MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Grup Toplantısı'nda konuştu. Bahçeli, Suriye'ye yönelik önemli mesajlar verdi.
Bahçeli'nin açıklamaları şu şekilde...
"Ülkemizi etkileyen iç ve dış gelişmeleri, çoğalan risk ve tehditleri kapsamlı olarak ele aldık. Terörsüz Türkiye'ye karşı bozguncu tesirleri dikkatle ele aldık. Husumet senaryolarını gözden geçirip temkinli duruşumuzu teyit ettik.
SÜREÇ İÇİN YORUM: HAYATİ
Terörsüz Türkiye ucuz hesaplara kurban verilmeyecek kadar hayati.
Bir yandan atılan kararlı adımları, diğer yandan da bozucu tesirleri ve bozguncu telkinleri dikkatle yorumladık.
Yıkımı ve yıkıcılığı tercih eden Siyonist emperyalizmin yoz ve yeminli işbirlikçilerini, bunların şiddet ve şevkatle yazılmış husumet senaryolarını gözden geçirip temkinli ve tedbirli siyasi duruşumuzu teyit ettik.
Memnuniyetle ifade etmeliyim ki Milliyetçi Hareket Partisi huzurlu, güvenli, milli birlik ve bütünlüğü çelikleşmiş, barış ve refahla çatısı örülmüş bir Türkiye'yi Cumhur İttifakı'nın ortak akıl ve ahlaki yapısıyla hayata geçirmenin sonsuz amaç ve azmindedir.
Bu soylu amaç ve azim, ucuz hesaplara, basit oyunlara kurban verilmeyecek kadar hayatidir. Hakikatlidir, haysiyetlidir.
Rotası gayret edenin damla damla akan teriyle çizilmektedir. Nitekim kader gayrete meftundur. Kur'an-ı Kerim'in Necm suresi 30. ayet 39. ayetinde buyurulduğu gibi insan için yalnızca çalışmasının, gayretinin halis niyetlerinin karşılığı olacaktır.
"DEMOKRASİDEN SAPMAYACAĞIZ"
Yeni yüzyılın 2. çeyreğine ulaşılacak büyük hedeflerimiz hayalleri gerçeğe dönüştürecek kutlu heves ve heyecanlarımız vardır. Peki bunu nasıl yapacağız? Hangi vasıtaları kullanacağız? İlk olarak milletimizin irade namusunu kendi namusumuz bileceğiz. Demokrasinin sapma ve savrulma göstermeyeceğiz. İkinci olarak çağın gereklerini, zamanın ruhunu değişim dinamiklerinin istikamet ve iç yüzünü Türk milliyetçiliğinin perspektifiyle dünyanın geneli de Türkçenin imkanlarıyla okuyacağız. Türkçenin zenginliğiyle kavrayacağız.
Milli ve manevi değer hükümlerimizi varoluş onurumuzun zırhı, birliğimizin, dirliğimizin ve kardeşliğimizin bedeli hiçbir şekilde ödenemeyecek ziyneti olarak değerlendireceğiz.
Üçüncü olarak kökümüzden kopmadan, milli kimliğimizden ayrılmadan kaynağımızdan ve yükülerimizden, aydınlığından savrulmadan güç birliği ve inanç birliği halinde saflarımızı sımsıkı tutarak devamlı ilerleyeceğiz. Hasılı kelam Kızıl Elma'nın şafağında hep birlikte buluşacağız.
Biz yalanın değil hakikatin izindeyiz. Halkın yanındayız. Hakkın yanındayız. Hakkaniyetin yanındayız. Helalin safındayız. Tıpkı bir bayrak gibi haramın karşısındayız. Hıyanetin karşısındayız. Hainlerin karşısındayız. Havis emellerin karşı cephesindeyiz. Biz kula kulluğu reddeden inanmış bir vicdana sahibiz.
Eğilmez başımızla, teslim olmaz mizacımızla milletimizin hizmetkarıyız. Milliyetçi Hareket Partisi'nin siyaseti Türk tarihinden zamanlar üstü mesajıdır. Türk kültürünün çağları aşan seslenişidir. Türk milletinin kıpta edilen muazzez varlık ve vakarıyla da mümteviştir. Siyaseti hizmet yarışı yerine hezimet rekabetine zillet parkuruna dönüştürenler bizi anlayamaz.
