MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada insanlık tarihine ve küresel düzene ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump’ın “Beni durdurabilecek tek şey kendi ahlakım, kendi aklım. Uluslararası hukuka ihtiyacım yok” şeklindeki sözlerine çok sert tepki gösterdi:
“Trump'ın söylediği sözler çivisi çıkan kaosun pençesine düşen dünyanın hali pür melalinden başka bir şey değildir.”
Hukukun devletin temeli olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Hukuku yapan devlet eğer hukuka uymaz, hukuku çiğnerse çeteden organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmayacaktır.“Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın savunduğu küresel çeteleşmedir, vandallığın taltifidir.”” dedi.
ABD’nin küresel kurum ve kuruluşlardan çekilerek dünyayı ateşe sürüklediğini belirten Bahçeli, demokrasi ve özgürlüklerin emperyalizm eliyle tahrip edildiğini ifade etti.
ABD'NİN GİZLİ SİLAHINI AÇIKLADI
Bahçeli, Venezuela’daki gelişmeleri “test” olarak niteleyerek, sırada NATO üyesi Danimarka’ya bağlı Grönland’ın olduğunu söyledi.
Bahçeli, Maduro'nun kaçırılmasındaki 'gizli silaha' da değinildi. Dış basında Maduro'nın güvenliklerinin özel bir silahla etkisiz hale getirildiği yazılmıştı. Bahçeli, ABD'nin lazer ve mikro dalga silahı kullandığını bunu da dünyanın gözü önünde test ettiğini ifade etti:
"İnsanlığın topyekün yeni bir savaşa girmesi, dahası bunun nükleer silahlarla tahkiminin yapılması. Ayrıca yönlendirilmiş enerji silahlarının, mikrodalga veya lazer ışınları kullanılarak hedeflerini etkisizleştiren silahların da kullanılması halinde olabilecekleri düşünmek bile korkunçtur.
Venezuela komplosu yalnızca bir testtir ve böylelikle tepkiler ölçülmüş yakın geleceğin stratejik analizleri yapılmıştır. Şimdi sırayı bir NATO üyesi olan Danimarka'ya bağlı Grönland almıştır. Trump'ın bu sorunu ister nazikçe ister sertçe çözeceğiz açıklaması yangına körükle giden bir sorumsuz ve şuursuzun dayatmasından başka bir şey değildir."
"GEZİ OLAYLARI VE İRAN BENZER"
Bahçeli, İran’daki protestolarla ilgili değerlendirmesinde ise Türkiye’ye etkilerine dikkat çekti. İran’ın iç barışının Türkiye için “hayat memat” meselesi olduğunu belirten Bahçeli, “Gezi Parkı olayları ile İran'daki malum olaylar arasındaki benzerlikler üzerine dikkatle düşünmemizi özellikle temenni ediyorum.“İran'ın huzursuzluğu, İran'ın bölünmüşlüğü, İran'ın sancısı içinde kıvranması Türkiye'yi ve bölge ülkelerini her açıdan tehdit etmektedir.” ” dedi.
HALEP MESAJLARI! SDG VE DEM PARTİ'YE TEPKİ
Bahçeli, Halep’teki çatışmalar ve Suriye’deki gelişmelere de değindi. SDG ve YPG’nin tutumunu sert biçimde eleştiren Bahçeli şöyle konuştu:
“PKK'nın örgütsel varlığı feshedilmiş, silahlar bırakılmıştır. Bu terör örgütünün uzantısı olan SDG YPG'nin de akıbeti aynı olmalıdır.”
Mazlum Abdi’yi “İsrail’in kuklası” olarak tanımlayan Bahçeli, “PKK’nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir” dedi.
"SDG YPG'yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir" sözleri ile Bahçeli, DEM Parti’nin açıklamalarını da hedef aldı.
DEM Parti’nin Türkiye partisi olma çabasını görmekle beraber, “eski hastalıkların zaman zaman nüksettiğini” belirten Bahçeli, Halep gerekçesiyle sokağa çıkmanın hiçbir amaca hizmet etmeyeceğini söyledi.
Bahçeli, Halep, SDG ve DEM Parti ile ilgili tam olarak şunları söyledi:
"Bakınız Suriye'nin orasına burasına yuvarlanan siyonist alçaklık suyu bulandırmak, iç bütünlüğü yıkmak, iç bölümleri kışkırtmak için her yola tevessül ve teşebbüs halindedir. Halep'in Eşrafiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin içine alan çatışmalar her açıdan düşündürücü.
SDG'YE ÇOK SERT UYARI
"SDG, YPG yanlış üstüne yanlış yapmıştır. Halep ordaysa arşının Şam'da olduğu netleşmiştir. Trump ise ayaküstü bunları satmıştır. Şu gerçeğe tekrar vurgulamakta yarar olacaktır. PKK'nın örgütsel varlığı feshedilmiş, silahlar bırakılmıştır. Bu terör örgütünün uzantısı olan SDG YPG'nin de akıbeti aynı olmalıdır. Bizim için yegane geçerli olan İmralı'nın 27 Şubat çağrısı barışa ve kucaklaşmaya davettir. Üstelik bölücü terör örgütünün bütün yapılarını bağlamaktadır. SDG ve YPG bundan bağımsız değildir. Olması da mümkün değildir.
