Diş Hekimliği Sendikası'nın çağrısıyla Türkiye'nin farklı illerinden Ankara'ya gelen diş hekimleri, Sağlık Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı. Diş Hekimliği Sendikası Kurucu Başkanı Banu Yıldırım, kamu hastanelerinde görev yapan diş hekimlerinin ağır iş yükü, hastalara yeterli zaman ayıramama, emeklerinin karşılığını alamama ve sorunlarını Bakanlığa duyuramama gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, yıllardır gündeme getirilen taleplerin artık çözüme kavuşturulması gerektiğini söyledi.

“HER HASTAYA 10-12 DAKİKA SÜRE DÜŞÜYOR”

Hastalarına yeterli zaman ayırmak istediklerini belirten Yıldırım, en acil taleplerinin günlük hasta sayısının azaltılması ve tedavi sürelerinin uzatılması olduğunu ifade etti. Yıldırım, “Hastamızı dinlemek, muayene etmek, teşhis koymak, tedavi yapmak bunların hepsi süre istiyor” dedi.

Kamuda görev yapan diş hekimlerine günlük 21 Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) hastasının yanı sıra ayaktan başvuran ve tedavisi devam eden hastaların da geldiğini belirten Yıldırım, bu nedenle bir hekime günlük yaklaşık 30 hasta düştüğünü kaydetti.

Yıldırım, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Kamuda diş hekimlerine günlük 21 MHRS hastası, ayaktan hastalar, devam eden hastalar derken her bir diş hekimine 30 hasta denk gelmektedir. Bu demektir ki her hastaya 10-12 dakika süre düşmektedir. Sağlık Bakanlığı bürokratlarına soruyoruz: 10 dakikada diş tedavisi olmak ister miydiniz? Sağlık hizmetinin başarısı açılan randevu sayısıyla değil, tamamlanan nitelikli tedaviyle ölçülür. Tedaviye yeterli zaman ayrılmaması tedavinin kalitesini ve başarısını düşürür. Süre yetersizliği sebebiyle verilen ek randevular hastayı mağdur eder ve kamu bütçesine ek yük getirir. Vatandaşlarımıza sesleniyoruz: Siz derdinizin dinlendiği, tedavinizin özenle yapıldığı bir sağlık hizmetini mi hak ediyorsunuz; yoksa tekrar tekrar hastaneye gelmeyi, işinizden geri kalmayı, zaman ve para kaybetmeyi mi istiyorsunuz?”

“HEDEF BASKISI ALTINDA İŞLEM ÜRETEN MAKİNELERE DÖNÜŞTÜK”

Sağlık Bakanlığının hastane verileri üzerinden ölçümler yaptığını ancak incelemelerin sahada gerçekleştirilmediğini savunan Yıldırım, diş hekimlerinin çalışma koşullarının dikkate alınmadığını söyledi.

Yıldırım, yaşadıkları yoğunluğu şu sözlerle anlattı:

“Günde 30 hasta bakıyoruz. Tedavi yapmaya çalışırken zamanla yarışıyoruz. Nefes almaya, temel ihtiyaçlarımızı karşılamaya, meslektaşlarımızla iki dakika konuşmaya vaktimiz yok. Bakanlık ekranlardan takip ediyor ama sahaya inmiyor, bizi dinlemiyor. Hedef baskısı altında hekimlik yapmaktan çok durmadan işlem üreten bir makineye dönüşmüş durumdayız.

Bakanlığa soruyoruz: 'Gören sistem', hastanın korkusunu gidermeye çalışan hekimi görüyor mu? Zor bir tedavinin gerektirdiği dikkati, eksik personelle çalışmanın yükünü, gün sonunda bedenen ve zihnen tükenen hekimi görüyor mu? İşlemlerimizi bu kadar yakından izleyen bakanlık, çalışma koşullarımıza neden bu kadar uzak?”

İş yükünün azaltılması, ergonomik çalışma koşullarının sağlanması ve meslek hastalıklarına karşı somut önlemler alınması gerektiğini belirten Yıldırım, hekimlerin zamanlarını mesleki görevlerine ayırabilmesi için dört elle çalışma prensibinin uygulamaya geçirilmesini ve yeterli sayıda eğitimli klinik destek personeli istihdam edilmesini istedi.

“EK ÖDEMELERDE HEKİMLER BİRBİRİYLE YARIŞTIRILIYOR”

Teşvik ek ödemelerine kurum ve bireysel hedef katsayılarının eklenmesini eleştiren Yıldırım, yeni uygulamaların hekimler üzerindeki hedef baskısını artırdığını söyledi.

Yıldırım, kurum hedef katsayısı kapsamında malzeme kalitesi, laboratuvar hataları ve hastanın tedaviye uyumu gibi hekimlerin doğrudan sorumluluğunda olmayan idari ve teknik konuların da ek ödemeleri etkilediğini belirtti. Bu kapsamda 14 ayrı göstergenin teşvik ek ödemelerinde belirleyici olduğunu ifade eden Yıldırım, bireysel hedef katsayısı kapsamında ise girişimsel işlemlere aylık sayısal hedefler konulduğunu ve işlem puanlarının Türkiye genelindeki sonuçlarla karşılaştırıldığını kaydetti.

