini, gazetecilere yönelik işlemleri ve 2027 bütçesine ilişkin değerlendirmelerini gündeme getirdi. Günaydın, asgari ücretin en az 45 bin 800 liraya yükseltilmesini, işçi ve esnaf emeklilerine ek ödeme yapılmasını ve memur emeklilerine seyyanen zam verilmesini istedi.
Günaydın, konuşmasında fon krizinde ortaya çıkan kayıplar ve gelir dağılımındaki eşitsizlik üzerinden iktidarı eleştirerek, “30 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyorsa sebebi sizin soygunlarınızdır” dedi.
“BELEDİYELER ÜZERİNDE MİLLETİN İRADESİNE MÜDAHALE EDİLİYOR”
31 Mart 2024 yerel seçimlerinin üzerinden iki buçuk yıl geçtiğini belirten Günaydın, farklı siyasi partilerden seçilen 106 belediye başkanının “havuç ve sopa ilişkisiyle” AKP’ye geçirildiğini öne sürdü. Günaydın, bu belediye başkanlarının 36’sının CHP’den, 41’inin Yeniden Refah Partisi’nden, 11’inin İYİ Parti’den ve kalanlarının diğer siyasi partilerden seçildiğini söyledi.
Belediye başkanlarının tutuklanması ve yerlerine başkan vekilleri görevlendirilmesi yoluyla da belediyelerin el değiştirdiğini savunan Günaydın, İstanbul Gaziosmanpaşa, Bayrampaşa, Beykoz, Şile, Üsküdar, Adalar ve Ataşehir’in yanı sıra Bursa Büyükşehir Belediyesi, Hakkari Derecik, İzmir Menderes ve İstanbul’daki diğer bazı belediyeleri örnek gösterdi.
Günaydın, söz konusu yerlerde seçmenlerin AKP dışındaki adaylara oy verdiğini belirterek, belediye başkanlarının tutuklanması sonrasında başkan vekilleri üzerinden belediyelerin AKP’ye geçtiğini ileri sürdü.
TUTUKLU BELEDİYE BAŞKANLARININ İSİMLERİNİ SAYDI
Günaydın, görevdeyken tutuklanan belediye başkanlarının isimlerini sıraladı. Günaydın’ın açıklamasında şu isimler yer aldı:
Ekrem İmamoğlu, Rıza Akpolat, Alaattin Köseler, Resul Emrah Şahan, Mehmet Murat Çalık, Hasan Akgün, Hakan Bahçetepe, Erdal Beşikçioğlu, Oya Tekin, Muhittin Böcek, Niyazi Nefi Kara, Özgür Kabadayı, Hasan Mutlu, Tanju Özcan, Ömer Gürel, Mustafa Bozbey, Yılmaz Tozan, Onursal Adıgüzel, Fikret Albayrak, Mustafa Günay, Görkem Duman, Bora Balcıoğlu, Mustafa Turgut, Ali Ercan Akpolat, İsmail Yetişkin, Özkan Yalım, Hüseyin Can Güner, Fatma Kaplan Hürriyet, Sinem Dedetaş, Vahap Seçer, Ahmet Serkan Tuncer ve Abdullah Özyiğit.
Günaydın, bu isimlerden yalnızca Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak’ın yakın zamanda tahliye edildiğini belirterek, toplam 32 belediye başkanının hâlen tutuklu olduğunu söyledi.
Tutuksuz yargılanan belediye başkanları arasında Ahmet Özer, Kadir Aydar, Zeydan Karalar, Abdurrahman Tutdere, Onur Yiğit, İnan Güney ve Utku Caner Çaykara’yı sayan Günaydın, eski belediye başkanlarından Tunç Soyer, Şükrü Sözen ve Turgay Erdem’in tutuklu olduğunu ifade etti. Günaydın ayrıca Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Ahmet Şahin ile Ataşehir Belediye Başkan Vekili Murat Güneş’in de tutuklu bulunduğunu belirtti.
Türkiye’de 13 belediyede kayyım görevlendirildiğini söyleyen Günaydın, bunlardan Esenyurt, Şişli ve Ovacık’ın CHP ve YENİ Parti ile ilişkili belediyeler olduğunu, diğer belediyelerin ise DEM Parti’ye ait olduğunu öne sürdü.
