Tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından, gençlere seslendiği bir videolu mesaj paylaştı.

CHP Bursa milletvekillerinden il örgütünün feshedilmesine tepki: Kararı tanımıyoruz
CHP Bursa milletvekillerinden il örgütünün feshedilmesine tepki: Kararı tanımıyoruz
İçeriği Görüntüle

İmamoğlu paylaşımına “Devlet, milletle mücadele etmeyi bırakıp milletin aklını, vicdanını ve iradesini kendi stratejik aklıyla buluşturmak zorunda. Çünkü demokrasimizin de güvenliğimizin de kalkınmamızın da toplumsal barışımızın da tek yolu budur. Bizim mücadelemiz de tam olarak bunun mücadelesidir” notunu düştü.

İmamoğlu, yayınladığı videolu mesajında şunları söyledi:

"Sevgili gençler, bugün size bir kişiye ait devlet aklı mı yoksa 86 milyon yurttaşımızın bu topraklardaki bin yıllık devlet geleneği mi, bunlardan bahsetmek istiyorum.

Devlet aklı diyerek milletimizin erdem, irfan ve kazanımlarını ters yüz eden bir zihniyetle karşı karşıyayız. Tek derdi iktidarını yargı eliyle, zor kullanarak korumak; bunu devlet aklı diye halkımıza pazarlamak. Böylece akılalmaz hukuksuzlukları topluma dayatmak. Bu senaryonun yazıldığı sarayda, bu pazarlamayı yapacaklara, operasyonları yöneteceklere roller dağıtılıyor. Kötü senaryolar kötü oyuncular içindir. Bu senaryoda hem devlete hem akla hakaret ediliyor. Devleti kendi kişisel iktidarına alet etmek isteyen biri; akıl diyerek milletin aklıyla dalga geçen bir iş birlikçi tertibi ve bu senaryonun kuklaları...

Bu devlet aklı değil, olsa olsa devletin ve milletin aklıyla dalga geçmeye cüret edenlerin akılsızlığıdır. Türkiye'nin bir devlet aklı var mıdır? Evet, vardır. Türk devletinin aklı, milletinin aklıyla ortaklaşınca anlam taşır. Devletin aklı ne zaman milletin aklından, halkın vicdanından, kamunun menfaatinden ve adaletten uzaklaşırsa orada akıl kendini inkar eder, araçsallaşır ve birilerinin hizmetine girer. Bugün yaşadığımız da budur.

Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig'de şöyle der: 'İl töre ile ayakta durur. Töre bozulursa il yıkılır.' Yani birliğimiz ve devletimiz bireysel çıkarlarla değil töre ile; yani kanunla, adaletle, hak ve hukukla ayakta kalır. Töre bozulursa, yani kanun, adalet ve hukuk bozulursa birlik dağılır, devlet yıkılır. Bin yıllık devlet aklı tam da budur. Devletin birilerinin aracı, aparatı olması devletin sonunu getirir, il yıkılır.

Adalet mülkün temelidir, bu toprakların daima şiarı olmuştur. İşte gerçek devlet aklı budur. Devletin aklı adalettir. Adaleti yerle bir eden bir akıl, devlet aklı olamaz. Benim size anlatacaklarım, hürriyetinden mahrum bırakılmış bir siyasetçinin feryadı değil; bedeli ne olursa olsun milletin geleceğini ve devletin bekasını kendine dert etmekten vazgeçmeyecek kararlı bir yürüyüşün neferinin tarihi uyarısıdır. Çünkü infaz edilmek istenen devlet düzenimizdir. Tarihin ve aklın kürsüsünden yükselen tarihi bir uyarıdır benim yaptığım.

Saray zihniyetinin devlet aklının son yıllarının özeti şudur: Savcılığını üstlenmekten geri durmadığı Ergenekon-Balyoz kumpaslarıyla yargıyı bir cemaatin kurguladığı kadrolarla kılıç gibi kullandı. Ordumuza kumpas kurdu, fikir dünyamıza, aydınlara büyük zararlar verdi. Gezi'de şehir hakkını savunanları dinlemek yerine şiddete başvurdu; çocuklar, gençler hayatını yitirdi. Bu mücadelenin içinde olanlara ağır bedeller ödettirildi.

''2016 YILINDA 'NE İSTEDİNİZ DE VERMEDİK' DEDİĞİNİZ ORTAKLARINIZ 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİ YAŞATTI''

2015 yılında seçimi kaybedip iktidarı paylaşmak yerine süreci uzatıp şiddet ortamında koltuğunuzu korudunuz. 2016 yılında 'ne istediniz de vermedik' dediğiniz ortaklarınız 15 Temmuz darbe girişimini yaşattı. Yarattığınız canavara karşı milletimiz sokaklarda ve meydanlarda mücadelesini vermek zorunda kaldı. Şehitler vererek devleti bu halk sokaktan topladı.

