Fon soruşturmasında gündeme gelen isimler ve bilgilerin kimler tarafından sızdırıldığı tartışılırken BirGün yazarı Yaşar Aydın, gelişmeleri iktidar bloğundaki iç mücadele üzerinden değerlendirdi. Aydın, Cumhur İttifakı içindeki güç dengeleri, Erdoğan sonrası dönem ve Devlet Bahçeli'nin çıkışları arasında olası bağlantıları sorguladı.

BirGün yazarı Yaşar Aydın'ın yazısı şu şekilde:

"BU YANGINI SÖNDÜRMEYE YETMEZ"

Fon vurgunu rejimin istikametinin belirleneceği iç iktidar mücadelesinin parçasına döndü. Sızıntıların kaynağı da belli ki Cumhur İttifakı içinde. Dolayısıyla ne “Operasyona eyvallah demeyiz” çıkışları ne de olayı münferit gösterip üzerini örtme çabaları bu yangını söndürmeye yetmez.

Fon skandalı AKP’yi sarsmaya devam ediyor. Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluklarından birinin merkez üssünün AKP olması ve bunun isim isim ortaya çıkması, skandalı bir iktidar içi krize de dönüştürdü.

Erdoğan bugüne kadar meseleye dair çok az konuştu ve kendisini dışarıda tutarak “gereken yapılacak” türünden açıklamalarla yetindi. Ama iş durulmayınca ve ortaya çıkan isimler Saray ve etrafını işaret edince bir uyarı daha yapmak zorunda hissetti. Erdoğan, Çerkezköy-Halkalı hızlı tren açılışında yaptığı konuşmada “Kadrolarımıza operasyon çekilmesine eyvallah demeyiz” dedi. İlk bakışta hedefe Yeni Parti’yi koymuş gibi görünse de ortalıkta dolaşan isimlere bakılınca işin sadece onlarla sınırlı olmadığı çok belli. Her şeyden önce Yeni Parti, ifşa ettiği her ismi “Bakanlık kaynaklarından alındığı” notuyla duyurdu. Yani kaynak olarak Adalet Bakanlığı’nı gösterdi. Yandaş gazeteciler de çok uzun zamandır Yeni Parti’yi onaylayan bir değerlendirme yaparak isimlerin Erdoğan’ı yıpratmak amacıyla içeriden sızdırıldığını ifade ediyorlar.

İSMİ İFŞA EDENİN ASIL HESABI NE?

Adalet Bakanı Akın Gürlek, fon skandalının yargı boyutunu değerlendirirken tasfiye edilen 3 fonda 100 milyon liranın üzerinde olağandışı kazanç sağlayan toplam 214 kişinin tespit edildiğini duyurdu. Bakan Gürlek’in açıklamalarından bu listenin en azından şimdilik gizli kalacağını da öğreniyoruz. Muhtemelen YENİ Parti lideri Özgür Özel’in “Erdoğan’ın masasında” dediği liste de Gürlek’in bahsettiği isimlerden oluşuyor.

Yeni Parti ve bazı gazeteciler aracılığıyla AKP’ye, özellikle de Saray’a yakın isimler gündeme geldi. Bunların en ünlüsü Fatma Betül Sayan Kaya ve Ömer Çelik’in arkadaşı olduğu iddia edilen Osman Arıkan Nacar. Ama listede başka isimler de var; hepsinin en önemli özelliği Saray’a yakın olması. Böyle olduğu içindir ki Erdoğan, “Arkadaşlarımıza operasyon çekiliyor” diye çıkış yaptı.

Burada esas olan, isimleri kimin televizyonlara çıkıp ifşa ettiği değil, bu isimleri kimin sızdırdığı ve bunu niye yaptığıdır. Bir operasyon çekiliyorsa bunu ismi açıklayan değil, ismi muhalefet partisinin masasına koyan kişiler çekiyordur. Bazı isimlerin doğru, bazı isimlerin yanlış olması burada tali bir konudur. Burada esas olan, açıklanan isimlerin siyaseten konumlandığı yerdir. Hepsinin Saray etrafında bulunması tesadüf olmadığına göre yapılana “Erdoğan’ın etrafına ateş etmek” denmeyecek de ne denecek?

