CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, NATO Zirvesi için yapılan harcamaları ve alınan önlemleri eleştirerek, AK Parti'nin gündeminde CHP, vatandaşın gündeminde ise enflasyon, gıda fiyatları ve asgari ücret olduğunu söyledi. CHP'nin asgari ücretin 45 bin 800 liraya yükseltilmesini öngören kanun teklifini TBMM Başkanlığı'na sunduklarını belirten Günaydın, "Enflasyonun yüzde 33'ün üzerinde olduğu bir ortamda insanları bütün yıl boyunca aynı asgari ücretle yaşamaya mahkum ediyorsunuz" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen uzman erbaşlara ilişkin kanun teklifine tepki gösteren Günaydın, düzenlemenin içeriğinin yasa teklifinin amacıyla bağdaşmadığını belirterek "Yasama organı yani Gazi Meclis hiç bu kadar absürt olaylara tanık olmamıştı. Dün gece uzman erbaşlık yasası geçiriliyor. Uzman erbaşların özlük haklarını düzenleyen hükümler beklersiniz. Ama öyle bir 7'nci madde hükmü getirdiler ki hukuka uygun olduğunu söyleyebilecek tek bir insan olamaz" dedi.
Düzenlemenin, Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma, Sahil Güvenlik, Polis Akademisi ve Milli İstihbarat Teşkilatı personeline ilişkin hükümler içerdiğini belirten Günaydın, şöyle devam etti:
"Bu personeller terör nedeniyle bir suçlamaya maruz kalırlarsa, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz gelmesi nedeniyle kamu görevine alınmamaları ya da görevden çıkarılmalarına karşı açtıkları idari davalarda, karar kesinleşmeden uygulanamayacağını söylüyorlar. Yani kişi ilk derece mahkemesinde haklı bulunsa, yürütmeyi durdurma kararı alsa bile görevine dönemeyecek."
İlk derece mahkemelerinin kararlarının uygulanmasının engellendiğini öne süren Günaydın, bunun yargıya güvensizlik anlamına geldiğini savunarak "İdare Mahkemesi hakimine güvenmiyorsun, Bölge İdare Mahkemesi hakimine güvenmiyorsun, Danıştay'a da güvenmiyorsun. Kendi mahkemesine güvenmeyen, çeşitli kavramların arkasına saklanan bir AKP anlayışıyla karşı karşıyayız. Terör büyük bir suçlamadır ama buna memleketin hakimi karar verecektir" diye konuştu.
"MAHKEME KARARLARINI BYPASS EDEN BİR MEKANİZMA HALİNE GELDİLER"
AK Parti'nin geçmişte uyarma ve kınama cezalarını idari yargı denetimine açtığını hatırlatan Günaydın, bugün ise bunun tam tersine bir anlayışın benimsendiğini ileri sürerek "İlk dönemlerinde uyarma ve kınama cezalarını mahkeme denetimine açan AKP, 23 yıl sonra bütün mahkeme kararlarını bypass etmekten çekinmeyen bir mekanizma haline geldi" dedi.
Düzenlemenin önce geri çekildiğini, ardından yeniden teklif kapsamına alındığını söyleyen Günaydın, "Haklı itirazlarımız üzerine 7'nci maddeyi geri çektiler. Daha sonra Meclis İçtüzüğü'nden doğan haklarımızı kullanmamız üzerine bizi cezalandırmak istercesine aynı maddeyi yeniden getirdiler. Siz bizi değil, hukuksuzluğu kanun haline getirerek yurttaşları cezalandırıyorsunuz. Aslında memleketi cezalandırıyorsunuz" ifadelerini kullandı.
Günaydın, düzenlemedeki 8'inci maddeye de tepki göstererek, geçmişte kamulaştırılmadan el konulan taşınmazlarla ilgili hak sahiplerinin mağdur edildiğini belirterek "Kanun diyor ki kamu, kamulaştırma yapmamış olsa bile el koyduğu taşınmaz kamulaştırılmış sayılır. Üstelik ödeme de el konulduğu tarihteki bedel üzerinden yapılır. Yani 1965 yılında hukuksuz şekilde el koyduysan ve vatandaş yıllarca hukuk mücadelesi verip haklı çıktıysa, ona 1965 yılının bedelini öderim diyorsunuz" dedi.
"İBB DAVASINDA MAHKEMELERİN DENETİM MEKANİZMASI ORTADAN KALDIRILIYOR"
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davalara da değinen Günaydın, mahkemelerin yapısında yapılan değişikliklerin yargısal denetimi etkilediğini kaydederek "Türkiye'deki absürtlükler bununla bitmiyor. Bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi kumpas davasında dün ve bugün ilginç işler oldu. Dava 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyordu. Birden bire dediler ki 40. Ağır Ceza Mahkemesi'ni kapatıyorum. Bu heyeti aynen 33. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderiyorum. Bunlar da davaya bakmaya devam edecekler" diye konuştu.
