CHP Grup Başkanvekili Serkan Sarı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Sarı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın 2027 yılı bütçesine ilişkin sunumunu eleştirerek bütçede emeklinin, asgari ücretlinin, çiftçinin, gencin ve öğrencinin ihtiyaçlarının karşılanmadığını savundu.
Sarı, iktidarın 25’inci bütçesini hazırladığını belirterek sunumda ülkenin sorunlarının çözümüne yönelik umut verici bir yaklaşım göremediklerini söyledi. Yılmaz’ın açıklamalarıyla ortaya konulan bütçe arasında büyük bir uçurum olduğunu ileri süren Sarı, iktidarın önceki yılların bütçelerinden ders çıkarmadığını ifade etti.
“FAİZ BÜTÇESİ, BORÇ BÜTÇESİ, VERGİ VAR”
2027 yılı bütçesinde giderlerin 27 trilyon 276 milyar lira, gelirlerin ise 23 trilyon 408 milyar lira olarak açıklandığını belirten Sarı, bütçe açığı ve faiz giderlerine dikkat çekti.
Sarı, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün itibarıyla borcumuza borç katarak 2027 yılına başladığımızı görüyoruz. Milletimize, memleketimize hayırlı olsun. Peki bu bütçenin faiz gideri ne kadar? 3 trilyon 975 milyar lira faiz ayrılmış bir bütçe var. Bu iktidarın bütçe açığı 3 trilyon 868 milyar lira. Onun dışında da yaklaşık 4 trilyona yakın da faiz gideri var. Görünen, yine aynı anlayışın devam ettiği. Bize çıkıp bütçenin faiz dışı fazla verdiğini anlatıyorlar ama bu hikayeye artık hiçbirimiz inanmıyoruz. Çünkü vatandaşın topladığınız vergileri, faiz dışındaki harcamaları karşılıyor. Yaklaşık 4 trilyonluk faiz yükünü ise milletin sırtına bırakıyorsunuz. Bu nasıl bir ekonomi yönetimidir? Bu nasıl bir kaynak dağılımıdır?
Daha vahimini söyleyeyim, 2026 bütçesi 2 trilyon 742 milyar lira öngörülürken faiz gideri 2027'de 3 trilyon 975 milyar liraya çıkıyor. Bir yılda faiz ödemesi yaklaşık yüzde 45 artmış durumda. Emekli söz konusu olduğunda kaynak yok. Asgari ücretin alım gücü söz konusu olduğunda bütçede imkan yok. Ama faiz olduğunda faizler büyüyerek, borç yükü büyüyerek devam ediyor.”
Sarı, bütçede emeklinin geçiminin, vatandaşın sofrasının ve halkın refahının yer almadığını belirterek, “Bu bütçede halkın refahı yok, vatandaşın sofrası yok, emeklinin geçimi yok. Bu bütçede ne var? Her zamanki gibi büyüyerek devasa bir hale gelen faiz bütçesi var, borç bütçesi var, vergi var. Bu bütçe halkın bütçesi değil, faizin, yandaşın, soygun düzeninin bütçesi” dedi.
“EĞİTİME VERİLEN DEĞER FAİZE VERİLEN DEĞERDEN DAHA AZ”
Bütçedeki eğitim, yatırım, sosyal yardım ve tarımsal destek kalemlerini de değerlendiren Sarı, eğitime 3 trilyon 747 milyar lira ayrıldığını, yatırımlar için öngörülen tutarın 2 trilyon 849 milyar lira olduğunu söyledi. Sosyal yardımlara ayrılan kaynağın ise faiz giderlerinin üçte biri düzeyinde kaldığını belirtti.
Sarı, emeklilerin ve dar gelirli yurttaşların yaşadığı geçim sıkıntısına dikkat çekerek Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulundu.