Hem gelişmeler hem partiye yakın gazetecilerin yazdıklarına göre Erdoğan’ı yıpratmaya çalışılan bir faaliyet var. Her şeyden önce ifade etmek gerekir ki Fatma Betül Sayan Kaya dahil bugüne kadar ortaya çıkanlar sızıntı ürünü. Bunu bir gerçek olarak cebe koymakta fayda var. Çünkü bu yalın gerçek bize aynı zamanda olan bitene dair değerlendirme yapma şansı verecektir. O zaman gelelim asıl soruya: Bu sızıntıları yapan kim ve neyi hedefliyor?

Kuşkusuz bir ayağı Erdoğan sonrasına dair iktidar içi çekişmedir; ama tek başına tüm bu yaşananları açıklamaya yetmez. O zaman "Meselenin bugün iktidar siyasetinde yaşanan dizilişle ve yaklaşan seçimle ilgisi olabilir mi?" sorusunu sormak da abes olmayacaktır.

İSTEDİKLERİ YERDE BİTİREMEYECEKLER

Fon skandalında 227 milyar liralık çarpıcı kıyaslama
Fon skandalında 227 milyar liralık çarpıcı kıyaslama
İçeriği Görüntüle

Mesele sadece bir kişinin hadi biraz daha ileriye götürelim 214 kişinin aç gözlülüğü olsa bir yerde kapanabilirdi. Ama gerçekten Erdoğan’ın masasında böyle bir liste varsa ve bu listede daha çok Saray’a yakın ismler varsa bu iş burada kapanmaz. İstemedikleri için değil kapamayı başaramayacakları için.

Çünkü karşımızdaki tablo, dışarıdan kurgulanan bir komplodan ziyade, iktidar bloğunun kendi rahminde büyüyen sert bir iç kapışmanın ve post-Erdoğan dönemine hazırlanan kliklerin kaçınılmaz hesaplaşmasıdır. Skandalla birlikte ok yaydan çıkmış, Mesele artık Saray rejiminin istikametinin belirleneceği iç iktidar mücadelesinin parçasına döndü.

Sızıntıların kaynağı da gayesi de çok açık ki Cumhur İttifakı’nın içinde. Dolayısıyla ne "operasyona eyvallah demeyiz" çıkışları ne de olayı münferit gösterip üzerini örtme çabaları bu yangını söndürmeye yetmez.

DEVLET BAHÇELİ’NİN ÖNERİSİ VE AZERBAYCAN’NIN TÜRBAN YASAĞI

Devlet Bahçeli bir hafta önce Meclis grubunda bir öneri yaptı. Bahçeli açıkça Meclis’i, yani yasamayı istedi. Bunu Celal Adan ve Fethi Yıldız gibi isimler de “MHP 2028’de yapılan seçimlerde birinci parti olmalı” diyerek daha önce ifade etmişti. Bugünden ileriye bakıldığında MHP’nin büyük bir atak yaparak oylarını üç katına çıkarması çok beklenmiyor. Bu durumun gerçekleşmesi imkânsız. O zaman MHP’den bu açıklamalar neden geliyor? Hakkı Özdal, Evrensel’de yayımlanan yazısında Bahçeli’nin bu açıklamasının üzerine gitti ve bazı öngörülerde bulundu. Özdal, Bahçeli’nin esas olarak Erdoğan’a hem Meclis’in erken seçim kararı alması sürecinde hem de seçim anında MHP’ye ihtiyacı olduğunu bir kez daha hatırlattı. Yürütmeyi, yalpalamayan bir MHP’nin üstlenmesinin aynı zamanda sistemin yürümesi için mecburi bir tercih olduğunu da eklemiş oldu. Şimdiye kadar okumayan varsa Özdal’ın yazısına bir bakmasını öneririm.

Bu çıkışın bir başka nedeni, yani sistemin gidişatına dair bir farklılık olabilir mi? Örneğin Türk turancılığının ve milliyetçiliğin ana yurdu Azerbaycan’da yakın zamanda türbanın yasaklanması, İsrail’e açık destek gibi başlıklarla AKP’den ayrışmasının etkisi var mıdır? Azerbaycan modelini savunanlar kendilerini anlatacak siyasi merkez olarak MHP’yi mi görmeye başladı?

Eğer iş bu noktalara kadar geldiyse is sadece milletvekili pazarlığıyla kapanmaz.