Anlasalar bile anlatmaya takatleri yetemez. Yalanı, fitneyi, dedikoduyu ve iftirayı siyaset zannedenler. Siyaseti rant ve çıkar devşirme fırsatı gören üç kağıtlarıdır...
20. yüzyıla adını yazdıran meşhur bir düşünür demişti ki hepimiz aynı şeylerden konuşuyoruz. Ancak konuştuğumuz şeyin ne olduğu konusunda hala anlaşabilmiş değiliz. Siyaset vaki bu akıl tutulmasının sebep olduğu kör düğümleri çözmekle yükümlüdür. Siyaseti sanal korkulara tahvil etmek isteyen pişkin zihniyetler pireyi deve yapan palavracılar bir kaşık suda fırtına koparan pervasızlar akıllarından çıkartmasınlar ki hak edene fırlatı fırlatılacak taşlar cebimizdedir. Hesapsız uçanlar, istismar dallarına yüzsüzce konanlar bedel ödemeyi muhakkak surette göze almalıdırlar.
SDG'YE TEPKİ
Değerli milletvekilleri. Bölgesel ve küresel gelişmelerin baş döndüren hız ve değişimi hepimizin gözü önünde cereyan etmektedir.
Evvel emirde yapacağımız her değerlendirmenin ağırlık merkezi Türkiye olmak mecburiyetindedir. Çünkü politik kavrayışımızın ve fikir kuvevimizin kaynak ve hareket üssü Başkent Ankara'nın tarihi, siyasi ve gelecek vizyonuyla sınırlıdır.
Pergelin sabit ucunu Ankara'ya koyarak hareketli ucuyla da dünyayı yaşanan hadiseleri ve hayatın derisini, kuvvetli akışını 360 derecelik açıyla analiz ve takip etmek durumundayız. Bunu yaparken siyaset felsefesinde izleyeceğimiz usul ve yöntem ise tümevarım yönteminden başkası değildir. Görüş menzilimizin etki ve temas alanını kademe kademe merkezden çevreye, Ankara'dan Kürenin her noktasına ulaştıracak çoklu mekanizma ve ufuk derinliğine sahip olmaktan başka akla, mantığa ve tarihsel müktesebata muvafık bir çare yoktur.
"SDG/YPG DEFEDİLDİ"
Önce Suriye'de şekillenen ve somut bir içerik kazanan siyasi tabloyu değerlendirmek, bunun sonuçları hakkında mütalaada bulunmak lazımdır. Malumunuz olduğu üzere SDG ve YPG yuvarlandığı sahalardan Suriye Ordusunun müessir mücadele yeteneğiyle sökülmüş.
Nihayet Fırat'ın batısından sürüp çıkarılmıştır. Halep'in yanı sıra Rakka ve Deyrizor esaret, baskı, dayatma ve işgalden kurtarılmıştır. 10 Mart mutabakatına direnç gösteren her fırsatta ayak sürüyen dış tesirlerle masayı ve müzakere ortamını sabote eden SDG ve YPG kapsamlı bir süpürme harekatı ile tutulduğu alanlardan zora ve silaha dayalı olarak defedilmiştir.
Son gelişmeler hem Suriye hem de bölge ülkeleri ve Türkiyemizin adına son derece müspet ve kayda değerdir.
Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG ve YPG'nin 27 Şubat İmralı çağrısına muhalif ve mugayir hareket ettiği açıktır.
"SDG SÜRECE SABOTAJ YAPIYOR"
Gerçekten de Suriye'de tezahür eden SDG, YPG provokasyonlarını 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum sürecini baltalama girişimi olarak gören ve gösteren bizzat PKK'nın kurucu önderliğidir.
Suriye'de yeni bir siyasi ve toplumsal yapı kurulmaktadır. Sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG ve YPG'nin Şam yönetimiyle 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalamak durumunda kalması oldukça anlamlı ve hayırlı bir sonuçtur.