Sarı, şöyle konuştu:
“Eğitim bütçesine büyük bir pay ayrıldığı ifade edildi. Doğru, 3 trilyon 747 milyar lira. Bu ülkede eğitime verilen değer faize verilenden daha az. Yatırımlara ayrılan para faiz bütçesinin çok altında: 2 trilyon 849 milyar lira. Sosyal yardımlarsa ne yazık ki faiz, sosyal yardımlara ayrılan bütçenin 3 katı. Faize ayrılan bütçenin 3'te 1'i sosyal yardımlara. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a, bugün iktidarı yöneten AKP'nin Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a çağrıda bulunuyorum; vatandaş zor durumda, vatandaş sıkıntıda, geçim derdinde. Sosyal yardımlara ayrılan bütçenin kat ve kat artırılması lazım. Siz bunun farkında değil misiniz, insanların yaşadığı sıkıntıları? Evlerini ısıtamayan, evine ekmek götüremeyen, geçinemeyen, emekli olmasına rağmen 70 yaşında çalışmak zorunda kalan, çocuk yaşında evini geçindirip bütçesine destek sağlayabilmek için emek veren o emekçi çocukları görmüyor musunuz? Geçim sıkıntılarının farkında değil misiniz? Sizlerden bu konuda duyarlılık bekliyoruz.
Bu bütçenin neresinde emekli var, neresinde asgari ücretli var? Neresinde çiftçinin alın teri, öğrencinin çocuğun beslenmesi var? Neresinde vergide adalet, neresinde gelir dağılımında adalet var? Neresinde milletin refahı var? Soruyorum size. 25 yıldır iktidarsınız ama dünden bugüne değişen bir şey yok. Artık bu kadrolar tükendi. Artık AKP iktidarının bu ülke için umut üretebilme şansı kalmadı. Sizin varsa yoksa bütçeden anladığınız faize, krediye, borca, yandaşa kaynak yaratabilmek. Bugün görüyoruz ki sosyal yardımlara bile ne yazık ki faize ayırdığınız bütçenin 3'te 1'ini ayırıyorsunuz.
Çiftçiye, tarımsal destek olarak ayırdığınız bir rakam vardı. Açıkça soruyorum: Sizin çiftçiyle, üreticiyle ne sorununuz var? Ne derdiniz var? Yasal bir kaynak var, gayrisafi milli hasılanın yüzde 1'i. Bu kaynak 1 trilyon 110 milyar lira. Bunu ayırmanız gerekiyor. Kanun, yasa bunu söylüyor size. Yıllardır dilimizde tüy bitti bunları söylerken. Ayırdığınız para 235 milyar lira. Olması gerekenin 4'te 1'i. Faize ise bu paranın 17 katını veriyorsunuz. Çiftçiye gelince para yok, kaynak yok. Yine çiftçimiz zarar, ziyan ve iflasla karşı karşıya kalacak. Birer ikişer çiftçimizin sayısını azalttınız. Yaklaşık 4 milyona yakın çiftçi sizin iktidarınızda üretimden vazgeçti. Bu bütçe faiz bütçesidir. Bu bütçe yandaşa ayrıcalık tanınmasını sürdüren düzenin bütçesidir. Bu bütçe soygun iktidarlarının hesabını vermeyen bir ekonomi yönetiminin bütçesidir. Milletin birikimlerini faize, yandaşa ve soygun düzenine değil milletin refahına harcamanız lazım. Ama nerede o akıl, nerede o bütçeye bakış açısı? Sosyal devlet anlayışını özümsememiş bir iktidarın bu anlamda bir çözüm üretebilmesinin de tabii çok mümkün olmadığını hep birlikte görüyoruz.”
FON KRİZİ: “KAMUOYUNUN VİCDANINI RAHATLATMANIZ LAZIM”
Sarı, fon krizine ilişkin değerlendirmelerinde iktidarı sürece zamanında müdahale etmemekle eleştirdi. Mağdur sayısının 455 bin kişi olarak ifade edildiğini, aileleri ve çevreleriyle birlikte krizin etkisinin yaklaşık 4,5 milyon kişiye yayıldığının görüldüğünü belirten Sarı, iddiaların Meclis tarafından şeffaf biçimde araştırılması gerektiğini söyledi.
Fonlarda birikimlerini değerlendirmek isteyen emeklilerin, çocuklarının geleceği için para biriktiren anne babaların ve yıllarca çalışarak tasarruf yapan emekçilerin mağdur olduğunu ifade eden Sarı, devletin vatandaşların birikimlerini koruyamadığını savundu.
