Ali Yerlikaya sonrası Bülent Turan'dan dikkat çeken paylaşım
Ali Yerlikaya sonrası Bülent Turan'dan dikkat çeken paylaşım
İçeriği Görüntüle

Ankara’da dün akşam saatlerinde gözaltına alınan gazeteci Alican Uludağ, İstanbul’a getirildi. Vatan Emniyet Müdürlüğü’teki işlemleri tamamlanan Uludağ, daha sonra İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan Alican Uludağ'ın savcılık sorgusu başladı. Uludağ, terör suçları bürosu savcısı tarafından sorgulandığı belirtildi.

TUTUKLANDI

Alican Uludağ'ın ifade işlemleri tamamlandı. Uludağ, tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Uludağ, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

İLK MESAJ!

Uludağ, avukatı Akın Atalay aracılığıyla "Arkadaşlarıma söyleyin; dik dursunlar. Alican Uludağ susmadı, susmayacak" açıklamasında bulundu.

"GAZETECİLİK SINIRLARINDA İŞİMİ YAPTIM"

18 yıldır gazetecilik yaptığını belirten Uludağ'ın yazdıklarının gazetecilik sınırları içinde olduğunu savundu.

Alican Uludağ'ın ifadesi şu şekilde:

"18 yıldır Adli muhabirliği yapıyorum. Kürsünün önünü ve arkasını iyi bilen birsisiyim çocuklarımın göz yaşlarını arkada bırakıp buraya getirildim. Savcının iddianamesindeki her şey tamamıyla eleştiri. Suç unsuru yok. Bugüne kadar hakkımda bir şikâyette de bulunmadı. Bugün neden buraya getirildim bunu anlamak istiyorum. Temel mesele bu paylaşımlar değil. Cumhurbaşkanına şikayet yok.

Gazetecilik sınırlarında işimi yaptım" Bunu anlatmak istiyorum, buradaki temel mesele bu paylaşımlarım değil, aylar öncesinde ya paylaşımlarda bir soruşturma ya da cumhurbaşkanına şikayet yok, bugüne kadar tutuklatamadılar, gazetecilik sınırlarında işini yaptığından yapamadık, mecburen bu paylaşımlara ilişkin işlem yapıyoruz dediler, Ankara'da Akın Gürlek'e ilişkin bir temizlik yapılmak isteniyor, benzer birçok operasyona karşı yorumlarını ve eleştirilerini dile getireceği için Alican'ı uzaklaştırmamız lazım Ankara'dan denilerek bu dosya uyduruldu, nesnel bir şekilde tutuklama talebi okunursa ne cumhurbaşkanının şahsına ne de makamına yönelik bir küfür vardır, yargı muhabirinin eleştirileri vardır, bu ülke demokratik bir hukuk devletidir, biz bu ülkenin yargısını yargı mensuplarını Cumhurbaşkanını eleştiremeyeceksek o zaman neden gazetecilik yapıyoruz, ben yargı muhabirliğine 2010 yılında Fethullahçıların kol gezdiği sırada başladım, yaptığım haberlerden dolayı idamlıksın dediler bana, dönemler değişti hiçbir Adalet Bakanının ya da başsavcının sorumluluğu alanına girmedim, gerçek bir şekilde yazıyorsam her şeyi bu suç olarak görülemez, kaçma ve delil karartma şüphem yoktur, ben şu anda Deutschewelle'de çalışıyorum, vizem bile yoktur benim, imkanım olmasına rağmen Alman Büyükelçiliğinde etkisi olabilir benim çalıştığım yerle ilgili, bugüne kadar benim hakkımda onlarca soruşturma açıldı hangi birine gitmedim, hangisinden yakalama kararı çıkarıldı...

Attığım tweetleri mi karartacağım, emniyette ya da savcılığa teslim edilen telefondaki alıp çalıp delil mi karartacağım, delil karartma ihtimali sıfırdır, buraya gönderilme amacım kaçırılırcasına adeta burada saklanarak içeri kadar sokulmam ben adi bir suçlu değilim.18 yıldır gazetecilik yapıyorum, bu ülkede Cumhurbaşkanını eleştirdik diye cezaevine atılacaksak neden arkanızda Adalet Mülkün Temelidir yazıyor. Neden Anayasa var, Basın Kanununda eleştiri doğrudan korunmuş durumdadır, suç işlendiği iddiasıyla ilgisi yoktur bu soruşturmanın, Ankara'da yeni bakanımız rahat etsin, basın toplantılarında soru sorma ihtimali var, tutuklayalım susturalım diye yapılıyor, 2 çocuğum vardır, bu ülkede halka gazetecilik yapmak için çocuklarımın yaşları aksın ama ben çizgimden ayrılmayacağım çünkü ben suç işlemedim, takdir sizindir, vicdanınızındır, geride 2 çocuğunu bırakmış bir baba olarak bu zulme ortak olmayın, cesaretli olun, bugüne kadar kimsenin karşısında önümü ilikleyerek gazetecilik yapmadım, tutuklamak çok kolaydır, hiçbir önemi yoktur, biraz vicdan ve hukuk diyorum, savunmama ekleyecek başkaca bir hususum yoktur, savunmam bundan ibarettir."

