Terör örgütü PKK'ya "örtülü af" getiren 12 maddelik 'çerçeve yasa' Meclise sunuldu. AKP Sözcüsü Ömer Çelik yasayla ilgili açıklamalarda bulundu. Çelik şunları söyledi:
Şimdiye kadar yaptığımız çalışmaların bugün geldiği nokta ve bundan sonrasında da inşallah Bütün bu süreci başarıya ulaştırmak için Yapılması gerekenler ortaya koyulması gereken tavırlar kullanılması gereken tavır, üslup Cumhur İttifakı'nın birlik ve dirliği açısından ilgili talimatları verdiler. Tabii aynı şekilde bu konuyla ilgili devlet kurumlarının da Koordinasyonu bakımından Talimatlarını tekrar hatırlattılar bugün tabii yasa teklifinin verilmiş olmasıyla birlikte iki yıllık bir sürecin en önemli aşamasına gelinmiş olduk.
Tabii bir hususu özellikle belirtmek isterim ki Türkiye Cumhuriyeti'nin Biricik vatanımızın bulunduğu coğrafya Son derece büyük risklerle ve tehditlerle olabilir coğrafya. Sadece çok uzun değil, üç yüz yıllık bir tarihe bile baksak yüz yıllık tarihimize baksak, son elli yılımıza baksak karşı karşıya olduğumuz tehditler başka ülkelerin belki beş on kat sürede ve daha düşük yoğunlukta karşı karşıya kaldığı tehditlerle eşdeğer.
Dolayısıyla ülkemiz Hem bulunduğu konum bakımından hem diğer nitelikleri bakımından Çok yüksek Tehditlerle Ve yoğun tehditlerle Karşı karşıya kalıyor. Tüm bunların arkasında tabii bir takım siyasi projeler de var. Ülkemizi yolundan çevirmeye çalışan, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne kast etmeye çalışan Bütün bunlar karşısında şimdiye kadar Türkiye Cumhuriyeti bütün unsurlarla beraber milletimizin desteğiyle en güçlü mücadeleyi verdi. Ve bugüne kadar da her türlü darbe girişiminden tutun birtakım emperyalist ve siyonist projelerin ülkemize musallat olan kötü niyetlerine kadar her şey kahraman şehitlerimizin kahraman gazilerimizin büyük fedakarlıklarıyla engellendi. Buradan bir kere daha Kahraman şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz. Mekanları cennet olsun. Kahraman gazilerimize hürmetlerimizi sunuyoruz. Tabii şehitlerimizin ve gazilerimizin ailelerine buradan bir kere daha AK Parti Genel Merkezi'nden en içten saygılarımızı, hürmetlerimizi arz ediyoruz. Onları her zaman hatırımız tuttuğumuzu her zaman gündemimizde olduklarını ifade etmek isterim.
Tabii terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci için gerçekten çok emek sarf edildi. Kuşkusuz pek çok çalışma yapıldı. Biz artık AK Parti'de yaptığımız çalışmaların sayısını unuttuk. Yani yüzlerce kere toplanmışızdır. Sabah erken saatlerden gece geç saatlere kadar. Bütün arkadaşlarımızla birlikte kurduğumuz hayatla birlikte çok yoğun bir şekilde buna emek ve mesai harcadık. Tabii esasında terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefi etrafımızdaki gelişmeleri çok iyi izlediğimizde etrafımızda yakın bölgemizde emperyalistlerin, siyonistlerin hangi kirli planları bölgeyi parçalamaya dönük bölge insanlarını birbirine düşürmeye dönük hangi şer şebekelerini devreye soktuğunu düşündüğümüzde Türkiye Cumhuriyeti'nin köklü devlet aklının bugün siyasette, mecliste ve diğer alanlarda tecelli eden siyaset aklının milletimizin değerlerinin, irfanının, basiretinin bir neticesi olarak ortaya çıktı. Ve bölgemizdeki bütün bu gelişmeleri hep birlikte değerlendirdiğimiz özellikle son on yıla odaklandığımızda göreceğimiz şey şudur. Kurallı bir dünya düzeni sona ermiştir. kuralsız bir dünya düzenine geçilmiştir.
