Tüm Emeklilerin Sendikası'nın çağrısıyla Kadıköy'de "Sefalet Zulmüne Son" mitinginde bir araya gelen emekliler, yaptıkları basın açıklamasında, "Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz" atasözünü anımsatarak, "Er geç sandık gelecek ve hesap görülecek" ifadesine yer verdiler. Açıklamada 20 bin lira seyyanen zam, bayram ikramiyesinin asgari ücret düzeyine çıkarılması ve en düşük emekli aylığının, en düşük memur aylığına eşitlenerek, kademelendirilmesi istendi.
Tüm Emeklilerin Sendikası’nın çağrısıyla Kadıköy İskele'de düzenlenen "Sefalet Zulmüne Son" mitingine, KESK, CHP, DEM Parti, EMEP, TİP, SOL Parti, EHP, İstanbul Emekli ve Emekçiler Derneği destek verdi. EMEP İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros, SOL Parti MYK üyeleri Alper Taş, Kemal Koç, CHP Kadıköy İlçe Başkanı Caner Sarıtaş, DEM Parti eski milletveki Musa Piroğlu ve Kadıköy eski Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu'nun da aralarında bulunduğu çok sayıda isim katıldı.
“Emekliyiz haklıyız kazanacağız”, “Kurtuluş yok tek başına ya hepberaber ya hiçbirimiz”, “Direne direne kazanacağız”, “Sefalete teslim olmayacağız”, “AKP zammını al başına çal”, “AKP mezara, halk iktidara” ve “Sendika hakkımız engellenemez” sloganlarının atıldığı mitingte,
Tüm Emeklilerin Sendikası MYK üyesi Metin Tekiz konuşma gerçekleştirdi. "Bugün burada bu düzenin gerçek yüzünü haykırmak için toplandık!
Türkiye’de milyonlarca emekli, işçi ve emekçi; bilinçli bir yoksullaştırma politikasıyla sefalet zülmüne mahkûm edilmiştir. Yıllarca çalıştık!
Ürettik! Bu ülkeyi ayakta tuttuk! Ama bugün… Emeklilik artık dinlenmek değil, yoksulluğa karşı hayatta kalma mücadelesidir! Gerçek budur! Emekli aylıkları açlık sınırının altındadır! Pazar filesi boş, sofralar eksik, ilaçlar yarım! Otogarlarda sabahlayan emekliler var! Ucuz, sağlıksız odalarda yaşamaya çalışan emekliler var! Kirasını ödeyemediği için evsiz kalan emekliler var! Hastanelerin acil servislerinde sabahlayan emekliler var! Bu bir kader değildir! Bu bir tercihtir! Bu düzen; emeği değersizleştiren, insanı yok sayan bir düzendir!" diyen İkiz, bugün yalnızca ekonomik bir yıkımla değil, açık bir demokrasi kriziyle karşı karşıya olunduğunu söyledi. tekiz şunları söyledi:
"Demokrasi yoksa ekmek de yoktur"
"Seçilmişler görevden alınıyor! Halkın iradesi gasp ediliyor! Sendikacılar, gazeteciler, siyasetçiler susturuluyor! Yargı siyasallaştırılmış durumda!
Demokrasi yoksa ekmek de yoktur! Hukuk yoksa yaşam da yoktur! Ekonomide gerçekler ortada: TÜİK’in rakamları gerçeği gizliyor! Gerçek enflasyon pazarda, faturada, kirada yaşanıyor! Akaryakıta gelen zam, iğneden ipliğe zam olarak dönüyor! Elektrik, doğalgaz faturaları katlanıyor! Ekmek bile lüks hale geliyor! Ama iktidar ne yapıyor? Emekliye sadaka gibi zamları 'müjde' diye sunuyor! Bu halkla alay etmektir!
Bugün yanı başımızda, Ortadoğu’da emperyalist savaşlar sürüyor! Halklar yoksullaştırılıyor, yerinden ediliyor! Savaşın faturası bize kesiliyor!