Günaydın, Türkiye’de yaklaşık bin 400 belediye bulunduğunu belirterek, gözaltı, tutuklama ve belediye başkanı transferlerinin muhalif belediyeler üzerinden gerçekleştiğini savundu. Bu uygulamaların demokratik olmadığını ileri süren Günaydın, “Gözaltı, tutukluluk, transfer hep muhalif belediyeler üzerinden gerçekleşiyor” dedi.
ANKETLERİ GÖSTEREREK ESENYURT ÖRNEĞİNİ VERDİ
Günaydın, kürsüden Esenyurt için yapıldığını belirttiği bir kamuoyu yoklamasını göstererek YENİ Parti’nin oy oranını yüzde 33,2, AKP’nin oy oranını ise yüzde 28,2 olarak açıkladı.
Esenyurt’un yer aldığı üçüncü seçim bölgesine ilişkin milletvekili dağılımı tahminini de paylaşan Günaydın, YENİ Parti’nin 16, AKP’nin 13, DEM Parti’nin 3, Yeniden Refah Partisi’nin 1, MHP’nin 1, İYİ Parti’nin 1 ve Zafer Partisi’nin 1 milletvekili çıkarabileceğinin öngörüldüğünü söyledi.
2023 genel seçim sonuçlarıyla söz konusu anketi karşılaştıran Günaydın, AKP’nin oyunun yüzde 33,45’ten yüzde 28,2’ye, CHP’nin oyunun ise yüzde 23,68’den yüzde 2,3’e gerilediğini; YENİ Parti’nin oyunun yüzde 33,2’ye yükseldiğini ileri sürdü.
Günaydın, belediyelere yönelik uygulamaların seçmen tercihlerini değiştirip değiştirmediğini sorgulayarak, Esenyurt’taki tablonun iktidar açısından beklenen sonucu vermediğini savundu.
Üsküdar, İzmit, Aydın ve Bursa’dan da örnekler veren Günaydın, belediyelerin yeniden kazanılmasının yolunun seçmenlerin oyunu ve desteğini almaktan geçtiğini söyledi. Aydın’da belediye başkanının transfer edilmesinin seçmen iradesinin de transfer edildiği anlamına gelmediğini belirten Günaydın, kamu görevlileri aracılığıyla seçmen iradesine müdahale edildiğini öne sürdü.
ESENYURT KAYYUM YARDIMCISI YUSUF ULUTAŞ HAKKINDA İDDİALAR
Esenyurt Kayyumu Can Aksoy’un yardımcısı Yusuf Ulutaş’ın AKP’li siyasetçilerle çekilmiş fotoğraflarını gösteren Günaydın, Ulutaş’ın geçmişte istisnai memurluk statüsüne geçirildiğini iddia etti.
Günaydın, Fatma Betül Sayan Kaya’nın bakanlık yaptığı iki yıllık dönemde 60 kişiyi istisnai memurluğa geçirdiğini öne sürerek, bu kişilerin hangi özellikleri nedeniyle bu statüye alındığını ve bugün nerelerde görev yaptıklarını soru önergesiyle sorduklarını belirtti.
Ulutaş’ın istisnai memurluğun ardından Beyoğlu’nda belediye başkan yardımcılığı görevine getirildiğini söyleyen Günaydın, Ulutaş hakkında rüşvet iddiaları bulunduğunu ve bu iddiaların dikkate alınmadığını savundu.
Günaydın, Ulutaş’ın Esenyurt’ta kayyum yardımcısı olarak görevlendirildiğini belirterek, rüşvet paralarını saklamak amacıyla özel bir daire kiralandığını, daireye kasalar yerleştirildiğini ve bu kasalarda 7,5 milyon dolar bulunduğunu ileri sürdü.
“ARKALARINDA ENKAZ BIRAKTIKLARI HALDE İKİ YIL MAAŞ ALACAKLAR”
Günaydın, sermaye piyasalarında yaşanan fon krizine ilişkin konuşmasında mağdurların zararının en az 830 milyar liraya ulaştığını, borsadaki kaybın ise 5 trilyon lirayı aştığını iddia etti. Fon görüşmelerinin mağdurların sorunlarını çözmediğini savunan Günaydın, bazı üst düzey kamu yöneticilerinin görevden ayrıldıktan sonra iki yıl boyunca maaş almaya devam edebildiğini söyledi.
Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Mahmut Sütçü’nün istifa ettiğini açıkladığı gün görevden alındığını belirten Günaydın, SPK’nin eski başkanı İbrahim Ömer Gönül’ün 6 Mayıs 2026’da görev süresini doldurduğunu, 8 Mayıs’ta Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu Başkanlığına atandığını ve yaklaşık beş buçuk ay sonra bu görevden de alındığını ifade etti.
Günaydın, görevden ayrılan yöneticilerin iki yıl daha maaş almasının kamu vicdanını yaraladığını belirterek, bu uygulamayı değiştirmek amacıyla kanun teklifi verdiğini söyledi.
Teklif kapsamında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Bankacılık Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu ile Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumuna ilişkin düzenlemelerde değişiklik yapılmasının istendiğini aktaran Günaydın, görevinden istifa ederek ya da görevden alınarak ayrılan ve arkasında ciddi sorunlar bırakan yöneticilere kamu kaynaklarından iki yıl daha maaş ödenmemesi gerektiğini savundu.
“TARIM BAKAN YARDIMCISI, 100 MİLYON LİRAYI NEREDEN BULDUN?”
Fon krizinde adı geçen kişilerin yatırımlarına da değinen Günaydın, Fatma Betül Sayan Kaya’nın 163 milyon lirasını borsa ve fonlara yatırabildiğini ileri sürdü. Günaydın, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu’nun 100 milyon lira, Tarım Sigortaları Genel Müdürü Taha Çakmak’ın ise 100 milyon lirayı aşan bir tutarı fona yatırdığını iddia etti.
Çakmak’ın temsil ettiği kurumu zarara uğrattığını da öne süren Günaydın, kişisel olarak fona yatırdığı paranın 500 milyon liraya yaklaştığını söyledi. Günaydın, Nihat Zeybekci’nin de 250 milyon lira yatırdığını iddia ederek söz konusu kişilerin bu servetleri nasıl elde ettiğinin açıklanmasını istedi.
Günaydın, milyonlarca insanın geçim sıkıntısı yaşadığı bir dönemde bu büyüklükteki yatırımların nasıl yapılabildiğini sorguladı.
“GERİYE KALANLARI KİM KORUYOR?”
Fon krizinin işleyişine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Günaydın, bazı şirketlerin halka arz edildiğini, ilişkili fonların hisseleri topladığını, fiyatların yükseltildiğini ve fon getirilerinin yüksek gösterildiğini öne sürdü.
Bu yöntemle “mucize fon” algısı oluşturulduğunu ve yeni yatırımcıların fonlara çekildiğini savunan Günaydın, daha sonra içerideki hisselerin fona satıldığını, çıkışların hızlanmasıyla küçük yatırımcıların zarar riskiyle karşı karşıya kaldığını söyledi.
Daha önce Özata Denizcilik ve Gündoğdu Gıda’nın bu süreçteki etkisini ve AKP ile ilişkisini gündeme getirdiklerini belirten Günaydın, Adalet Bakanı’nın 41 şirkette milyarlarca liralık manipülasyon tespit edildiğine ilişkin açıklamasına değindi.
Günaydın, kendi değerlendirmesinde 31 şirket bulunduğunu belirterek, haklarında soruşturma başlatıldığını söylediği şirketleri Tera Holding, Işıklar Enerji, Odin Teknoloji, Destek Finans, Gündoğdu Gıda, Özata Denizcilik, Vişne Madencilik ve Katılım Evim olarak sıraladı.
Diğer şirketler hakkında neden işlem yapılmadığını sorgulayan Günaydın, “Geriye kalanlarda niye bir şey yok? Geriye kalanları kim koruyor?” diye konuştu.
“GAZETECİLERE YÖNELİK BÜYÜK ZULÜM”
Fon krizinin kamuoyuna yansımasını engellemek amacıyla gazetecilere baskı yapıldığını savunan Günaydın, Murat Ağırel, Tuğba Tekerek, Merdan Yanardağ, Derya Okatan, Fatih Ergin, Hasan Güraksu, Ali Tarakçı, Şaban Sevinç, Mustafa Balcı, Selahattin Günday ve İrem Delice’nin isimlerini sıraladı.
