CHP Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan, "Trump açısından amaç, İran savaşında Çin’i baskı mekanizmasına dahil edebilmek, enerji ve ticaret başlıklarında somut kazanım elde etmek, nadir toprak elementleri ve tedarik zincirleri konusunda nefes almak. Fakat, Pekin de artık 2017’deki Pekin değil. Çin yalnızca büyük bir pazar veya ucuz üretim merkezi olarak masada oturmuyor" dedi.
CHP Dış Politika ve Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Namık Tan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in arasında Pekin’de yapılacak görüşmeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tan, yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
"Dünyanın gözü, Donald Trump ile Xi Jinping arasında Pekin’de yapılacak görüşmeye çevrilmiş durumda. Bu zirve, iki büyük gücün birbirine üstünlük sağlamaktan ziyade birbirinin krizlerini yönetmeye çalıştığı bir görüşme olacak. Aynı zamanda, yeni küresel dengenin nasıl şekilleneceğine dair önemli bazı işaretler verebileceğini düşünüyorum. Trump bir süredir dış politikada Asya-Pasifik’e odaklanmak istiyor. Ancak, Ortadoğu krizlerinden, enerji güvenliği kaygılarından ve küresel tedarik zincirlerinin kırılganlığından, hedefine ulaşamıyor. Trump’ın ilk dönemindeki Çin’le ticaret savaşları, bu yönelimin en çarpıcı işaretlerinden biriydi. O günlerde mesele ticaret açığı, gümrük tarifeleri, Amerikan şirketlerinin rekabet gücü ve Çin’in küresel üretim zincirlerindeki yükselişi üzerinden tartışılıyordu. Bugün ise dosyanın içeriği çok daha karmaşık. Tayvan meselesi, yapay zeka, yarı iletkenler, kritik mineraller, nadir toprak elementleri, nükleer denge, enerji güvenliği ve İran savaşı aynı jeopolitik denklemde birleşmiş durumda.
Trump açısından amaç, İran savaşında Çin’i baskı mekanizmasına dahil edebilmek, enerji ve ticaret başlıklarında somut kazanım elde etmek, nadir toprak elementleri ve tedarik zincirleri konusunda nefes almak. Fakat, Pekin de artık 2017’deki Pekin değil. Çin yalnızca büyük bir pazar veya ucuz üretim merkezi olarak masada oturmuyor. Kritik minerallerde, sanayi kapasitesinde, teknolojik atılımda ve bölgesel nüfuzda pazarlığın asli tarafı olarak hareket ediyor. Bu da Xi Jinping’e Trump karşısında bir manevra alanı sağlıyor. Dolayısıyla bu zirvede, ne konuşulduğu kadar verilecek işaretlere de bakmak gerekir. Tayvan pazarlık konusu yapılacak mı? Kritik minerallerde geçici bir ateşkes sağlanacak mı? İran dosyasında Çin, ABD’nin beklentilerine ne ölçüde yaklaşacak? Ve en önemlisi, ABD-Çin rekabeti kontrollü bir dengeye mi oturacak, yoksa yeni bir sertleşme dönemine mi girecek? Bu sorulara verilecek yanıtlar, 'yeni dünya düzeninin' hangi fay hatları üzerinden şekilleneceğine ilişkin önemli ipuçları barındıracak."