Sarı, şöyle konuştu:
“455 bin kişinin zarar gördüğü ifade edilmişti ama bunun yansımalarıyla, çevreleriyle beraber neredeyse 4,5 milyon vatandaşa etkisinin de yayıldığı görülüyor. Bunlar araştırılması gereken çok ciddi iddialar. Bu iddialar üzerine Meclis'imizin şeffaf bir şekilde gidebiliyor olması lazım. Bu insanlar kim? Mağdur olan birçok vatandaş da var bu sürecin içerisinde. Emekli ikramiyesini değerlendirmek isteyen emekliler, çocuğunun geleceği için birikim yapan anne babalar, yıllarca çalışıp alın teriyle para biriktirmeye çalışan emekçiler. Siz bu insanların birikimlerini korumakla yükümlüsünüz ama ne yaptınız? Vatandaşın birikimini koruyamadınız. Piyasayı denetleyemediniz. Skandal patladıktan sonra da günü kurtarmak için bir düzenleme getirdiniz.
Şimdi kişi başına 1 milyon liraya kadar ödeme yapılmasını öngörüyorsunuz. Yaklaşık 200 bin kişinin 1 milyon liranın üzerinde yatırımı bulunduğu iddia ediliyor. Peki bu insanların parası ne olacak? 1 milyon liranın üzerindeki birikimi olanların hakları nasıl korunacak? Bu ülkenin vatandaşının zararını kim karşılayacak? Milyarlarca liralık skandalın sorumluluğunu vatandaşa yükleyemezsiniz. Sap ile saman birbirine karışmış durumda. Bu konuda şeffaf bir şekilde nitelikli bir inceleme yapmanız, kamuoyunun vicdanını rahatlatmanız lazım.”
Sarı, krizin devletin düzenleyici ve denetleyici kurumlarının gözü önünde büyüdüğünü ileri sürerek AKP iktidarını eleştirdi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na gelmemesine tepki gösteren Sarı, Şimşek’in daha önce spekülasyonlar yapıldığını anlattığını hatırlattı.
Sarı, “AKP iktidarı işin içinde olduğu için üç maymunu oynuyor: Görmedim, bilmedim, duymadım. Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yaşananları gördünüz. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek komisyona gelmedi. Ya burası devletin en üst mevkisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluğu yaşanıyor. Ama bu konuda sorumlu olan Maliye Bakanı tenezzül edip de Meclis'e gelip milletvekillerine, milletin vekillerine hesap vermekten kaçınıyor. Halbuki aylar öncesinde spekülasyonlar yapıldığını ballandıra ballandıra anlatan Mehmet Şimşek değil miydi? Bu konunun ilk gününden itibaren haberdar olan bakan ortalarda yok. Ne yaptı? Koca bir hiç” ifadelerini kullandı.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı’nın Meclis komisyonuna katılmamasını ve SPK yetkililerinin milletvekillerinin sorularına verdiği yanıtları da eleştiren Sarı, SPK, Takasbank ve Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) süreçteki sorumluluklarının araştırılması gerektiğini belirtti.
Sarı, “SPK ne yaptı? Takasbank ne yaptı? MASAK ne yaptı? Soralım. Devletin bütün denetim kurumları oradaydı ve bu soygun nasıl büyüdü? Hepiniz oradaydınız. Hepinizin gözünün önünde gerçekleşti bu” dedi.
“ÖNERİLERİMİZ REDDEDİLDİ”
Sarı, iktidarın sunduğu kanun teklifinde Anayasa’ya aykırılıklar bulunduğunu savunarak CHP’nin sorumluların görevden alınmasına ilişkin önergelerinin AKP oylarıyla reddedildiğini söyledi.