Günaydın, Merdan Yanardağ’ın casusluk suçlamasıyla tutuklandığını ve Tele1’e el konulduğunu öne sürerek, gazetecilerin haber yapmalarının engellenmek istendiğini savundu. İsmail Arı’nın yeniden gözaltına alındığını, Bahadır isimli gazetecinin ise bir gün gözaltına alınıp ertesi gün serbest bırakıldığını söyledi.
2025’ten bu yana Flaş, Ekotürk, Kanal B, Habertürk, Show TV, Bloomberg, HT Spor, Show Türk, Show Max, Tele1 ve Halk TV’ye el konulduğunu ileri süren Günaydın, Gain Medya ve T24’ün yayınlarının durdurulduğunu belirtti.
Özgür basının yanında olduklarını ifade eden Günaydın, İstanbul’da saat 19.00’da Halk TV önünde düzenlenecek buluşmada yalnızca Halk TV’ye değil, Türkiye’deki tüm gazetecilere ve medya kuruluşlarına yönelik baskıların ele alınacağını söyledi.
“30 MİLYON İNSAN AÇLIK SINIRININ ALTINDA YAŞIYORSA SEBEBİ SOYGUNLARINIZDIR”
Günaydın, fon krizinde ortaya çıktığını savunduğu servet artışlarıyla vatandaşların yaşadığı ekonomik sıkıntıları karşılaştırarak asgari ücret ve emekli aylıklarının artırılmasını istedi.
Genel başkan ve üç grup başkanvekilinin imzasını taşıdığını belirttiği iki kanun teklifini gündeme getiren Günaydın, asgari ücretin en az 45 bin 800 liraya çıkarılmasını talep etti. İşçi ve esnaf emeklilerine 22 bin 248 lira ilave ödeme yapılmasını isteyen Günaydın, böylece aylıkların asgari ücret düzeyine, yani 45 bin 800 liraya yükseltilmesini önerdi.
Memur emeklilerine de anayasal hakları olduğunu savunduğu seyyanen zammın verilmesini isteyen Günaydın, bu kesime aylık 25 bin 153 lira ilave ödeme yapılmasını talep etti.
Kaynak bulunmadığı yönündeki açıklamaları eleştiren Günaydın, fon krizinde ortaya çıkan paraların ve yüksek servet artışlarının araştırılması gerektiğini söyledi.
Günaydın, “AKP her zaman ‘Para yok’ der değil mi? Fon soyguncularının soydukları paraları döktürün ortaya. Onlarla sınırlı değil bu aşırı zenginleşme. Dolar milyonerleri sayısının dünyada en hızlı arttığı, oransal olarak lider ülke, Türkiye ettiniz bu memleketi. 30 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyorsa sebebi sizin soygunlarınızdır. Çıkartın, sökülün çaldığınız paraları ve bu milleti açlık sınırının altında yaşamaktan kurtaralım. Meclis’i boş yere oyalamak yerine gelin memura, emekliye, işçiye, asgari ücretliye ve işsize çözüm yaratalım. TBMM olması gerektiği gibi çalışsın” ifadelerini kullandı.
“BİRİSİ HIRSIZLIK YAPMIŞSA CEZA KANUNU ÇERÇEVESİNDE İŞLEM YAPARSINIZ”
Günaydın, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in fon krizinde iadelere ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine, bir ceza hukukçusu olduğunu belirterek değerlendirmede bulundu.
Günaydın, paraların geri çağrılmasının söz konusu kişiler hakkında hırsızlık yapıldığına ilişkin veriler bulunduğunu gösterdiğini savundu. Şimşek’in açıklamasını “skandal” olarak nitelendiren Günaydın, hukuka aykırı bir eylem tespit edildiğinde Ceza Kanunu çerçevesinde işlem yapılması gerektiğini söyledi.
Günaydın, “Birisi hırsızlık yapmışsa Ceza Kanunu çerçevesinde işleminizi yaparsınız. Yoksa ona adeta bir gönüllü bağış yapacağı kutu verip de ‘Oraya parayı koyarsan sen bütün bu soruşturmalardan kurtulacaksın’ lafının hukukta da vicdanda da adalette de bir yeri yoktur” dedi.