Yoksulluk olarak… İşsizlik olarak… Hayat pahalılığı olarak! Biz bu savaşı da, bu düzeni de kabul etmiyoruz!

"Bu sefalet kabul edilemez!"
Açık söylüyoruz: Bu düzen sürdürülemez! Bu sefalet kabul edilemez! Emekliler çalışmak zorunda bırakılıyor! Yaşlılık güvencesi ortadan kaldırılıyor! Bu, sosyal devletin çöküşüdür! Ve biz biliyoruz: Sorun tek tek uygulamalar değil, bu düzenin kendisidir! Çözüm ise tek tek düzeltmeler değil, örgütlü mücadeledir! Buradan çağrımızdır: Tüm emekliler birleşmelidir! Tüm emekçiler ortak mücadelede buluşmalıdır!"
Mitingte okunan basın açıklamasında ise bugün 7 kentte emeklilerin 'yaşamı sefalet zulmüne çeviren iktidara seslenmek için omuz omuza olduğu' belirtilerek "Ülkemizin içinde bulunduğu durum iç açıcı değildir. Hakkari’den İstanbul’a bir çok yerel yönetici ve belediye çalışanı görevden alınmış, tutuklanmış, halkın seçim iradesi gasp edilmiştir. Demokrasi adeta askıya alınmıştır... Yargı tamamen siyasallaşmıştır. İmzacısı olduğumuz birçok uluslararası sözleşmelere uygun düzenlemeler yapılmıyor. Hukuk devleti normlarından tamamen uzaklaşılmıştır. Sendikacılardan gazetecilere, hatta seçilmiş milletvekiline kadar birçok siyasetçi tutukludur. Böyle bir yönetim sürdürülebilir değildir." denildi.
Mitingte okunan basın açıklamasında şu görüşler dile getirildi:
"Bu ülkenin her taşında, toprağında emeği ve alın teri olan emekliler olarak iktidara sesleniyoruz! Bu kara rejiminizden vaz geçiniz.
İnsanca yaşam, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinin inşa edilmesi zorunludur. Bu ülkenin deneyimli kitlesi olarak, ülkemizin 21. YY daki yöneliminin demokrasiden yana olması gerektiğini bir kez daha tüm dostlara hatırlatıyoruz. Demokratik işleyişin olmadığı bir yerde ne huzur olur ne de refah toplumu yaratılabilir. Dünya bunun örnekleri ile doludur. En zengin ülke olan ABD’de Trump gibi bir Hitler heveslisinin ve Mussolini bozuntusu Netanyahu’nun sadece kendi halkına değil, dünyanın başına ne belalar açtığı ortadadır. Bu nedenle iktidarı bir kez daha uyarmak istiyoruz. Emperyalistlerin Ortadoğu politikalarının yanında durmayınız.
"Hep birlikte ABD elini Ortadoğu’da çek deme zamanıdır"
Hemen yanı başımız da çoluk çocuk demeden katliamlar yapılıyor. Haydut ABD ve İsrail’in Ortadoğu’da sürdürdüğü emperyalist savaşa karşı enternasyonalist dayanışma gösterme zamanıdır. Dayanışmamız Ortadoğu’daki otoriter, cihadist ve molla rejimlerinin sürmesi için değil, halkların kardeşliği ve eşitliği için kendi kaderlerini tayin edebilmeleri içindir. Yeri geldiğinde din kardeşliğinden dem vuran Körfez ülkelerinin iki yüzlüğü ABD ve İsrail’e nasıl yedeklendikleri unutulmamalı ve bu durumdan ders çıkarılmalıdır. Hep birlikte ABD elini Ortadoğu’da çek deme zamanıdır."
İktidarın 24 yıldır uyguladığı tüm bu yanlış iç ve dış politikaların, Türkiye'de ciddi anlamda siyasi ve ekonomik yıkıma neden olduğunun vurgulandığı açıklama şöyle devam etti:
"Yıkımın ağır faturası en çok biz emekliler ve asgari ücretle çalışanlar olmak üzere, tüm emekçileri vurmaktadır"
"Ama ne yazık ki kendi beceriksizliklerinden oluşmuş olan bu yıkımın faturasını halka ödetmekten imtina etmeyen bir yönetimle karşı karşıyayız. Bu yıkımın ağır faturası en çok biz emekliler ve asgari ücretle çalışanlar olmak üzere, tüm emekçileri vurmaktadır.