Mahkemenin adının değişmesinin yargısal denetim açısından önemli sonuçlar doğurduğunu savunan Günaydın, şöyle devam etti:
"Sanıyorsunuz ki bir şey değişmemiş. Sadece adı değişmiş. Oysa itirazlar bir üst numaralı mahkemeye gidiyordu. 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararlarına itirazlar 41. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gidiyordu. Siz 33'ten sonraki mahkemeleri kapatınca, 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nin itirazları 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gitmeye başladı. Böylece İstanbul Belediyeleri davalarına bakan mahkemeler birbirlerinin denetim mercii haline getiriliyor. Denetim işlevi de tümüyle ortadan kaldırılıyor. Uzunca bir süredir 107 tutuklu sanığın ifadesi alınmaya çalışılıyor. İddianame 3 bin küsur sayfa olunca elbette sanıklar ve avukatları buna uygun hazırlık yapıyor. Hazırlıklar da iddianamenin kapsamına uygun olarak uzun oluyor."
Günaydın, mahkeme başkanının avukatlara savunmalarını kısa sürede tamamlamaları yönünde uyarıda bulunduğunu aktararak "Mahkeme hakimi dün geliyor ve Murat Ongun'un avukatına, 'Sen 40 dakika savunma yaptın, sonra iki saat konuştun. Yarına çok hızlı bitirmek zorundasın' diyor. Gerekçe olarak da, '2 Temmuz'da Tuncay'a, 6-7 Temmuz'da Fatih Keleş'e, 8-9 Temmuz'da da Ekrem'e geleceğim' diyor. Avukat diyor ki, 'Hakkımızda bir dünya iddia var. Bunlara hazırladığım savunmayı yapmak zorundayım.' Hakim ise 'Hayır yapamazsın' diyor. O tartışmalar dünden bugüne sarktı" dedi.
Ekrem İmamoğlu'nun da savunma süresine ilişkin değerlendirmelerde bulunduğunu belirten Günaydın, "Ekrem İmamoğlu da, 'Hem insanların savunma hakkını sınırlıyorsunuz hem de benim savunmam iki günde bitmez. Benim savunmam iki günde bitmezse avukatımın savunması da bitmez. Neden 8-9 Temmuz'a yetiştirmeye çalışıyorsunuz? 9 Temmuz'dan sonra ne olacak?' dedi" ifadesini kullandı.
Mahkeme başkanının daha sonra Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 203. maddesini uyguladığını kaydeden Günaydın, "Hakim, 'CMK 203 uyguluyorum, çık dışarı' diyor. Konuşan kim varsa, itiraz eden kim varsa; avukat, müvekkil, milletvekili... 'Çık dışarı' diyor. Hani savunma? Hani savunma hakkı? Siz ansiklopedi gibi iddianameler hazırlıyorsunuz ama insanlara savunma hakkını vermiyorsunuz" dedi
Günaydın, mahkeme salonlarının siyasetin yürütüldüğü alanlar olmadığını belirterek "Mahkeme başkanlarını değiştirdiniz, hakimleri ve savcıları değiştirdiniz, mahkeme heyetlerini değiştirdiniz, savunma hakkını kısıtladınız. Mahkeme salonlarından siyaset üretilemez. Mahkemede kadıya mülk olmaz" ifadelerini kullandı.
"CHP, ASGARİ ÜCRETİN 45 BİN 800 LİRAYA ÇIKARILMASI İÇİN TEKLİF SUNDU"
Konuşmasının sonunda CHP'nin TBMM Başkanlığı'na sunduğu kanun teklifine değinen Günaydın, asgari ücretin 45 bin 800 liraya yükseltilmesini önerdiklerini açıkladı. Günaydın, "Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bir kanun teklifini sunduk. Bu teklif uyarınca Cumhuriyet Halk Partisi asgari ücretin 45 bin 800 lira yapılmasını öngörüyor ve teklif ediyor" dedi.
Asgari ücrette yılın ikinci yarısı için ara zam yapılması gerektiğini belirten Günaydın, teklif ettikleri rakamın gerekçelerini şöyle anlattı:
"Neden 45 bin 800 lira istiyoruz? Çünkü bu memlekette açlık sınırı 35 bin lira, yoksulluk sınırı 115 bin lira. Geçen ocak ayında asgari ücreti 28 bin lira olarak belirlediniz. Biz o zaman 39 bin lira teklif etmiştik. Bu 28 bin liranın 4 bin lirası zaten kayboldu. Satın alma gücü düştü. O günün 28 bin lirasıyla bugün ancak 24-25 bin liralık mal satın alınabiliyor."
Günaydın, enflasyon karşısında mevcut asgari ücretin yetersiz kaldığını savunarak "Enflasyonun yüzde 33'ün üzerinde olduğu bir ortamda insanları bütün yıl boyunca aynı asgari ücretle yaşamaya mahkum ediyorsunuz. Bu mümkün değil. Bu insan haklarına, vicdana ve adalete aykırıdır. Bu nedenle yılın ikinci yarısında ara zam yapılmasını ve asgari ücretin 45 bin 800 liraya çıkarılmasını istiyoruz" dedi.