''ADİL VE TARAFSIZ SEÇİM KURUMUNU ZEDELEDİNİZ''

2017 yılında tek adam için demokrasiyi, adaleti ve hukuk devletini askıya alan bir rejimi referandumda milletimizin başına bela ettiniz. 'Atı alan Üsküdar'ı geçti' diyerek mühürsüz oyları saydırıp 1950 seçimlerinden beri Türkiye Cumhuriyeti ve demokrasisinin namusu olan adil ve tarafsız seçim kurumunu zedelediniz. Demokrasinin namusuna el uzattınız. Muktedirin menfaatçi zihniyeti, liyakatsiz düzeni, ucube sistemi marifetiyle halkımızı 10 yıldır fakirliğe sürüklediniz.

''CHP'NİN BAŞINDAKİ BİÇARE KAYYUM ZİHNİYETİ SADECE TEFERRUATTIR''

2019'da hukuku rakiplerine karşı silah olarak kullanan akıl, İstanbul yerel seçimlerini iptal ederek milli iradeye yeni bir darbe yaptı. 2024'te CHP'de değişimi yapan ana muhalefet yerel seçimlerde birinci parti oldu. Bana tahammül edemeyen sözde akıl, 19 Mart 2025 darbesiyle milli iradeye müdahalesine devam ederek kendisini dört kez yenen rakibini cumhurbaşkanı adayıyken alt etmek için başka bir çare bulamamış, yargı eliyle hapse atarak kumpaslarını, operasyonlarını, işkencelerini yoğunlaştırmıştır. 21 Mayıs 2026'da ana muhalefeti ortadan kaldırmak için yine yargıyı bir silaha dönüştürüp CHP'ye kayyum atayarak milletin iradesine yeni darbe yapmaya devam etmiştir. CHP'nin başındaki biçare kayyum zihniyeti sadece teferruattır.

19 Mart da 21 Mayıs da aynı darbenin aşamalarıdır. Darbenin amacı demokratik muhalefeti yok etmek, ülkemizde millet egemenliğini, hür iradeyi, demokrasiyi ortadan kaldırmaktır. İşte milletimize yutturmaya çalıştığınız devlet aklı uydurmasının özeti budur. Sonucu ise yoksulluk, işsizlik, geleceksizlik, umutsuzluk ve mutsuzluk olmuştur. Bu rejimin kullandığı devlet aklı retoriği, beceriksizlik ile iç içe geçmiş kötülüğün perdesi olarak kurgulanmıştır.

''KOLTUK UĞRUNA CUMHURİYETİ, DEMOKRASİYİ ZEDELEYEN HÜKÜMET DEVLET AKLI OLMAZ''

Milletimiz artık çok iyi biliyor ki adalet olmayan yerde bereket de olmaz. Adaletsizliğinizle, hukuk tanımazlığınızla bu toprakların bereketini kuruttunuz. Ülkesinin bereketini kurutan, milletini perişan eden bir akıl devlet aklı olamaz. Meşruiyetini yurt dışında arayan hükümet devlet aklının yanından geçmez. Koltuk uğruna cumhuriyeti, demokrasiyi zedeleyen hükümet devlet aklı olmaz. Kendini ülkenin sahibi görenlerin güç zehirlenmesidir sizin devlet aklı diye pazarlamaya çalıştığınız.Biz ise devlet geleneğimizi, cumhuriyeti, devletimizin ve birliğimizin gerçek aklını demokrasi, bağımsızlık, adalet ve kalkınma ile harmanlayan kadrolarız. Devletin bu akılsızlıktan kurtulması gerekiyor. Olmayan aklı akıl diye yutturmayın. Devlet milletle mücadele etmeyi bırakıp milletin aklını, vicdanını ve iradesini kendi stratejik aklıyla buluşturmak zorunda. Bin yıllık devlet geleneğimizle harmanlanmış, bugüne ulaşmış, sahibi 86 milyon yurttaşımızın irfanı, erdemi ve inancıyla bütünleşmiş olan bu büyük gücümüz sarsılmaz kimliğimizdir. Çünkü demokrasimizin de güvenliğimizin de kalkınmamızın da toplumsal barışımızın da tek yolu budur. Bizim mücadelemiz de tam olarak bunun mücadelesidir.

Sevgili gençler, bu inançla bu yolculuğun öncüleri sizler olacaksınız. Yürüyelim arkadaşlar."