1959’da mahalle takımı olarak kurulan Erokspor, 2017’deki şirketleşme sonrası hızlı bir tırmanış yakaladı. Başkan Zafer Topaloğlu’nun iktidar çevreleriyle yakınlığı ve son haftalarda artan hakem tartışmaları, kulübün yükselişine dair soruları da beraberinde getiriyor.

İstanbul’un köklü amatör kulüplerinden biri olan Erokspor, son yıllarda ülke futbolunda dikkat çeken bir yükseliş grafiği yakaladı.

Bölgesel Amatör Lig’den profesyonel liglere uzanan bu tırmanış, özellikle 2017’de yaşanan yapısal dönüşümle birlikte hız kazandı ancak bu sportif yükseliş, kulübün yönetim yapısı ve siyasetle kurduğu ilişki üzerinden de yoğun biçimde tartışılıyor.

BirGün'de yer alan habere göre; Kulübün kırılma noktası olarak öne çıkan süreç, 2017 yılında başkanlığa gelen Zafer Topaloğlu döneminde gerçekleşti. Bu dönemde kulüp şirketleşti, yönetim yapısı değişti ve Esenler Erokspor adıyla yeni bir kimlik kazandı.

Aynı süreçte altyapıdan tesisleşmeye kadar birçok alanda yatırım yapılırken kulüp kısa sürede amatör liglerden 3. Lig’e, oradan 2. Lig’e ve nihayetinde 1. Lig’e ve şimdi de Süper Lig için avantajlı konuma uzanan bir yükseliş yakaladı.

ERDOĞAN, 'PROJE TAKIMI' DEMİŞTİ

Erokspor’un yükselişi sadece sportif başarılarla sınırlı okunamaz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kulüple olan geçmişi ve güncel temasları, bu süreci daha geniş bir çerçevede tartışmaya açtı.

Erdoğan, gençlik yıllarında Erokspor forması giydiğini bizzat dile getirirken kulübü kamuya açık konuşmalarında da sahiplenen ifadeler kullandı. 2019 yılında yaptığı bir değerlendirmede Erokspor’u, Başakşehir’in altında bir “proje takım” olarak tanımlaması dikkat çekti.

ZAFER TOPALOĞLU KİMDİR?

Kulübün başkanı Zafer Topaloğlu’nun son 15 yılda kurduğu iş ağı ve bu ağın genişleme biçimi ise hikâyeyi başka bir boyuta taşıyor.

Kamuoyunda ilk olarak Toya Yapı ile tanınan Topaloğlu’nun ticari geçmişi, aile şirketinin kömür tedarikçiliğinden gayrimenkule yönelmesiyle şekillendi. 2000’li yılların ikinci yarısından itibaren özellikle İstanbul’da hayata geçirilen konut projeleriyle büyüyen bu yapı, kısa sürede inşaat sektöründe görünür bir aktöre dönüştü.

Ancak Topaloğlu’nun ekonomik faaliyetleri, zamanla yalnızca gayrimenkul yatırımlarıyla sınırlı kalmadı. 2010’lu yılların ortasından itibaren madencilik alanına giren iş insanının şirketlerinden biri olan Mates Madencilik, Türkiye Kömür İşletmeleri’ne bağlı sahalarda rödövans yöntemiyle faaliyet yürüttüğünü kendi kurumsal beyanlarında açıkça ifade etti.

Bu model, kamuya ait maden sahalarının özel şirketler tarafından işletilmesine dayanıyor ve Türkiye’de uzun süredir tartışmalı bir uygulama olarak biliniyor. Özellikle Soma hattında yürütülen faaliyetler üzerinden şirketin adı çeşitli işçi güvenliği ve çalışma koşulları tartışmalarında da gündeme geldi.

