TBMM Genel Kurulu'nda Çocuk Koruma Kanunu Teklifi'nin ilk bölümünün görüşmelerine başlandı. Muhalefet partileri, iktidarın soruna çözüm odaklı değil cezalandırma odaklı yaklaştığını belirterek, teklifin suçu doğuran sosyoekonomik nedenleri göz ardı ettiği ve Anayasa'ya aykırılıklar barındırdığı eleştirisinde bulundu.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da suç işleyen çocuklarla ilgili Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 1 ile 9'uncu bölümlerini kapsayan ilk bölümü üzerine görüşmeler başladı.
Teklife ilişkin söz alan Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, teklifin gerekçesi ile maddeleri arasındaki çelişkiye dikkati çekti. Özdağ, düzenlemeyi şöyle değerlendirdi:
"Bu kanunun esas amacı, çocuklarımızı her türlü suçtan koruyacak, fail veya mağdur olmalarını engelleyecek bir düzenlemenin hayata geçirilmesi olmalıdır. Çocuğunu kaybeden, ağır biçimde yaralanan ailelerin adalet talebini biliyor ve önemsiyoruz. İktidarın kanun teklifine yönelik birinci eleştirimiz, bu sorunun sadece cezaların artırılmasıyla çözülebileceğini düşünmeleridir. Teklifin gerekçesi, çocukların suça sürüklenmesinin dar kapsamlı bir ceza hukuku meselesi olmadığını bizzat kabul etmektedir. Gerekçe olarak sosyal ve toplumsal politikayı esas alıp düzenlemelerde ise ceza politikasını öncelemek çelişkidir. 12-15 ve 15-18 yaş gruplarındaki çocuklar için ceza aralıklarını yükseltmektedir, daha da önemlisi kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında hakime çocuğa özgü ceza rejimini tamamen bir kenara bırakma yetkisi vermesidir. Suçun ağırlığı çocuğun gelişim yaşını büyütmez. Teklifin etki analizi de mevcut değildir."
CHP'Lİ ÖZTÜRKMEN: İKTİDAR CEZALARI AĞIRLAŞTIRARAK SORUNLARI ÇÖZECEĞİNİ ZANNETMEKTEDİR
CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, teklifin koruyucu ve önleyici yaklaşımı terk ederek cezalandırıcı anlayışı öne çıkardığını kaydederek, "Sunulan kanun teklifi, çocuk adalet sisteminin temel taşı olan koruyucu, önleyici ve onarıcı yaklaşımı terk ederek çocuklara yönelik cezalandırıcı anlayışı merkeze almaktadır. İktidar bu teklifle çocukları suça iten yoksulluk, eğitimden kopma ve aile içi şiddet gibi toplumsal nedenlerle mücadele etmek yerine cezaları ağırlaştırarak sorunları çözebileceğini zannetmektedir. Çocukların yaşam koşullarını belirleyen sınıfsal eşitsizlikler ve kamusal politika tercihleri bu olgunun merkezindedir" eleştirisinde bulundu.
YENİ PARTİLİ ÇOŞAR: TEKLİF ANAYASA'YA AYKIRILIK İÇERMEKTEDİR
YENİ Parti Antalya Milletvekili Aliye Çoşar, bütüncül bir politika yerine cezalandırıcı bir yaklaşımın benimsendiğini belirtti.
Çocukları suça iten çevresel ve sosyoekonomik faktörlere dikkati çeken Çoşar, uygulanan ceza artışlarını eleştirerek, "Bu Meclis çatısı altında oy birliğiyle oluşturulan Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonunun raporu henüz tartışılmadan, Okul olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonunun çalışmaları devam ederken getirilen Çocuk Koruma Kanunu teklifi iktidarın soruna nasıl bir anlayışla yaklaştığını gösteriyor. Komisyonların raporları değerlendirilmeden böyle bir kanun teklifi hazırlanması soruna çözüm odaklı değil, cezalandırma odaklı bir sistem yaratıyor. Çocuklar suç işledikten sonra daha ağır biçimde cezalandırarak değil, suçtan önlenerek korunur. Cezalandırma yöntemiyle bu sorunun çözülmediği açıktır çünkü cezalar artıyor, suç oranı da artıyor" dedi.
DEM PARTİLİ UYSAL: DÜZENLEME, ÇOCUKLARA CEZALAR GETİREREK SORUNU ÇÖZECEĞİNİ SANIYOR
Teklif üzerine değerlendirmelerde bulunan DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, düzenlemenin kamusal politikalar geliştirmek yerine ağır cezalandırma yolunu seçtiğini ifade etti. Aslan, "Bu düzenleme topluma ve çocuklara ne teklif ediyor? Suçu doğuran yoksulluğu, şiddeti, ihmali ve istismarı, uyuşturucu düzenini, örgütlü suç ağlarını ortadan kaldıracak kamusal politikaları mı geliştirmeyi öngörüyor? Hayır. Çocuklara daha ağır cezalar, daha uzun süreyle kapatılmalar getirerek sorunu çözeceğini sanıyor" şeklinde konuştu.
Düzenlemenin 15 yaşından itibaren tekerrür rejiminin önünü açtığını, infaz indirim güvencelerini kaldırdığını ve idare ve gözlem kurullarını devreye soktuğunu belirten Aslan, "Çocuk ikinci kez, üçüncü kez kanunla ihtilaf haline geliyorsa, burada asıl sorulması gereken çocuğa ne yapacağımız değil, ilk olayda devletin ne yaptığı, ne yapmadığıdır. Çocuk ikinci ya da daha fazla kez suçla karşı karşıya kalıyorsa burada tekerrür eden yalnızca çocuk değil, devletin koruma yükümlülüğünü yerine getirmemesinin de tekerrür etmesi hali ortaya çıkmıştır. Siz ise devletin bu başarısızlığını çocuğu daha ağır cezalandırarak bir gerekçelendirme haline dönüştürüyorsunuz. Çocuk ceza sisteminde çocuğun hukuki statüsünün büyük bir risk altında olduğunu görürüz" diyerek eleştirilerini dile getirdi.





