Güncel

Emek Araştırmaları Derneği'nden çarpıcı rapor: İş müfettişlerinin 34 katı bekçi var

Emek Araştırmaları Derneği'nin, "Türkiye'de İş Teftişi: Denetlenmeyen Sermaye, Dizginlenmeyen Sömürü" raporu yayınlandı. Dr. Fatih Güngör imzalı raporda çok çarpıcı veriler yer aldı. Türkiye'de görev yapan bekçi sayısının, iş müfettişlerinin sayısının yaklaşık 34 katı olduğu ortaya çıktı. 2024 yılı resmi verilerine göre, Türkiye'deki 2 milyonu aşkın işyerinin yüzde 99,8'i işin yürütümü yönünden herhangi bir denetime tabi tutulmamış. İşte detaylar...

Emek Araştırmaları Derneği (EMEK-AR) tarafından hazırlanan ve Dr. Fatih Güngör imzasını taşıyan "Türkiye'de İş Teftişi: Denetlenmeyen Sermaye, Dizginlenmeyen Sömürü" başlıklı rapor, Türkiye'deki çalışma yaşamına ilişkin denetim mekanizmalarını kapsamlı verilerle değerlendirdi. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın resmi verilerinden yararlanılan çalışmada, iş teftiş sistemindeki yetersizlikler ve son yıllarda değişen denetim anlayışı dikkat çekici rakamlarla ortaya konuldu.

HER 100 BİN ÇALIŞANA SADECE 2,8 MÜFETTİŞ DÜŞÜYOR

Rapora göre Türkiye, iş müfettişi sayısı bakımından dünya sıralamasında alt yüzde 20'lik dilimde yer alıyor. ILO verileri, ülkede her 100 bin çalışana yalnızca 2,8 iş müfettişi düştüğünü gösteriyor. Aynı oran Almanya'da 14,4, Bulgaristan'da ise 14,1 olarak kaydedildi.

Araştırmada, 2017-2024 döneminde çalışan sayısının yaklaşık 4,5 milyon kişi artmasına rağmen iş müfettişi sayısının 1.019'dan 917'ye düştüğü belirtildi. Kamu personeli dağılımına ilişkin değerlendirmelerde ise polis ve bekçi sayısının toplamının, iş müfettişi sayısının 367 katına ulaştığı ifade edildi. Bekçi sayısının tek başına iş müfettişlerinden yaklaşık 34 kat fazla olması da raporda öne çıkan veriler arasında yer aldı.

İŞYERLERİNİN NEREDEYSE TAMAMI DENETİM DIŞINDA KALDI

Raporda iş teftişlerine ilişkin istatistiklerde yaşanan değişime de yer verildi. Buna göre 2010-2024 yılları arasında kayıtlı işyeri sayısı yüzde 69,1 oranında artarken, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki teftişler yüzde 56,3 azaldı. Ücret, fazla mesai ve izin gibi çalışma haklarını kapsayan işin yürütümü denetimlerinde ise yüzde 81,5'lik düşüş yaşandı.

2024 yılı verileri, Türkiye'de faaliyet gösteren 2 milyonu aşkın işyerinin yüzde 99,8'inin işin yürütümü bakımından herhangi bir denetimden geçmediğini ortaya koydu. Denetimlere ulaşan işçi sayısının toplam kayıtlı çalışanlara oranı da önemli ölçüde geriledi. Bu oran 2010 yılında yüzde 16,1 seviyesindeyken, 2024 yılında yüzde 3,6'ya kadar düştü.

HABERLİ DENETİM UYGULAMASI TARTIŞMA YARATTI

Araştırmada, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın "proaktif teftiş" yaklaşımı kapsamında uyguladığı haberli denetim sistemi de eleştiri konusu oldu. Raporda, önceden bildirilen denetimlerin işverenlere eksiklikleri gizleme veya geçici düzenlemeler yapma fırsatı sunduğu görüşüne yer verildi.

Bu değerlendirme kapsamında, Soma maden faciasının ardından kurulan Meclis Araştırma Komisyonu'nda dinlenen bir işçinin ifadeleri hatırlatıldı. İşçinin, müfettişlerin geleceğinin günler öncesinden bilindiğini ve bazı ekipmanların denetim öncesinde gizlendiğini anlattığı ifadeler, raporda dikkat çekici örneklerden biri olarak gösterildi.

PARA CEZASI YERİNE SÜRE TANINDIĞI BELİRTİLDİ

Raporda, denetimler sırasında tespit edilen mevzuat ihlallerinde doğrudan idari para cezası uygulanması yerine işverenlere eksiklikleri gidermeleri için süre verilmesinin yaygınlaştığı ifade edildi.

Çocuk ve genç işçilerin gece çalıştırılması ya da işyerlerinde hayati risk oluşturan eksikliklerin bulunması gibi durumlarda dahi yaptırım öncesinde süre tanındığı belirtilirken, uygulanan para cezalarının da caydırıcı nitelikten uzak kaldığı savunuldu.

MÜFETTİŞLERİN YETKİLERİNİN DARALTILDIĞI İDDİASI

Araştırmada, sayıları zaten yetersiz olan iş müfettişlerinin asli görevleri dışında çeşitli proje, çalıştay ve bilgilendirme faaliyetlerine yönlendirildiği görüşü dile getirildi. Ayrıca, müfettişlerin herhangi bir talimat beklemeden risk gördükleri durumlarda denetim başlatabilmelerini sağlayan "re'sen teftiş" yetkisinin yönetmelik değişiklikleriyle sınırlandırıldığı öne sürüldü.

ZORUNLU ARABULUCULUK SİSTEMİNE ELEŞTİRİ

Raporun son bölümünde işçi şikayetlerinin değerlendirilme süreçlerine de değinildi. Zorunlu arabuluculuk uygulamasının, iş uyuşmazlıklarının teftiş ve yargı mekanizmaları dışına taşınmasına yol açtığı belirtilirken, mevcut sistemin bazı durumlarda çalışanların hak ettiklerinden daha düşük ödemeleri kabul etmek zorunda kaldıkları bir yapıya dönüştüğü değerlendirmesi yapıldı.

İşte Emek Ar Türki̇yede İş Tefti̇şi̇ Raporu...