En düşük emekli aylığının da aynı seviyeye yükseltilmesini öneren Günaydın, "Buna bağlı olarak en düşük emekli aylığını da 45 bin 800 lira yapın. Diğer emeklilerin aylıklarını da buna paralel olarak yükseltin. Çünkü bugün en düşük emekli aylığı 20 bin lira, emekli aylıklarının ortalaması ise 23-24 bin lira seviyesinde. Bu ülkede asgari ücretle geçinen 7-8 milyon insan var. Emekli sayısı 16 milyonun üzerinde. Geniş tanımlı işsizlik 11 milyonun üzerinde. Kabaca bu memlekette 30 milyonun üzerindeki insan açlık sınırının altında yaşıyor" diye konuştu.
"KÖPRÜ ÜCRETLERİ EMEKLİ AYLIKLARINDAN DAHA HIZLI ARTTI"
Günaydın, yap-işlet-devret modeliyle işletilen köprü ve otoyol ücretlerine ilişkin en düşük emekli aylığı ile Osmangazi Köprüsü geçiş ücretini karşılaştırarak "Türkiye'de yap-işlet-devret yöntemiyle yapılan köprüler ve otoyollar yalnızca bugünü değil, geleceği de çalmaya devam ediyor. Mayıs 2023'te en düşük emekli aylığı 7 bin 500 liraydı. Osmangazi Köprüsü geçiş ücreti ise 184 lira 50 kuruştu. Buna göre en düşük emekli aylığı alan bir vatandaş köprüden yaklaşık 40 kez geçebiliyordu" dedi.
Aradan geçen sürede köprü ücretlerindeki artışın emekli aylıklarındaki artışı geçtiğini savunan Günaydın, şöyle devam etti:
"Bugün en düşük emekli aylığı 20 bin lira, Osmangazi Köprüsü geçiş ücreti ise bin 170 lira oldu. Artık en düşük emekli aylığı alan bir vatandaş köprüden yalnızca 17 kez geçebiliyor. Üç yıl içinde 40 geçişten 17 geçişe düşülmüş durumda. İnsanların geldiği tablo budur. Siz 1 Ocak'ta yüzde 25 zam yaptınız. Köprüye ise 1 Temmuz'da yüzde 18 daha zam yaptınız. Böylece toplamda yaklaşık yüzde 44 zam yapılmış oldu. Buna karşılık asgari ücrete ve emekli aylıklarına herhangi bir artış yapılmıyor. Bütün bu tablo Türkiye'nin içine düşürüldüğü derin yoksulluğu gözler önüne sermektedir. Bu kader değildir. Bunun değiştirilmesinin tek yolu Türkiye'nin üzerine kara saban gibi çöken AKP iktidarını evine yollamaktır. Onu da yapacağız."
GÜNAYDIN'DAN NATO ZİRVESİ ELEŞTİRİSİ: "POLATLI'DAN TOP SESLERİ GELİRKEN AÇIK OLAN GAZİ MECLİS NEDEN KAPALI?"
Günaydın, NATO Zirvesi kapsamında alınan güvenlik önlemleri ve uygulamaları da eleştirdi. NATO'nun bugüne kadar çok sayıda zirve gerçekleştirdiğini hatırlatan Günaydın, Türkiye'de alınan tedbirlerin abartılı olduğunu savunarak "Arkadaşlar, NATO'nun daha evvel 40 kez zirvesi yapılmış. Dünyanın çeşitli ülkelerinde 40 zirvesi yapılmış NATO'nun. Bunlardan birisi de daha önce İstanbul'da yapılmış. Yani AKP'lilere bakarsanız dünyada ilk NATO Zirvesi Ankara'da yapılıyor ve ilk kez biz NATO'cuları ağırlıyoruz gibi bir gariplik var" dedi.
TBMM'nin zirve nedeniyle çalışmalarına ara vermesini eleştiren Günaydın, "Hangi Avrupa ülkesinde hayat durdurulmuş? Önümüzdeki hafta Meclis kapalı. Neden? NATO'cular toplantı yapıyor diye Türkiye Büyük Millet Meclisi kapalı. Polatlı'dan top sesleri gelirken açık olan Gazi Meclis neden kapalı?" diye sordu.
"12 MİLYAR LİRA HARCANDI"
Zirve için yapılan harcamaları da eleştiren Günaydın, "Bu iş için 12 milyar lira para harcamışsınız. Bu memlekette yoksulluğu bitirmek için bir gayret gösterseniz. Dün Genel Kurul'da da söyledim. Bütün gün boyunca açtıkları ağızlardan yalnızca CHP lafı çıktı. Bir tek enflasyon, bir tek gıda, bir tek açlık, bir tek emekli lafı etmediler" dedi.
CHP'nin gündeminin vatandaşın sorunları olduğunu belirten Günaydın, "Bizim arkadaşlarımız memlekette ne sorun varsa, buğdayın para etmemesinden kabotaj kanununa, asgari ücrete yapılması gereken zamma kadar bunları anlattılar. İşte AKP bu kadar hayattan koptu. Bu kadar hayattan koptukları için de taban oyları yüzde 21 durumuna düştü. Bu yüzde 21'i ceberrut devlet uygulamalarıyla bizim üzerimize boca ederek çözebileceklerini sanıyorlar" ifadelerini kullandı.