Suriye'de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin ve diğer etnik grupların bir ve kardeşçe yaşamak dışında arayışları ve arzuları yoktur. Özellikle Rakka ve Deyziro'da ayağa kalkan Arap aşiretleri Şam yönetimiyle el ele vermiş SDG, YPG terörüne karşı olağanüstü bir mücadele sergilemişlerdir.
"KÜRT KARDEŞLERİMİZ FARKLI SDG YPG BAŞKADIR"
Şunu tekraren açıklamak lazımdır ki Kürt kardeşlerimiz başka, SDG, YPG başkadır. SDG, YPG terör örgütüdür.
Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunması kuyruklu yalan, A'dan Z'ye hayal mahsulüdür. 18 Ocak 2026 Pazar günü Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara'nın yayınladığı kararname ve Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin yapmış olduğum yazılı değerlendirmede her mesele enine boyuna yorumlanmıştır.
Bir kez daha ve özetle ifade edecek olursam Milliyetçi Hareket Partisi olarak Yeni Suriye'de kapsayıcı, kucaklayıcı, uzlaşmacı tüm etnik ve dini unsurları Suriye'nin ortak geleceğinde buluşturan, Suriye vatandaşlığında bütünleştiren, demokratik, istikrarlı, temsil adaletine ve serbest seçimlere dayalı temel hak ve hürriyetlerin korunmasını esas alan bir anlayışla anayasa yapılmasını önermiştik.
"KONFEDERASYON, ÖZERKLİK TARTIŞMALAR GÜNDEME GETİRİLMEMELİ"
16 Ocak 2026 tarihinde Suriye Cumhurbaşkanının anayasal beyanname hükümlerine dayanarak yüksek ulusal menfaatlerin gereklilikleri uyarınca devletin ulusal birliğini güçlendirme, tüm Suriyeli vatandaşlar için kültürel ve sivil hakları tanıma konusundaki rolü ve sorumluluğuna binaen yayınladığı 2026/13 sayılı kararname düşüncelerimize ve önerilerimize uygun bir içeriğe sahiptir.
Bize göre mezkur kararname isabetli, anlamlı, Suriye'de birlik ve bütünlüğü tahkim etme yönünde doğru zamanda atılmış önemli bir adımdır. Tekraren vurgulamak isterim ki Suriye'nin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü esasına dayalı üniter bir yapının tesis edilmesi, Konfederasyon, Federasyon, Özerklik gibi eski çatışma hatlarını ve terörist faaliyetlerini yeniden canlandırabilecek tartışmalar gündeme getirilmemelidir.
Suriye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin eşit hak ve özgürlük yükümlülüklere sahip olması, etnik ya da dini farklılıkların devlet nezdinde hiçbir önem arz etmemesi çok mühimdir.
En önemli ortak paydanın ise Suriye vatandaşlığı olacağı hususunda tüm kes sosyal kesimlere güvence verilmelidir.
"FIRAT'IN DOĞUSU DA TERÖRDEN KURTARILMALI"
Suriye'de hiçbir kesim, hiçbir etnik veya mezhebi grup dışarıda bırakılmamalı, mağdur edilmemeli, yok sayılmamalıdır. Tek bayrak, tek devlet, tek orduyla birlikte Egemen eşitliği her karış toprağında tesis edilmiş Suriye Cumhuriyeti Devleti bölgesel istikrar ve barışa çok değerli katkı verecektir.
SDG, YPG'nin devlet içinde devlet gibi hareket eden fiili ve mütecaviz tutumun sürdürülebilirliği kesinlikle yoktur. Bu nedenle sadece Fırat'ın batısı değil, Fırat'ın doğusu da Ayn el Arap'tan Kamışlı'ya kadar faal halde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm halinde hayata geçirilmelidir.
"ŞAM'IN GÜVENLİĞİ ANKARA'NIN GÜVENLİĞİDİR"
Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizmin ve terörist örgütlerin kanlı kumpas ve konfigürasyonlarına tahammül etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız.