"ABDİ KURUCU ÖNDERLİĞE SAYGISIZDIR"
Özellikle Mazlum Abdi simli terörist Siyonizm'in yandaşıdır. İsrail'in kuklasıdır. PKK'nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. Hiç kimse bilhassa DEM Parti Halep'te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söylemez. Söyleyemez. Söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır. Acısı bizim acımızdır. Masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG ve YPG'dir. Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış. Onların kılına bile dokunmamıştır.
DEM PARTİ'YE SERT TEPKİ
DEM Parti yetkililerinin Türkiye'yi uyarıyoruz diyerek başlayan söz ve açıklamaları SDG YPG'yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir. Terörsüz Türkiye'nin adım adım gerçekleştiği bu bir süreçte her türlü fedakarlık yapılıyorken birdenbire Halep gerekçesiyle sokaklara dökülmek, sivri dile saplanıp kalmak, Diyarbakır'dan İstanbul'a kadar meseleyi bağlamından koparıp istismar etmek hiç kimseye bir şey kazandırmayacaktır. Bilinmelidir ki Türk'ün kanı Kürde Kürt'ün kanı da Türkiye haramdır.
DEM PARTİ'YE ESKİ HASTALIK TEPKİSİ
Çünkü biz kardeşiz. Biz kader ve keder ortağıyız. SDG YPG'nin Ankara'ya davet edilip müzakere edilmesinin istenilmesini istemek ya aceleye getirilmiş bir açıklama veya meseleyi kavrayamayan ve gerçekleri göz ardı eden bir akıl tutulmasıdır. İsrail'in güdümündeki terör örgütüyle pazarlık nasıl olacaktır? Türkiye Cumhuriyeti böyle bir zillete nasıl olay onay verecektir? Muhatap bellidir. PKK'nın kurucu önderinden başkası asla değildir. DEM Parti'nin Türkiye Partisi olma yönündeki demokratik ve dengeli mücadelesini görmekle beraber eski hastalıkların tekrar ve zaman zaman bir kez daha nüksetmesinin sorumluluk ahlakıyla çatışacağını düşünüyorum. Hatırlatmam mazur görünsün. Fakat bir parti Türkiye'nin partisidir ve bu haliyle Türkiye parmak sallaması asla ve kat meşhur, masum ve makul görülemeyecektir.
Halep'te sükunetin tesisi sevindirici bir gelişmedir. Suriye'nin siyasi ve toprak bütünlüğü muhakkak korunmalıdır. SDG YPG'nin muhatabı Suriye Cumhuriyeti devletidir. Nihayet 10 Mart mutabakatının zamanı olsa da karşılıklı uzlaşma, yapıcı görüşme ve müzakerelerle İmralı'nın da çağrısı olan entegrasyon süreci tamamlanmalıdır. Tarih ve coğrafyayı birbirine bağlayarak barış kuşağının sıcaklığı milletimizin ve bölge haklarının bahtını ve yolunu açacaktır. İnancımız, irademiz, ümidimiz ve hedefimiz de bu şekildedir. Uyuyan vicdanları deyim yerindeyse çekiş darbeleriyle uyandıracağız. Çoğulcu cehaletinin tutsağı olanları mutlaka aydınlatıp ikna edeceğiz.
Türk'ün kaderi Kürt, Kürt'ün kaderi Türktür diyeceğiz. Eli silahlı, eli kanlı, vicdanlı lekeli, kalbi Nasırlı teröristleri aramızdan çekip çıkartacağız. Türkiye'mizin ve bölgemizin telafisi mümkün olmayan bir yıkıma sürüklenmesinin önlemek hepimiz için bir milli görevdir. Herkes üstüne düşen sorumluluğu siyasi hesapları bir kenara bırakarak yerine getirmelidir. Biz herkesi Türk milletinin vazgeçilmez bir evladı olarak görüyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi milletimizin her evladına kapısını açıyor. Bu topraklara vatanım diyen herkese ocağını açıyor. Bu insanlara milletim diyen herkese kucağını açıyor. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı bu bayrak benim, bu ülke benim diyen herkese gönlünü açıyor. İçinden geçtiğimiz hassas ortam tahrik ve kışkırtmalara açıktır ve müsaittir. Bu nedenle önümüzdeki süreç dikkat, sağduyu ve akıl gerektirmektedir. Türk milleti müsterih olsun. Gönlünü geniş tutsun. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı çatışma için değil kardeşlik için vardır. Ancak milli varlık ve tehlikeye düşerse gereğini yapmaya da hazır olduğumuz kesinlikle unutulmamalıdır. Bayrağın gönderden indiği yerde 1000 yıllık kardeşliğin katledilmek istendiği anda maldan, mülkten ve candan vazgeçmeyen bin kere merttir."
EMEKLİYE SEFALET ÜCRETİ İTİRAFI
Bahçeli, emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara da değindi:
"En düşük emekli maaşı alan ve sayıları yaklaşık 5 milyona yaklaşan kardeşlerimizin sosyal ve ekonomik durumlarını iyileştirmek için gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız. Onlar üzülürken bizler rahat olamayız. Onlar sefalet ücretini en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşımalıyız. Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız."