Komedyen İmran Deniz Göktaş, “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisindeki ifadeleri nedeniyle hakkında açılan dava kapsamında bugün ilk kez hâkim karşısına çıkıyor. Göktaş hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlamaları bulunuyor.
Göktaş, yaklaşık üç aydır tutuklu bulunduğu Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan duruşma için Çağlayan Adliyesi’ne getirildi. İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmanın saat 10.00’da başlaması planlandı.
ADLİYE ÖNÜNDE DESTEK AÇIKLAMASI
Duruşma öncesinde İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Deniz Göktaş yalnız değildir” ve “Deniz’e, mizaha, sanata özgürlük” sloganları atıldı.
Açıklamada Göktaş’ın yargılanma sürecine tepki gösterilirken, komedyenin sahnedeki ifadelerinin suç olarak değerlendirilmesine karşı çıkıldı. Grup adına yapılan açıklamada, yaşanan sürecin yalnızca Göktaş’ı değil, mizah ve ifade özgürlüğünü de ilgilendirdiği savunuldu.
Açıklamada ayrıca Göktaş’ın tutuklanmasının ardından yaşanan süreç eleştirildi. Göktaş hakkında daha önce tahliye kararı verilmesine rağmen yeni bir suçlama nedeniyle yeniden tutuklama kararı alınmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürüldü.
“SAHNE SUÇ MAHALLİNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ” İDDİASI
Basın açıklamasında Göktaş’ın “Ölü Deniz” gösterisinin milyonlarca kez izlendiği, gösteride günlük hayatta yaşanan sorunların mizahi bir dille ele alındığı ve ardından komedyen hakkında soruşturma başlatıldığı belirtildi.
Açıklamada, Göktaş’ın yurt dışından Türkiye’ye dönüşünde İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındığı ve ertesi gün tutuklandığı hatırlatıldı. İddianamenin tutuklamadan 63 gün sonra hazırlandığı ve komedyen hakkında 12 yıla kadar hapis cezası istendiği ileri sürüldü.
İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, davanın yalnızca bir komedyenin yargılanması olarak görülmemesi gerektiğini savundu. Açıklamada gazeteciler, sanatçılar, sosyal medya kullanıcıları ve farklı toplumsal kesimlere yönelik baskı iddialarına da değinilerek Göktaş’ın davasının ifade ve sanat özgürlüğü açısından önem taşıdığı belirtildi.
GÖKTAŞ ÖNCE TAHLİYE EDİLDİ, ARDINDAN YENİDEN TUTUKLANDI
“Ölü Deniz” gösterisinin 24 Haziran’da YouTube’da yayımlanmasının ardından Göktaş hakkında soruşturma başlatıldı. Yurt dışında bulunan Göktaş, 2 Temmuz’da Türkiye’ye dönüşünde İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındı ve 3 Temmuz’da tutuklandı.
Göktaş’ın tutukluluğuna yapılan itirazın ardından 28 Ağustos’ta tahliye kararı verildi. Ancak kararın uygulanmasından önce, aynı gösteride “Daltonlar” hakkında kullandığı ifadeler gerekçe gösterilerek bu kez “suçu ve suçluyu övme” suçlamasıyla yeniden hâkimliğe sevk edildi ve tekrar tutuklandı.
Hazırlanan iddianamede Göktaş hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlamaları yöneltildi. Davanın ilk duruşmasının 28 Eylül’de yapılmasına karar verildi.
CEZAEVİNDEN DURUŞMA ÖNCESİ MESAJ
Deniz Göktaş, duruşma öncesinde cezaevinden yaptığı paylaşımda 28 Eylül’de saat 10.00’da Çağlayan Adliyesi’nde hâkim karşısına çıkacağını duyurdu.
Yaklaşık 88 gündür cezaevinde bulunduğunu belirten Göktaş, duruşma günü yeniden kelepçeleneceğini ve uzun süredir duymadığı araba kornalarını duyacağını ifade etti. Paylaşımında cezaevindeki yaşamını da mizahi bir dille anlattı.
Göktaş ayrıca cezaevindeki müzik dinleme imkanlarından, televizyon yayınlarından ve günlük yaşamından söz etti. Paylaşımında cezaevine sevk edilen bazı fon soruşturması şüphelilerine de göndermede bulunarak mizahi ifadeler kullandı.
DURUŞMADA TUTUKLULUK DURUMU DA DEĞERLENDİRİLECEK
İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada Göktaş’ın hakkındaki suçlamalara ilişkin savunmasını yapması bekleniyor. Duruşma kapsamında tutukluluk durumunun da değerlendirilmesi öngörülüyor.
Adliye önündeki açıklamada ise İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, Göktaş’ın serbest bırakılması ve hakkındaki suçlamaların düşürülmesi çağrısını yineledi. Açıklamada düşünce, ifade ve sanat özgürlüğünün korunması gerektiği savunuldu.