Terörün sonu yoktur. Terörümüzün çıkmaz sokaktır. İnsanlığa karşı işlenmiş en vahşi suç terör suçudur ve terörle yaşamak teröre sessiz ve seyirci kalmak onurlu yaşamanın tam tersi tam zıttıdır. Cinayet, melanet, ihanet ve rezaletlerin hiç kimsenin yanına kalmayacağı hiçbir hain örgütün yanına bırakılmayacağı da gayet iyi bilinmelidir.
Suriye Cumhuriyeti devletinin siyasi ve toprak bütünlüğü, egemenlik haklarıyla iç huzur ve istikrarı tartışılamaz, sulandırılamaz, sakatlanamaz mahiyettedir. Şam'ın güvenliği Ankara'nın güvenliğidir. Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır.
Dileğimiz ve temennimiz şudur. Şam yönetimiyle SDG, YPG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının bir dönüm noktası teşkil etmesi, terörsüz bölge hedefiyle siyasi ve toplumsal istikrarı amaçlayan huzurlu Suriye'nin tecellisine azami destek sağlamasıdır.
Değerli dava arkadaşlarım. Farabi İdeal Devlet isimli eserinde adaleti her kim olursa olsun insanın yol üzerine dikilen engelleri aşması olarak tarif etmiştir.
Adalet bir sonuç değil kutlu bir yolculuktur. Temeli adalet olmayan bir toplum veya devletin binası çürüktür. Kuvvetsiz adalet ve adaletsiz kuvvet iki büyük felakettir. Geçmişimizin adaletli hükmün tertemiz misalleriyle doludur. Tarihin her döneminde Türk milleti adaletiyle sivrilmiş. Böylece adından şanından gururla bahsettirmiştir.
Hazreti Mevlana'nın dediği gibi Adalet ağaçları sulamak, zulüm ise dikene su vermektir. Biz dikene su verenlerden olmayacağız. Elbette bizi bilen bilir, bilmeyen de kendi bilir. Devlet duyguyla değil akılla yönetilir. Devlet kin ve nefretle değil adaletle muamele eder. Tehdit ne denli çetin, ne kadar derin olsa da devlet yönetimini adaletten ve hukukun çizdiği sınırlardan kesinlikle taviz vermez, vermemelidir. Terörle ve bölücülükle mücadelede aynen böyle olmalıdır.
Türkiye'nin 1984 yılında fiilen başlayan bölücü terör mücadelesinin 42 yıldır sürdürdüğü hepinizin malumudur ve beka düzeyinde en önemli sorunudur. Ve bu sorun köklü olarak halledilecektir. Terörsüz Türkiye'ye adım adım ilerledikçe korkuya kapılanlar uykuları kaçanlar çılgına dönenler hatta her türlü karalama kampanyasına aracı ve alet olanlar kaybetmeye millet nezdinde mahkum ve mahcup olmaya sonuna kadar müstahak kalırdır. Şirazlı Sadi'den esinlenerek şunu hatırlatmak isterim ki Kendi ayıplarının hamalı olanlar başkalarının kusurlarıyla uğraşıyorlar. Bunu yaparken çok tehlikeli bir dile tevessül ediyorlar. Yanlışı ve yalanı savunacak kadar cahil olanlardan sağduyu ve doğruluğu göremeyecek kadar kör olanlardan iyiliği veya iyi niyeti inkar edecek kadar nankör olanlardan Rabbim cümlemizi korusun ve böylelerini milletimizin her daim uzak tutsun diyorum. Tahriklere aldırmayacağız. Yolumuzdan ayrılmayacağız.
Hamasi ezberlere takılmayacağız. Siyasi geçim kapısı demogoji olanların hiç takmayacağız. Vatandaşlarımızın aldatılması, umut tacirliğinin kamçılanması, yalanın egemenlik kurması, halk tavukluğunun öne çıkması ve demogojinin geçer akçe görülmesi açıkça millet iradesine fesat karıştırmaktır. Bunun adı da işin özünde milli irade gaspıdır. Nihayetinde milli iradeyi gasp etmek için hezeyandan hezeyana koşan palavracı siyaset metdahlarının hala varlığı ahlaki temele yaslanan dürüst ve namuslu siyaset anlayışının yeterince kök salmadığına işarettir. Gerçekte dürüstlük pahalı bir mülktür. Zillette düşmüş ucuz insanlarda asla duramayacak, asla bulunmayacaktır. Onlar ne söylerse söylesin sırat-ı müstakim üzere mücadelemizi sürdüreceğiz.
