Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanlığının ev sahipliğinde Çırağan Sarayı’nda düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi’nin ikinci gününe katıldı. “Adaletin Geleceği: İnsanlık İçin Ortak Sorumluluk” temasıyla 8 Ekim’de başlayan zirve, ikinci gün oturumlarıyla devam etti.
Zirvede yapılan panel ve istişarelerin somut ve uygulanabilir sonuçlar doğurmasını temenni eden Erdoğan, uluslararası insancıl hukuk, enerji dönüşümü hukuku, dijital dünyada uluslararası adalet, göç ve sorumluluk paylaşımı gibi konuların ele alınmasını önemli bulduğunu söyledi.
Zirvenin adalet, hukuk devleti ve uluslararası iş birliği alanlarında ortak bir zemin oluşturmasını dileyen Erdoğan, farklı hukuk sistemleri arasındaki diyalog ve etkileşimin güçlendirilmesi, hukuk diplomasisi faaliyetlerine yeni bir ivme kazandırılması gerektiğini ifade etti.
“ADALET İNSANLIĞIN ORTAK HEDEFİ, ORTAK İDEALİDİR”
Farklı ülkelerden ve bölgelerden katılımcılarla bir araya geldiklerini belirten Erdoğan, hukuk sistemleri ve yargılama usulleri farklı olsa da adalet kavramının ortak bir anlam taşıdığını söyledi.
Erdoğan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Yasama süreçlerimiz, yargılama usullerimiz, hukuku tatbik etme biçimlerimiz ne kadar farklı olursa olsun adalet dediğimizde hepimizin zihninde beliren düşünce zannediyorum aynıdır. Adalet hakkı, hak sahibine hakkının teslim edilmesidir. Adalet güçsüzün güçlüye ezdirilmemesidir. Adalet mazlumu zalimden koruma kudretidir. Adalet devletin üzerine bina edildiği temeldir. Bu yönüyle adalet insanlığın ortak hedefi, ortak idealidir. Şu gerçeklerin hepimiz çok net farkındayız. Vicdan ve hakkaniyetin terk edildiği yerde adalet olmaz. Kanun önünde eşitliğin göz ardı edildiği bir hukuk sisteminde adalet olmaz. Aynı şekilde mükafat ve mücazat dengesinin iyi kurulmadığı, hak ve özgürlüklerin giderek aşındığı bir ortamda adalet kendisine yer bulamaz.”
“ULUSLARARASI HUKUK NEREDEYSE ASKIYA ALINMIŞ DURUMDA”
Uluslararası sistemde de adaletin temel ilkelerinin geçerli olduğunu belirten Erdoğan, devletlerin en temel sorumluluğunun adaleti sağlamak, uluslararası sistemin asli görevinin ise küresel barış ve güvenliği tesis etmek olduğunu dile getirdi.
Birleşmiş Milletler Şartı’nın 81 yıl önce San Francisco’da imzalandığını hatırlatan Erdoğan, şartın birinci maddesinin uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ilişkin olduğunu belirterek adalet olmadan uluslararası barış ve güvenliğin sağlanamayacağını söyledi.
Uluslararası sistemin temsil, işlev ve meşruiyet açısından ciddi sorunlar yaşadığını savunan Erdoğan, Birleşmiş Milletler çatısı altındaki 190’dan fazla ülkenin iradesinin veto hakkına sahip beş üyenin kararlarına bağlı olmasını eleştirdi.
Erdoğan, mevcut sistemin adil ve sürdürülebilir olmadığını belirterek şöyle konuştu:
“Birileri odadaki fili görmemekte ısrar etse de mevcut sistemin hakkaniyetli ve sürdürülebilir olmadığını herkes biliyor. Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda. Uluslararası anlaşmalar deyim yerindeyse hükmünü yitirmiş durumda. Uluslararası mahkemelerin verdikleri kararlar aynı şekilde uygulanamaz durumda. İlkeler, normlar, sistemin merkezinde yer alan kurallar, bunların tamamı ayaklar altına alınmış durumda.”
Bu değerlendirmeleri hamaset, polemik veya ajitasyon amacıyla yapmadığını belirten Erdoğan, uluslararası sistemin ortaya çıkardığı sorunların yüzleşilmesi gereken gerçekler olduğunu söyledi.
Erdoğan, “Kabul edelim ki neresinden tutsanız elinizde kalan bir sistem var ve bu sistemin küresel ölçekte yol açtığı sıkıntılara hepimiz tanıklık ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“GAZZE’DE 74 BİNDEN FAZLA GAZZELİ KATLEDİLDİ”
Eğitime ve teknolojiye erişim, iklim kriziyle mücadele, gıda güvenliği ve gelir adaletsizliği gibi alanlarda ülkeler arasındaki farkların giderek büyüdüğünü belirten Erdoğan, dünyanın bir bölümünün yokluk ve yoksullukla mücadele ederken diğer bir bölümünün sistemin sunduğu imkânlardan yararlandığını söyledi.