Bugün emeklilerin ortalama aylığı 23.500 lira civarındadır. Hak sahibi yetimin, dulun ve engellinin aylığını söylemeye dilimiz varmıyor. Bu aylıklar 5-6 bin liradan başlıyor. Ne yazık ki bu yurttaşlarımızın sayısı 4,5 milyon civarındadır. Diğer yandan 5 milyon emeklinin emekli aylığı hazine yardımıyla birlikte 20.000 liradır. İktidar, Üniversite mezunları dahil olmak üzere tüm emeklileri en düşük seviyelerde eşitlemek istiyor.
İktidarın bu tutumu, vahşi kapitalizmin tezahüründen başka bir anlam taşımıyor. Bu durum kabul edilemez. İleri yaşlarımıza rağmen 2 milyondan fazla emekli arkadaşımız kayıtlı, bir o kadarının da kayıt dışı çalıştığı bir emeklilik gerçeği bu sefalet düzeninin sonucudur. Böyle bir emeklilik yaşamı sürdürülebilir değildir. Bu sefalet düzenini kabul ediyor muyuz?
"Er geç sandık gelecek ve hesap görülecek"
İktidara bir kez daha sesleniyoruz! Biz emekliler ülkemizin şu an var olan tüm değerlerini yaratanlarız. Şu ata sözü hiç bir zaman unutulmamalıdır; 'Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz' Er geç sandık gelecek ve hesap görülecek. İktidarı üzmeme kurumu haline dönüşmüş olan TÜİK, Ocak ayında emekli aylıklarındaki artışı iktidarın talepleri doğrultusunda belirlemiştir. TÜİK verilerinin objektif olmadığı herkesçe bilinmektedir.
Biz emeklileri ve emekli olacakları ilgilendiren asıl gerçeklik 5510 sayılı yasadır. Bu yasa değişmedikçe ne yüzdelik artışların ne de hazine yardımıyla yapılan artışların dertlerimize deva olmayacağı açıktır. Bu güne kadar bütün demokratik tepkilerimize ve ısrarımıza rağmen, iktidar ocak ayında en düşük emekli aylığına 1000 liralık zam yapmış, Bayram ikramiyelerine ise kuruş zam yapmamıştır. Yılın ilk ayından bu yana yaşanan hayat pahalılığını gören Merkez Bankası, yıllık enflasyon tahminini 2 puan yükseltmiştir. Merkez Bankasının bu öngörüsünün de tutmayacağı ortaya çıkınca, mart ayı enflasyonu komik bir şekilde TÜİK tarafından düşük gösterilmiştir. Bu durumda bile ilk üç aylık enflasyon yüzde 10’na yaklaşmıştır. Kaldı ki bu hesaplamalarda üst üste gelen akaryakıt fiyatlarındaki artış, elektriğe ve doğalgaza yapılan yüzde 25 ‘lik zam ve ekmeğe yapılan yüzde 33’lük artış yoktur.
"Acilen her emekli aylığına ilave olarak 20 bin lira lira seyyanen zam veya hazine yardımı şeklinde bir önleyici tedbir uygulanmalıdır"
Biz Emekliler artık kışın soğuktan donmamak için yorgan, battaniye, ne bulabilirsek sarılıp oturmaya çalışacağız. Yazın da özellikle sıcak bölgelerde sıcaktan korunamayacağız. Çoğumuz kronik hastalığı olan emekliler olarak aylıklarımızda ciddi iyileştirmeler olmazsa, önceki SGK başkanının; 'emekliler çok yaşıyor, onun için SGK zarar ediyor' söylemi karşılık bulacaktır. Bizleri sefalete mahkum eden bu uygulamaları kabul edecek miyiz? Bugün 7 bölgeden iktidara bir kez daha sesleniyoruz! Bu aylıklarla yaşanmaz. Derhal önlem alınmalıdır. Acilen her emekli aylığına ilave olarak 20.000 lira seyyanen zam veya hazine yardımı şeklinde bir önleyici tedbir uygulanmalıdır. Temmuz ayında itibaren tüm emeklilerin ve emeği ile geçinenlerin sorunlarına gerçekçi çözümler üretilmelidir.