Uludağ emniyetteki ifadesinde, "Ben burada ifade vermeyeceğim. Savcılığa ifade vereceğim" dedi.

Uludağ hakkında sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle soruşturma başlatılmıştı.

CHP'DEN AÇIKLAMA

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, konuya ilişkin sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Bulut, "Gazeteci Alican Uludağ’ın Ankara’daki evine yaklaşık 30 polisle baskın düzenlenmesi, çocuklarının gözü önünde ve kıyafetlerini dahi değiştirmesine izin verilmeden gözaltına alınarak İstanbul’a götürülmesi; yalnızca bir gazeteciye değil, basın özgürlüğüne yönelmiş ağır bir müdahale; özgür medyaya yönelik açık bir gözdağıdır. Gazetecilerin yazdıkları nedeniyle 'azılı bir suçlu' gibi gözaltına alınması kabul edilemez. Alican Uludağ bir an önce serbest bırakılmalıdır" dedi.

BASIN BİRLİKLERİNDEN AÇIKLAMA: GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR

Aralarında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Basın Konseyi’nin de bulunduğu çok sayıda basın meslek örgütü, gazeteci Alican Uludağ’ın ifade için götürüldüğü Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde ortak açıklama yaptı.

Basın-İş (DİSK), Çağdaş Gazeteciler Derneği, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Diplomasi Muhabirleri Derneği, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), KESK Haber-Sen, PMD ve Ekonomi Muhabirleri Derneği temsilcilerinin de katıldığı açıklama, Uludağ’ın ifade işlemleri sürerken gerçekleştirildi.

M1-132

“GAZETECİLİĞİ YARGILAMAKTAN VAZGEÇİN”

“Gazeteciliği yargılamaktan vazgeçin” çağrısıyla başlayan açıklamada, Alican Uludağ’ın sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltında tutulduğu belirtildi. Son dönemde gazeteciliğin kriminalize edildiği savunulan metinde, Uludağ’ın geçmişte ifadeye çağrıldığında gittiği ve soruşturmalardan kaçmadığı vurgulandı.

Açıklamada, evine çok sayıda polisle gidilmesi ve çocuklarının yanında gözaltına alınmasına tepki gösterilerek, savcılık açıklamasındaki ifadelerin kamuoyunda “kaçıyormuş gibi” bir algı oluşturduğu öne sürüldü.

“HABER ALMA HAKKINA MÜDAHALE”

Meslek örgütleri, gazetecilere yönelik uygulamaların basın ve ifade özgürlüğünü hedef aldığını belirtti. Açıklamada, “Artık haber ‘yanıltıcı bilgi’ yani suç; kişisel yorumlar ise hakaret kapsamında değerlendirilmekte ve tüm meslektaşlarımız hedef alınarak gözdağı verilmektedir. Her hesaplaşma algısı yaratan keyfi gözaltı halkın haber alma hakkına da bir müdahaledir” denildi.

Basın meslek örgütleri, Alican Uludağ’ın daha fazla vakit kaybedilmeden serbest bırakılmasını talep ederek, “Gazetecilik suç değildir” mesajını yineledi. Açıklamada, gazetecilere yönelik baskılara son verilmesi çağrısında bulunuldu.

NE OLMUŞTU?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteci Alican Uludağ'ın gözaltına alındığını açıklamıştı. Açıklamada, "Alican Uludağ isimli şahsın “@alicanuludağ”rumuzlu X sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir takım paylaşımlar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızca “Cumhurbaşkanına Alenen Hakaret” ve “Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” suçlarından re’sen soruşturma başlatılmış olup şüpheli şahıs Ankara ilinde yakalanarak gözaltına alınmıştır. Şahsın 20.02.2026 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımızda mevcutlu olarak hazır edilmesi yönünde talimat verilmiştir. Soruşturma titizlikle sürdürülmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadeleri yer aldı.