Krizlerin çatışmalara, çatışmaların savaşlara ve savaşların da istikrarsızlığa yol açtığını ifade eden Erdoğan, enerji güvenliğinden ticaret yollarına, lojistik ve ulaştırma koridorlarından teknolojik ve sivil altyapıya kadar uluslararası sistemdeki yapısal sorunların etkilerinin görüldüğünü dile getirdi.
Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın 4,5 yılı geride bıraktığını belirten Erdoğan, Lübnan, Yemen, Somali, Sudan ve dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan gelişmelere dikkat çekti.
Gazze’de yaşananlara da değinen Erdoğan, üç yıldır sivillerin öldürüldüğünü, okulların, üniversitelerin, hastanelerin ve ibadethanelerin hedef alındığını söyledi.
Erdoğan, “Hepsinden önemlisi Gazze’de tam 3 yıldır tüm dünyanın gözleri önünde insanlar vahşice öldürülüyor, siviller acımasızca şehit ediliyor. Çoğu çocuk ve kadın 74 binden fazla Gazzeli katledildi. Savaşta bile dokunulmaması gereken okullar yerle yeksan edildi. Üniversiteler, hastaneler, ibadethaneler vuruldu. Binlerce çocuk elini, ayağını, vücudunun bir parçasını kaybetti” dedi.
Gazze’nin uluslararası hukuku kendisinin üzerinde gören bir yapı tarafından dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldüğünü savunan Erdoğan, geçen yıl Türkiye’nin katkılarıyla ateşkes sağlandığını ancak İsrail hükümetinin bu ateşkesi binlerce kez ihlal ettiğini ileri sürdü.
Erdoğan, “Ateşkesin yürürlüğe girdiği 11 Ekim 2025’ten bu yana 1500 Filistinli bu saldırılarda katledildi, 5 binden fazla insan yaralandı” ifadelerini kullandı.
Batı Şeria’da yasa dışı yerleşim faaliyetlerinin ve fanatik grupların şiddet eylemlerinin sürdüğünü belirten Erdoğan, Kudüs’teki kutsal mekânların baskına uğradığını ve tarihî ve hukuki statülerinin değiştirilmek istendiğini söyledi.
“TÜRKİYE TAVRINI ÇOK NET BİÇİMDE ORTAYA KOYDU”
Uluslararası toplumun yaşananlar karşısında yeterli tepkiyi göstermediğini ve yargı ile yaptırım mekanizmalarının gerektiği şekilde işletilmediğini savunan Erdoğan, Türkiye’nin bu konuda tavrını açıkça ortaya koyduğunu belirtti.
Erdoğan, Türkiye’nin Uluslararası Adalet Divanı’nda açılan davaya müdahillik başvurusu yaptığını, İsrail ile ticari işlemlerini tamamen durdurduğunu ve Küresel Sumud Filosu’na yönelik silahlı saldırının sorumlularına kırmızı bülten çıkarılması için girişimlerde bulunduğunu söyledi.
Bunun bütün dünya için bir insanlık ve samimiyet testi olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
“Gazze’de işlenen soykırımın failleri hukuk önünde hesap vermedikçe, uluslararası sistemin adaletli olduğunu kimse iddia edemez. Uluslararası iradenin, Birleşmiş Milletler sisteminin meşru ve hakkaniyetli olduğunu kimse söyleyemez. Türkiye olarak her fırsatta işte bu yüzden ‘Dünya beşten büyüktür’ diyoruz. Tam da bu yüzden ‘Daha adil bir dünya mümkündür’ diyoruz.”
“MAZLUM VE MAĞDURLARIN SESİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Türkiye Cumhurbaşkanı olarak gücü yettiğince mazlumların ve mağdurların sesini duyurmaya, onların haklarını savunmaya devam edeceğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin bulunduğu her platformda güçsüzlerin, yoksulların ve kimsesizlerin yanında olacağını söyledi.
Uluslararası adli iş birliğinin önemine de değinen Erdoğan, 2026 yılının ilk dokuz ayında 294 kişinin Türkiye’ye iadesinin sağlandığını, aynı dönemde farklı aramalar kapsamında 736 kişinin ülkeye getirildiğini açıkladı.
Uluslararası adli iş birliğinde haklı taleplere karşılık verilmesinin esas olduğunu dile getiren Erdoğan, “Türk adaleti er ya da geç ama gereğini mutlaka yapacaktır” dedi.