Bizim gayemiz ülkemizi hak ettiği gelişmişlik düzeyine ulaştırmaktır. Her yolu mübah gören, her rüzgara yelken açan, tarlasını sırtlayıp yağmur neredeyse oraya güzlülük ve karaktersizliğe de hiçbir zaman hiçbir zaman itibar etmedik, etmeyeceğiz.
Yeni yüzyılda terörü hayatımızdan mutlaka çıkaracağız. Yeni yüzyılda feleğin çemberini kıracağız, tuzakları bozacağız, karanlık senaryoları yırtıp atacağız. Mühürlü kalpler görmese de Türkiye'nin bahtı açık olduğunu milli birlik ve dayanışma ruhunun düne nazaran çok daha sağlam oluşunu cümle aleme göstereceğiz. Ekonomik olarak gelişmiş, siyasal olarak istikrarı kesintisiz korumuş, adaletin gücüyle birliğini ve dayanışma iklimini muhafaza etmiş, her alanda isminden ve iradesinden bahsedilmiş bir Türkiye'yi Allah'ın izniyle inşa ve ihya edeceğiz. Bunu yaparken de ahlaki ve manevi cephemizi sarsan, iç ve dış operasyonlara, aile kurumunu tahrip eden sistematik saldırılara, milli varlığımızı, milli değerlerimizi yaralayan hatta yarmayı amaçlayan tehlikeli akımlara sonuna kadar direniş göstereceğiz. Değerli arkadaşlarım.
Bizim siyasetimiz hasbidir, harbîdir. Dürüsttür, ilkelidir. Tutarlıdır ve ahlaki esaslara dayanmaktadır. Birileri gibi işkemmeden sallaymayız. Birileri gibi hem nalını hem mıhına vurmayız. Gördüğümüz gibiyiz. Göründüğümüz gibiyiz. Olduğumuz gibiyiz. Görünmesini de biliriz. Çizgimizde zikzaklar yoktur. Karabağ Savaşı'nda tarih vatan mücadelesini tartışmaya açan CHP'ye de hiç benzemeyiz. Buna da hiç tevessül etmeyiz. CHP'nin işi gücü istismar ve inkardır. Türk dünyasının ne kadar yabancı olduğu Türk İslam alemine nasıl şaşı baktığı bizim nazarımızda bellidir, berraktır. CHP'nin mesleği ve meşgalesi her milli meseleyi bağlamından koparmak, ülkemizi ve Türk dünyasını ilgilendiren gelişmelere yabancı durmak ve uzaktan bakmaktır. Onların siyaseti enternasyonal hezeyanla perçinlenmiş, bizim siyasetimiz ise milli ve tarihi mirasımızla pekişmiştir. CHP'nin muhalif siyaseti Türkiye'ye karşı kurgulanmıştır. Fırsatçılık, istismar ve ganimet avcılığı geçim kapısıdır.
"SEFALET ÜCRETİ SÖZLERİMİN ARKASINDAYIM"
Hatırlarsanız geçen haftaki grup konuşmamda en düşük emekli maaşı olan kardeşlerimizin sefalet ücretine değil en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşınmasını gündeme getirmiştim. Şu hususu ama fakat demeden tekrar ediyorum. Sözlerimin sonuna kadar arkasında ve emeklilerimizin yanındayız.
Biz ne söylemişsek onu yapar, ne yapmışsak onu anlatır ve sahipleniriz. CHP'nin iç çekişmelerine yolsuzluk ve rüşvet çarkına uyuşturucu ve kumar alemlerine akan kaynaklarına ve sorunlu siyasetine aklımız ermez, bilgimiz yetmez.