Biliyorsunuz Arap baharından başlayarak bu dalgalara karşı Türkiye bu dalgaların geldiğini görerek çok büyük çalışmalar yaptı. Bunların uzun bir tarihi var. Zaman zaman size bahsediyorum. Ama o zamanda mesela Arap Baharı zamanında da halkların bazı ülkelerdeki meşru tepkilerini o devletlerin kurumlarını yok edecektir. o devletlerin devlet kapasitesini yok edecek şekilde yönlendirdiler. O zaman da biz uyarımızı yapmıştık ve bölgede buna karşı yeni bir kardeşlik siyaseti atağa başlatmıştık. Onun sabote edilmesi için de çeşitli güçler, büyük güçler devreye girmişti. Şimdi de baktığımızda aslında son üç beş yıla baktığımızda çok daha sert bir dalgalın bütün bölgeyi altüst etmek isteyen etnik temelde ve dini temelde mikro düzeyde herkesi birbirine düşürmek isteyen böylesine bir kötü planın devreye sokulduğunu görmüştük.
Günün sonunda şu oldu yine terör örgütleri üzerinden yükseltilen bütün bu dalgalar bölge halklarının daha çok acı çekmesine yol açtı. Türk, Kürt, Arap acı çekti. Sünni Şii acı çekti, Ezidi Keldani acı çekti ve tüm bunların içerisinde aslında bölge kendi iradesini özgün şartlarıyla ortaya koyamamanın büyük bedellerini ödedi. Işte Türkiye'nin bizim terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge diyerek ortaya koyduğumuz bu irade ortaya çıkan bu çerçeve aslında bölgemize dönük olarak kötü niyet besleyen emperyalist ve siyonist saldırganlığa verilmiş en büyük cevaplardan bir tanesi. dir. Burada devletimizin binlerce yıllık tecrübesi Milletimizin binlerce yıllık Tarihin içinden süzülerek gelen kardeşliği Ve basireti Esasında bütün bu politikaların ana dinamiğini oluşturmuştur. Dolayısıyla terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge nedir diye bir cümleyle tanımlayacak olsak bu bölgemizde herkes için Türk için Kürt için Arap için Sünni için Alevi için ve diğer herkes için Şii için kötü niyet besleyenlere bu kötü niyet ne geçit vermeyecek şekilde verilen bir cevaptır diyebiliriz. Bugüne kadar da bununla ilgili gerçekten çok hassas çalışmalar yürütüldü. Ama günün sonunda meselenin sahibi 86 milyon vatandaşımızdır. Günün sonunda meselenin öznesi meselenin iradesine tecelli ettiren yegane makam vatandaşlarımızın tamamıdır.
PKK, KCK terör örgütüne Türkiye, Irak, İran, Suriye bütün Avrupa'daki illegal ve illegal unsurlarla sona ermesi silahlı terör unsurunu demokrasimiz üzerinde bir yük olmaktan çıkaracak. Türkiye bu silahsızlanmayla birlikte bu tehdidin sona erdiğini bu süreç başarıya ulaşırsa ki başarıya ulaşması için hepimiz gayret etmeye devam edeceğiz. Hep beraber görecektir. Tabii demokrasilerin üzerinde bütün demokrasilerin üzerinde silahlı tehdit terör örgütleri birer yüktür ve bütün bir siyaset iklimini devlet hayatının ritmini etkiler. Bu da son derece doğaldır. Dünyada bunu yaşayan sadece Türkiye değil Avrupa'daki pek çok ülkede yaşıyor. Demokratik ülkeler bunu hatta daha çok yaşar. Çünkü demokratik ülkelerin uyması gereken kurallar ve hukuk ilkeleri vardır. Terörün gündemden çıkmasıyla birlikte yepyeni bir iklim doğacaktır. Demokrasimizin üstündeki yükün kalkması, demokrasimizin üstündeki bu stresin kalkmasıyla birlikte aslında demokrasimizin ölçeğini büyütecek.




