CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin mutlak butlan kararı çıkması ardından Genel Başkanlık görevine tekrar gelen Kemal Kılıçdaroğlu basın danışmanı olarak Atakan Sönmez'i atadı. Sönmez hakkında Cumhuriyet'te çalıştığı dönemde 'zimmetine para geçirdiği' iddia edildi.
Sönmez iddialara yanıt verdi "O sürecin birinci şahidi Oğuz Güven’in kendisidir, ikinci şahidi de Aykut Küçükkaya’dır" dedi. Sönmez, "Ortada bir zimmet suçu varsa, bu parayı benden almışlar mı? Bana ödenen primi benden almışlar mı? Hayır. Ortada bir zimmet suçu varsa soruşturmanın sonucunda yapılması gereken suç duyurusunda bulunmaktır. Benimle ilgili herhangi bir suç duyuruları yok. Bahsedildiği gibi bir zimmet, dolandırıcılık suçu olsaydı savcılığa verilirdi" ifadelerin kullandı.
Eylül 2018’de Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği görevine getirilen Aykut Küçükkaya da açıklama yaptı. Küçükkaya şunları söyledi:
"Gazetenin hukuk bürosu, '2017 yılından bu yana gazetenin internet sitesinde reklamdan elde edilen gelirin bir bölümünün başka bir hesaba aktarıldığı, oluşan bu havuzdan internet sitesindeki bazı isimlere, yöneticilere maaş dışında ödeme yapıldığı' tespitini iletti. Ödeme yapılan isimler arasında internet sitesinin sorumlu haber müdürü Atakan Sönmez de vardı. Ben de Atakan Sönmez’in işten çıkarılmasına karar verdim. Bu kararı da kendisine odama çağırarak bizzat ilettim.
Hukuk servisi, usulsüzlük tespitinin ardından ilgili isimlerle iletişime geçti. Daha önce internet sitesinden ayrılan bir çalışanın, gazetenin talep ettiği para iadesinin büyük bir bölümünü gazete muhasebesine geri ödemesi üzerine yönetim suç duyurusunda bulunmaktan vazgeçti."
O dönemde Cumhuriyet'te yaşananlarla ilgili eski bir çalışandan çarpıcı iddialar geldi. 'mastodon.social' bloğunda 'denizynm' ismi ile kaleme alınan yazıda dönemin cumhuriyet.com.tr'nin Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Güven ile gazetenin reklam işlerinden sorumlu olan Emek Yıldız'a ağır suçlamalar yöneltildi.
İşte o hesaptan yapılan paylaşımlar:
Geçen hafta Atakan Sönmez’in Cumhuriyet Gazetesi’nden prim almasıyla ilgili çok şey yazıldı, çok şey söylendi. Özellikle Özgür Özel’in konuşmasında kullandığı "o iğrenç bıyıklı" ifadesi, bana kalırsa adeta bir avcının tazılarına "saldır" emri vermesi gibiydi. Ardından bazı kişiler, sosyal medya üzerinden Atakan Sönmez’in Cumhuriyet Gazetesi'nden aldığı primi, sanki zimmetine para geçirmiş gibi göstermeye başladı.
"PRİM ALMIŞ BİRİ OLARAK ANLATACAĞIM"
Kendini sosyal medyada "Doğrucu Davut" diye pazarlayıp bunu da gazetecilik başarısıymış gibi sunanlara şimdi kötü haberlerim var. Çünkü aynı dönemde prim almış biri olarak, gerçekleri anlatacağım.
Bu primi editörlere duyuran kişi, o dönemde Cumhuriyet Gazetesi İnternet Sitesi Genel Yayın Yönetmeni olan Oğuz Güven'di. Zaten çok düşük ücretlerle çalıştığımız kurumda prim uygulamasının başlatılması hepimizi memnun etmişti. Biz de mesai saatleri dışında bile siteyi daha iyi hale getirmek için canla başla çalışmaya başladık.
"ATAKAN SÖNMEZ GELMEDEN ÖNCE BAŞLADI"
Üstelik bu prim uygulaması, Atakan Sönmez gelmeden çok uzun zaman önce başlamıştı. Bize bunu Oğuz Güven açıkladıktan sonra, hiyerarşiyi çiğneyip en tepeye çıkarak bunu doğrulatacak halimiz yoktu. Siz iş yerinizde size prim verileceğini söyleyen yöneticinize inanmayıp "Patronu çağır, bir soracağım; bu işte bir şey mi var?" mı diyorsunuz?
O dönemin Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Aykut Küçükkaya da üzerine düşeni yaptı. Bu konuda işine gelen kısmı anlattı; bütün suç Atakan Sönmez'in üzerine kalacak şekilde bir açıklama yaptı...
Oğuz Güven'in "oğlum gibi" dediği Emek Yıldız, o dönem Cumhuriyet Gazetesi İnternet Sitesi'nin reklam müdürüydü.