Sarı, önerilerinin içeriğini şöyle anlattı:
“Tabii ne oluyor? AKP'nin oylarıyla önergelerimiz reddediliyor. Yine bu teklif için verdiğimiz önemli önergelerin geçici maddeler olarak eklenmesini istedik. Nedir bu önergelerimiz içinde kanuna eklenmesini talep ettiğimiz geçici maddeler? BDDK Başkan ve Yönetiminin, SPK Başkan ve Yönetiminin, Borsa İstanbul Yönetim ve Denetim Üyelerinin, MKK ve Takasbank yöneticilerinin bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren görevlerinin sona ermesini yani görevlerinden alınmasını istedik. Bu işin sorumlularının, bu işin denetiminin içinde olmasını kabul etmiyoruz. Milletimiz de etmiyor. Bu yüzden de bunların acilen görevden alınması gerekiyor. Bu önergemiz de tabii ki tahmin edersiniz ki AKP oylarıyla reddedildi.”
“GEÇ KALMIŞ DEĞİLİZ”
Sarı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in fon krizi hakkında Meclis’e bilgi vermesi gerektiğini belirterek, yaşananların uluslararası finans piyasalarında Türkiye’ye duyulan güveni de etkilediğini söyledi.
Sarı, 15 Ekim’de uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI’ın Türkiye hakkında yaptığı açıklamaya dikkat çekti. Açıklamaya göre Türk şirketlerinin hisselerine yönelik bazı endeks değişikliklerinin ikinci duyuruya kadar dondurulduğunu belirten Sarı, yeni hisselerin endekslere alınması, yabancı yatırımcı dahil edilme faktörlerinin artırılması ve şirketlerin daha üst büyüklükteki kategorilere geçişlerinin durdurulduğunu ifade etti.
Sarı, şöyle konuştu:
“İlk günden beri çağrıda bulunuyoruz, uyarıyoruz. Bu yaptığınız iş kamunun vicdanını rahatlatmaz, uluslararası alanda güven sağlamazsa geldiğimiz noktada ne yazık ki uluslararası finans piyasalarında da güvensizliğe sebebiyet verecektir. Bir tedbir alın; gelin bunu şeffaf bir şekilde iktidarıyla, muhalefetiyle kol kola girerek değerlendirelim. Ama ne yazık ki bu uyarılarımız dikkate alınmadı. Üstelik MSCI'ın açıklamasında çok daha ciddi bir uyarı var: Haziran 2027'ye kadar yeterli ilerleme sağlanmazsa Türkiye'nin gelişmekte olan piyasa statüsünün sınır piyasa veya bağımsız piyasa statüsüne düşürülmesi değerlendirilebilecektir.
Geldiğimiz nokta çok vahim. İktidar gözlerini kapasa da, kulaklarını tıkasa da, üç maymunu oynamaya çalışsa da bugün kendi yandaş kanalları üzerinden yaratmış olduğu aklama, paklama, arınma çabaları nafile. Somut, olumlu bir adım atılmadığı sürece bugün sadece bir finans sorununu çözmek değil meselemiz; bu büyük, derin, Cumhuriyet tarihinin en büyük krizini, fon krizini, fon hırsızlığını, fon yolsuzluğunu, fon çetelerini çökertecek tedbirler alınmadığı sürece bugün belki sokakta vatandaşı kandırabilirsiniz ama dünyadaki finansal anlamda ülkeye olan güveni yeniden inşa etmeniz mümkün değil.
Bu anlamda AKP iktidarına çağrıda bulunuyorum. Geç kalmış değiliz. Bütçe Komisyonundan geçti, Meclis'e geliyor. Meclis'te bu kanunu gerçekten önerilerimizi dikkate alarak, Cumhuriyet Halk Partisi grubunun toplum nezdinde ve uluslararası piyasalarda işleyen sürece katkı sunacak önerileri var. Diğer muhalefet partilerinin de bu konuda hassasiyetle duruşu var. Bunları, kanunu bu şekilde güncellemeliyiz. Ve bunun dışında da mecliste kuracağımız bir komisyonla, toplumun her kesimini temsil eden milletvekillerinin katılımıyla beraber el birliğiyle kamu vicdanını rahatlatacak, toplum vicdanını rahatlatacak ve bundan sonrasında bu ve benzeri konuların yeniden hayata geçmesini engelleyecek düzenlemeleri yapalım ki ülkemizin gelecekteki finansal piyasalardaki güvenilirliğini de hep birlikte sağlamış olalım diyorum.”