Artık emeklilerin talepleri görmezden gelinemez. Anayasanın 90.maddesinde belirtilen uluslararası sözleşmelerden doğan sendika hakkının iç hukukta düzenlenmesi mutlak yapılmalıdır. Emeklilerin sendika hakkı tanınmalı, sendikal örgütlenmemizin önünde ki tüm engeller kaldırılmalıdır. SSK ve BAĞ-KUR’lu emeklilerin aylıkları iktidarın keyfine göre değiştirilip düzenlenmesine son verilmeli gerekli yasal düzenleme derhal yapılmalıdır."
Mitingte emeklilerin talepleri ise şöyle özetlendi:
"En düşük emekli aylığı, en düşük memur aylığına eşitlenerek, kademelendirilmelidir"
"Memur emeklilerinin aylıkları ise memur sendikaları ile yapılan toplu görüşmelerde belirleniyor. Ancak emekliler bu masada temsil edilmiyor ve hakları savunulmuyor. Önümüzde Kurban Bayramı var. Şu an verilmekte olan bayram ikramiyesi ile canlı bir horoz bile alınamıyor. Bu nedenle yasa gereği verilmekte olan bayram ikramiyesi anlamsız hale gelmiştir. Bayram ikramiyelerinin asgari ücret düzeyine çıkarılması talebimizdir.
En düşük emekli aylığı, en düşük memur aylığına eşitlenerek, kademelendirilmelidir. İntibak yasası çıkarılmalı, EYT’lileririn hak kaybı giderilmelidir.
Sağlık kolay erişilebilir hale getirilmeli ve sağlıkta katkı payları kaldırılmalıdır. Emeklileri sefalete sürükleyen 5510 sayılı yasa kaldırılıp, sosyal tarafların ve ilgili bilim insanlarının uzlaşısıyla yeni bir emekli yasası çıkarılmalıdır. Bizim ve tüm emekçilerin insanca bir yaşama kavuşması mevcut iktidarla olmayacağı çok açıktır. 24. yılına girmiş bir iktidarın ülkeyi getirdiği nokta; var olan demokratik hakların giderek yok edildiği, seçimlerin anlamsızlaştığı ve yoksulluğun çekilmez boyuta erdiği bir rejim krizidir. Bu krizden çıkış ancak ve ancak bu çağdışı rejimin değişmesi ile mümkün olacağı açıktır.
Birleşme çağrısı
Mevcut gerçeklikten yola çıkarak, bütün emeklilere açık çağrımızdır! Tüm emekliler amasız-fakatsız birleşmeye açık olmalıdır. Ya tek bir çatı altında ya da güç birliğini sağlayacak bir formül etrafında buluşulmasını öneriyoruz. Bu da yetmez. Tüm emekçilerin, demokratların, devrimcilerin, kadın örgütlerinin, gençlerin, çevre ve iklim adaleti isteyenlerin, özetle bu rejimin tüm mağdurları ayrıştıkları değil, ortaklaştıkları paydaları öne çıkarıp, barışçıl, birleşik, demokratik ve de meşru bir muhalefeti örmek zorundadır . Bu konu ciddi ciddi ele alınmalıdır. Yarın çok geç dememek için herkesi sorumluluk almaya çağırıyoruz"
Basın açıklamasının ardından sırasıyla, KESK Dönem Sözcüsü Hüseyin Tosun, DEM Parti eski milletvekili Musa Piroğlu, EMEP İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros, SOL Parti MYK üyesi Kemal Koç, EHP adına Dinçer Tanrıverdi, Tüm Emeklileri Sendikası’ndan emekli öğretmen Haydar Rençber de birer konuşma gerçekleştirdi.