İŞLERİ GİDEREK BÜYÜDÜ

Galatasaray'ın yıldızı Barış Alper Yılmaz'ın HES eylemindeki görüntüleri ortaya çıktı
Galatasaray'ın yıldızı Barış Alper Yılmaz'ın HES eylemindeki görüntüleri ortaya çıktı
İçeriği Görüntüle

Topaloğlu’nun iş ağındaki genişleme, madencilikle de sınırlı kalmadı. Son yıllarda savunma sanayii ve patlayıcı üretimi alanında da etkisini artıran bu yapı, Rekabet Kurumu kararlarına da yansıyan ortaklıklarla yeni bir faza geçti.

ZSR Patlayıcı Sanayi AŞ üzerinden kurulan ortaklık yapısı, Topaloğlu’nun yalnızca iç piyasada değil, ihracat ve savunma sanayii eksenli bir ekonomik ağ içinde de yer aldığını ortaya koydu. Nitekim Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği yönetiminde yer alması, bu etkinin kurumsal düzeyde de karşılık bulduğunu gösterdi.

Bu büyüme hattının dikkat çekici yönlerinden biri de zamanlaması. İnşaat sektöründeki genişleme, madencilik faaliyetlerinin başlaması ve savunma sanayiine uzanan yeni yatırımların, Türkiye’de siyasal iktidarın ekonomik dağıtım mekanizmalarıyla yeniden şekillendiği bir döneme denk geldi.

ERDOĞAN NİKÂH TÖRENİNE KATILDI

Topaloğlu’nun iktidar çevreleriyle kurduğu ilişki ise bu tartışmaları daha da derinleştirdi. 2014 yılında Erdoğan’ın seçim afişlerinin asıldığı binanın sahibi olduğunu bizzat açıklaması, bu yakınlığın erken işaretlerinden biri olarak kayda geçti.

2020’de Erdoğan’ın Topaloğlu’nun nikâh törenine katılması ise ilişkinin yalnızca sembolik değil, doğrudan bir temas içerdiğini gösterdi.

Bu tabloya spor alanındaki konumu eklendiğinde, ortaya daha karmaşık bir yapı çıktı. Topaloğlu’nun hem Erokspor’un başkanı hem de Başakşehir FK yönetim kurulu üyesi olması, futbol alanındaki yükselişin de bu geniş ağdan bağımsız olmadığını net bir biçimde ortaya koydu.

SİYASETLE BAĞLANTILI

Özellikle Başakşehir’in uzun süredir siyasal iktidarla kurduğu ilişki üzerinden tartışılan bir kulüp olması, Erokspor’un da benzer bir yol izlediğini gösteriyor.

Tüm bu bilgiler bir araya geldiğinde, Topaloğlu’nun son dönemde artan ekonomik gücü yalnızca başarılı girişimcilik başlığı altında değil, kamuya ait kaynaklarla kurulan ilişkiler, genişleyen sektör çeşitliliği ve siyasal bağlantılarla birlikte okunmalı.

Erokspor’un yükseliş hikâyesi de tam bu noktada yalnızca bir futbol başarısı olmanın ötesinde. Kulübün sahadaki performansı ile başkanının iş dünyasındaki büyümesi arasındaki paralellik, Türkiye’de spor, ekonomi ve siyaset arasındaki geçirgen sınırların en güncel örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

HAKEM KARARLARI

Erokspor’un 1. Lig’deki performansı kadar, lehine olduğu iddia edilen hakem kararları da gündemde. Özellikle son haftalarda rakip takım cephesinden gelen açıklamalar dikkat çekti:

Keçiörengücü teknik direktörü Yalçın Koşukavak, iki Erokspor maçında verilen kararların “tesadüf olmadığını” savundu. Futbolcu İbrahim Akdağ, bazı takımların “kayrıldığı” yönünde açıklama yaptı

Bu çıkışlar, Erokspor’un yalnızca sportif başarı üzerinden değil, hakem kararları üzerinden de tartışılan bir kulüp olduğunu da gösteriyor.