Bireysel ek ödeme havuzuna yeni kaynak aktarılmadan hekimlerin birbirleriyle yarıştırıldığını savunan Yıldırım, mevcut paranın ek gelir sağlanıyormuş gibi gösterilerek hekimler arasında paylaştırıldığını belirtti.

Yıldırım, uygulamanın çalışma barışını bozduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

“Birinin cebinden çıkan diğerinin cebine giriyor ve çalışma barışı bozuluyor. Biz hastamızı tedavi ederken hangi işlemden puan aldık, hangi hedefe ne kaldı hesap yapamayız. Bizim tek görevimiz hastamızı tedavi etmektir. Emeğimizin karşılığını değişen katsayılarla birbirimizle yarıştırılarak değil; adil, güvenceli ve emekliliğe yansıyan tek kalem ücretle almak istiyoruz.”

“KAMU AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI HİZMETLERİNE YETERLİ BÜTÇE AYRILMALI”

Aile Diş Hekimliği sistemine geçilmesini istediklerini belirten Yıldırım, devlet tarafından finanse edilen, donanım ve işletme giderlerinin hekime yüklenmediği, kadrolu istihdama dayalı kapsamlı ve kalıcı bir model kurulması çağrısında bulundu.

Aile Diş Hekimliği sisteminde, Aile Hekimliği uygulamasında yapılan hataların tekrarlanmamasının önemine dikkat çeken Yıldırım, Türkiye genelinde kurulup yaygınlaştırılacak bir sistemin toplumun ağız ve diş sağlığını iyileştireceğini ifade etti.

Yıldırım, böyle bir uygulamanın ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerindeki tedavi yükünü ve ileri, maliyetli işlem ihtiyacını azaltacağını, önlenebilir hastalıklara yapılan harcamaları düşüreceğini ve sağlık bütçesinin daha verimli kullanılmasını sağlayacağını belirtti.

Koruyucu sağlık hizmetlerine yatırımın hem istihdama hem de sağlık hizmetlerinin niteliğine katkı sunacağını kaydeden Yıldırım, “Devlet tarafından finanse edilen, donanım ve işletme giderleri hekime yüklenmeyen, kadrolu istihdama dayalı, kapsamlı ve kalıcı bir Aile Diş Hekimliği modeli istiyoruz. Koruyucu hizmete yatırım genç hekime iş sağlar, kamu hekimine nefes aldırır ve vatandaşımıza sağlıklı bir gelecek kurar” dedi.

Kamuya yatırım yapılması ve diş hekimlerine istihdam sağlanması gerektiğini belirten Yıldırım, vatandaşların tedaviye erişimini kolaylaştırmak, atama bekleyen diş hekimlerine iş imkânı sunmak ve kamudaki ağır iş yükünü azaltmak için kamu ağız ve diş sağlığı hizmetlerine yeterli bütçe ayrılmasını istedi.

Yıldırım, yeni merkezler ve hastaneler açılması, mevcut hastanelerin kapasitelerinin artırılması ve yardımcı personel eksikliklerinin giderilmesi gerektiğini belirterek, bu adımların binlerce genç diş hekiminin atanmasının önünü açacağını ifade etti.

“MESLEĞİMİZİN GERÇEK YÜKÜNÜ KARŞILAYAN BİR YIPRANMA PAYI İSTİYORUZ”

Devlet hastanelerinde görev yapan diş hekimlerinin yetersiz klinik altyapı, malzeme, laboratuvar ve yardımcı personel eksiklikleriyle çalıştığını belirten Yıldırım, hekim sayısının yetersizliği nedeniyle artan hasta talebini karşılamakta da zorlandıklarını söyledi.

Diş hekimliği hizmetlerinin ayrıntılarına hâkim olmayan başhekimlerin idari baskı ve mobbing uygulamalarına maruz kaldıklarını savunan Yıldırım, devlet hastanelerindeki çalışma koşullarının iyileştirilmesini ve teşvik ek ödemelerindeki hak kayıplarının sona erdirilmesini istedi.

Hekimlerin güvenli ve baskıdan uzak bir çalışma ortamını hak ettiğini vurgulayan Yıldırım, sağlıkta şiddete karşı etkili koruma ve caydırıcı yaptırımlar uygulanması gerektiğini belirtti. Yıldırım ayrıca mobbingin, idari baskının ve keyfî uygulamaların sona erdirilmesini, hekimlerin hak arama özgürlüğünün güvence altına alınmasını talep etti.

Emeklilikte geçim kaygısı yaşamak istemediklerini dile getiren Yıldırım, 2008 sonrasında göreve başlayan diş hekimlerinin emeklilik koşullarının mağduriyet yarattığını ve bu durumun eşitlenmesi gerektiğini ifade etti.

Necati Arabacı'nın cezası belli oldu
Necati Arabacı'nın cezası belli oldu
İçeriği Görüntüle

Yıldırım, taleplerini şu sözlerle tamamladı:

“Emeklilikte geçim kaygısı yaşamak istemiyoruz. 2008 sonrası göreve başlayan diş hekimlerinin emeklilik şartları mağduriyet içermektedir, bu durum eşitlenmelidir. Tek kalemde tamamı emekliliğe yansıyan maaş ve mesleğimizin gerçek yükünü karşılayan bir yıpranma payı istiyoruz.”