ABD-İsrail-İran savaşının 12'nci gününde karşılıklı misillemeler şiddetini artırarak devam ederken ABD'li yetkililer İran'ın Körfez'de ABD'nin en gelişmiş sistemini imha ettiğini itiraf etti.
ABD Başkanı Trump’tan “savaşın bittiği” ve “İran’ın direnemediği” açıklamaları gelirken sahadan ise bunu doğrulayan bilgiler gelmiyordu.
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz savaşın ilk safhasında ABD ile İsrail’in m yoksa İran’ın mı askeri açıdan daha avantajlı durumda olduğunu değerlendirdi.
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, “İran yönetimi ateşkes ve müzakereyi reddederek savaşma kapasitesinin sürdüğünü açıkça ilan etmiştir” ifadelerini kullandı.
İran’ın hem savaşma kapasitesi olarak hem de Hürmüz Boğazı hamlesini doğru kullanarak askeri açıdan önde olduğunu ifade eden Cem Gürdeniz sosyal medya hesabından özetle şu değerlendirmeyi yaptı:
‘İRAN’IN KISA SÜREDE TESLİM OLMASI BEKLENMEMELİDİR’
“İran–ABD–İsrail savaşının birinci haftasıyla ilgili değerlendirmemin ana başlıkları:
Trump’ın “Küba’nın düşmesi zaman meselesi” açıklaması dikkat çekicidir. İran’da beklenen hızlı zafer gelmeyince ABD’nin daha zayıf bir hedef üzerinden sembolik bir başarı arayabileceği düşünülmektedir.
Savaşın ilk haftasında İran ilk saldırı dalgasını atlatmış, bazı radar sistemlerini devre dışı bırakmış ve Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatarak küresel enerji akışını etkilemiştir. Buna rağmen Washington savaşın bitmeye yakın olduğunu iddia etmektedir.
İran yönetimi ise ateşkes ve müzakereyi reddederek savaşma kapasitesinin sürdüğünü açıkça ilan etmiştir.
Bunun temel nedeni İran’ın yıllardır yıpratma savaşına hazırlanmış olmasıdır. Stratejinin merkezinde Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji sistemine baskı kurmak bulunmaktadır.
ABD ve İsrail ikinci safhada İran’ın yeraltı sığınaklarını hedef almaktadır. Ancak İran’ın UHPC betonla güçlendirilmiş geniş yeraltı ağları bu tesislerin tamamen imha edilmesini zorlaştırmaktadır.
Açık kaynaklara göre İran’ın 150–300 civarında yeraltı tesisi bulunabilir ve bunker delici bombalar bile çoğu zaman yalnızca girişleri hedef alabilmektedir.
İran’ın stratejisi savaşı uzatarak karşı tarafın siyasi ve ekonomik maliyetini artırmaktır.
Hürmüz Boğazı dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’sini (günde ~20 milyon varil) taşımaktadır. Boğazın fiilen kapanması enerji piyasalarında ciddi bir arz ve lojistik krizi yaratmıştır.
Alternatif hatlar en fazla 7–9 milyon varil taşıyabilir; yaklaşık 12 milyon varil petrol lojistik olarak mahsur kalabilir. Kriz uzarsa petrol fiyatları 100–150 dolar bandına çıkabilir.
Sahte bayrak operasyonlarıyla bölgesel aktörlerin savaşa çekilmesi ihtimali tartışılmaktadır. Ancak savaş uzadıkça kamuoylarının buna destek vermesi giderek zorlaşacaktır.
Sonuç: İran’ın kısa sürede teslim olması beklenmemelidir. Hürmüz krizi yalnızca finansal bir dalgalanma değil, küresel enerji sisteminin ana lojistik damarını hedef alan bir jeopolitik kırılmadır.”