"İKTİDAR ORTAĞI DEĞİLİZ"
Zira bizim aklımızda da, fikrimizde de hep Türkiye'dir, Türk milletidir. Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı ortağıdır.
Ancak iktidar ortağı değildir. İttifak ortağı olarak da Cumhurbaşkanlığı Kabinesinin iyi niyetle Türkiye'nin kalkınmasına, milletimizin huzur ve refahı için bütçe imkanları doğrultusunda aldığı kararlara destek olmak siyasi ahlakımızın gereğidir. Biz bunu yapıyoruz. Boş işlerle uğraşmıyoruz. Teneke gürültüsüne, tencere gürültüsüne kulak asmıyoruz. Köklü bir siyasi parti olarak ekonomik ve sosyal meselelere kafa yoruyoruz.
ÖZEL'İN EMEKLİ ÇAĞRISINA YANIT VERDİ
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in emeklilerle ilgili değerlendirmemizi diline dolaması ve istismara kalkışması kendisini boş yine boşa düşürmüştür. En son olarak Hatay'da yaptığı konuşmayla Cumhur İttifakı içine fitne sokmak, emeklilerimiz üzerinde fitne düzeneği kurmak istemiştir. Şayet verdikleri önergelerine destek vermezsek bizi emeklilere sahip çıkmamakla suçlayacaklarmış.
Bu tatlı su kurnazına diyorum ki geçiniz bunları, geçiniz. Sizin önergenize destek olmayız, ayak oyunlarınıza kanmayız, hiç güzel taktiklerinize papuç bırakmayız. Varsa Türkiye'nin meselelerini çözmeye yönelik çalışmalarımızın paylaşım da görelim. Biz havanda su dövmeyiz, bulanık suda balık avlamayız. Çölde deve izi saymayız. İmkanlar arttıkça emeklilerimizin durumu da iyileşecektir.
İnanıyoruz ki milli birlik ve beraberlikle yarınlarımız bugünlerden çok daha güçlü, çok daha müreffeh olacaktır.
MHP'NİN PROJELERİNİ ANLATTI
CHP boş keseden sallarken Milliyetçi Hareket Partisi vatandaşlarımızın geçim meselesini çözüp kalıcı bir çözüme kavuşturmak amacıyla ekonomik ve sosyal politikalar üretmektedir. Asgari refah seviyesinin endeks üzerinden hesaplanması ve ailelere gelir desteği projesi. Cumhuriyet Halk Partisi bu bunlara iyi bakınız. Şu asgari refah seviyesinin endeks üzerinden hesaplanması ve ailelere gelir desteği projesidir.
(Elinde tuttuğu kitabı gösterip) Bunun kalınlığı CHP kadar vardır. Beslenme projesi. Barınma projesi giyim kuşam projesi. Bunlar Bilge Han'dan bu yana var olagelmiştir. Barınma, beslenme ve giyinme Türk'ün özüdür, Türk'ün politikasıdır. İşte beslenme projesi.
Pazar pazar dolaşıp vatandaşları soğanının fiyatı şu, patates şuna çıkacağı yerde şunun gibi bir şeyle nasıl çözeceğinizi anlatın. İşte budur. Konut projesi. Evi barkı yok, kiralar arttı, şu oldu, bu oldu. Her gün televizyonlarda birilerini konuşturarak yoksulu, emekli işsizi istismara gerek yok.
Evim Ocağım projesiyle yaşanabilir ve güvenli konut edinme projesi işte burada. Ve hepsini toparladığımız bütüncül sosyal politikalar seti bu. Kurduğunuz ofislerin aklı bu projelere yetmez. İster Cumhurbaşkanlığı ofisi kurun, ister Bakanlar Kurulu Gölge Kabinesini kurun. Bize yetişemezsiniz. İşte Milliyetçi Hareket Partisi bu kadar hazırlıklı, bu kadar donanımlı, bu kadar proje odaklı çalışma halindedir. CHP'nin hali ise şudur. Tencere tava hep aynı hava. Samimiyetsiz siyasetin sonu hüsranın uçurum dibidir. İstismar siyasetinin sonu ise mutlaka hezimet çukurudur.