Oğuz Güven ve Emek Yıldız, sitedeki tüm gelirleri yıllar boyunca kendilerine yönlendirmişler.
Yakalandıklarında ise "prim" alan-veren kurum içi ve kurum dışındaki herkesi bir şekilde suç ortağı konumuna düşürdüler.
Biz bu konuda sorgulanınca neye uğradığımızı şaşırdık!
"BUGÜNKÜ DEĞERİ 30-40 MİLYON CİVARINDA"
Oğuz Güven ve Emek Yıldız, yönetim katı ile anlaşarak elde ettikleri gelirleri geri ödediler. Bunu gazetenin yönetim katındaki herkes biliyor. Sonra önlerine bir protokol kondu; içinde suskunluk da vardı, karşılıklı helalleşme de, kimsenin kimseye dokunmaması da...
Evet, yıllar içinde elde ettikleri gelirlerin rakamı ne ise onu geri ödediler. Ancak o zamanlar bu paralarla evler ve arabalar aldıkları ortaya çıktı. Kimi kendi üzerlerine, kimi çevrelerindeki kişilerin üzerine kayıtlı evlerdi. Bazı evler İstanbul'un en gözde semtlerinden... Zaman içinde bu evler ciddi değer kazanıyor ve kira geliri de elde ediyorlardı. Satılan evlerin bugünkü değerlerini yaklaşık 30 - 40 milyon TL civarında diyebiliriz.
"EVLERİNİ, ARABALARINI SATARAK MEMLEKETİNE YERLEŞTİ"
Oğuz Güven, Cumhuriyet Gazetesi ile yaptığı protokolun ardından yollarını ayırdıktan sonra, 40 yıllık dostu Merdan Yanardağ'ın tele1.com.tr sitesini yönetmeye başladı. Merdan Yanardağ da Cumhuriyet Gazetesi'nde yaşananları bal gibi biliyordu. Şimdi anlıyor musunuz, size neden ağacı gösterip ormanı sakladıklarını? Gerçek ne çıktı!
Oğuz Güven, tele1.com.tr’yi kayyum atanana kadar yönetti. Bunu da çoğunlukla yazlığından yaptı. İstanbul’a geldiğinde ise arada uğruyordu. Halen TELE2 kanalını yönetiyor.
Emek Yıldız'ı da es geçmeyelim. O da İstanbul'daki evlerini ve arabalarını satarak memleketine yerleşti. Evlendi, büyük bir iş yeri açtı, ev satın aldı.
KRİPTO PARA...
Konu ile doğrudan bağlantılı olmadığı için ismini vermeyeceğim. Ancak o dönem şirket içinde dijital sorumlu olarak görev yapan kişinin, kurumun tüm bilgisayarlarına kripto para üreten yazılımlar kurduğu ortaya çıkmadı mı? Sonrasında bunu fark edip hakkında soruşturma başlatmadınız mı?
Bu kişi de sizin 10 yılı aşkın süredir çalışanınızdı. Tüm bilgisayarlara adeta virüs gibi bir yazılım yüklemiş, onları riskli hale getirerek yıllar boyunca gelir elde etmişti. Araştırın bakalım cevval "gazeteciler"! Çıkıp “Biz böyle bir şey bulamadık, yalan” demenizi bekliyorum.
Benim dönemimde Cumhuriyet Gazetesi olarak gece editörlerini evden çalıştırıyor ve yarım maaş veriyordunuz. Evet, asgari ücretin yarısı kadar bir ücretle ve sigortasız çalıştırıyordunuz. Şimdi gerek o gece çalışan editörler gerek ben, nasıl çıkıp da “İşte biziz” diyelim? Sonra Oğuz Güven, sen de biliyorsun; böyle bir şeyden sonra bir daha muhalif medyada iş bulamayacağımızı...
O YÖNETİCİ KATINDAKİLERE SESLENİYORUM
Cumhuriyet Gazetesinin vakfının yönetim katındaki entelektüel, yaşlı yöneticilerimiz çok yüksek rakamlarda paralar kazanırken, biz emekçiler ya asgari ücretle ya da asgari ücretin yarısıyla çalıştırılıyorduk. O halkçı ve emekçi olan yönetici katındakilere sesleniyorum: Gayet rahatsınız. Dünyalığınızı yapmışsınız. Peki neden bundan sonra sizler asgari ücret almıyorsunuz? Neden aldığınız yüksek ücretleri Cumhuriyet Gazetesi çalışanlarına prim olarak dağıtmıyorsunuz?
Madem Cumhuriyet Gazetesi en üst yöneticileri, çikolata kutularından çıkan 500 bin TL iddialarının ardından diğer yönetici arkadaşlarından güvenoyu alıp görevlerine devam edebiliyor; öyleyse aynı şansı, hakkında iddialar bulunan diğer çalışanların arkadaşlarına neden tanımıyorsunuz?