Siyaset

CHP'li Öztrak: Tahminler hedeflere değil, hedefler tahminlere yaklaşıyor

CHP TBMM Grup Başkanı Faik Öztrak, Merkez Bankasının 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 28'e yükseltmesini eleştirerek, "Hükümetin düşük kur-yüksek faiz politikası enflasyonu durduramıyor. Tahminler hedeflere değil, hedefler tahminlere yaklaşıyor" dedi.

CHP TBMM Grup Başkanı Faik Öztrak, Merkez Bankasının 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 28'e yükseltmesini eleştirerek, "Hükümetin düşük kur-yüksek faiz politikası enflasyonu durduramıyor. Tahminler hedeflere değil, hedefler tahminlere yaklaşıyor" dedi.

Öztrak, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Merkez Bankasının 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 28'e yükseltmesine ilişkin açıklamada bulundu. Öztrak, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Merkez Bankası bugün Enflasyon Raporu 2026-III’ü açıkladı. 2026 yılsonu enflasyon tahminleri; 2025 Eylül ayında yayımlanan OVP’de yüzde 16 idi. Bu yıl Şubat ortasındaki Enflasyon Raporunda (bölgemizdeki savaş başlamadan önce) yüzde 21’e çıktı. Mayıs ayındaki raporda yüzde 26’ya, bugün açıklanan raporda yüzde 28’e yükseldi. Bu son tahminin tutması için yılın kalan 5 ayında; Aylık ortalama enflasyonun yüzde 1,30’u geçmemesi, yani bu yılın ilk 7 ayında yaklaşık yüzde 3 olan aylık enflasyonun, kalan aylarda yarıya düşmesi gerekiyor… Banka’nın 2027 için yüzde 15’lik enflasyon tahmini ise 'Önümüzdeki OVP sürecinde yeniden değerlendirilmek üzere' sabit tutuldu. Banka, belirsizliklerin devam ettiğinin altını çizerken, savaş kaynaklı risklerde 'en kötünün geride kaldığını' söylüyor. Öyle görünüyor ki Merkez Bankası da, Saray’ın 'faiz sebep' politikalarıyla ekonomiyi şarampole yuvarlamasından bu yana Erdoğan ve bakanlarından çeşitli vesilelerle duyduğumuz, 'En kötüsü geride kaldı' korosuna katılmış görünüyor.

Diğer taraftan Banka, enflasyonun 2026’da yüzde 28’den, 2027’de yüzde 15’e düşeceğini söylüyor ama enflasyonun bir yılda nasıl olup da neredeyse yarı yarıya düşeceği konusunda yeterli bir çerçeve sunmuyor. TCMB, rapordaki reel sektörle ilgili kutuda, şirketlerin finansman maliyetlerindeki artış nedeniyle yaşadığı sıkıntıları dile getirmiş. 'Fiyatlara tam olarak yansıtılamayan maliyet artışlarının gecikmeli etkilerinin'

Önümüzdeki dönemde, perakende kanalında görece daha belirgin şekilde devam edeceğini söylemiş. Ama buradan çıkış için kayda değer bir öneride bulunmamış. Gıda enflasyonu ile ilgili kutuda ise; Mayıs ayı itibarıyla Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’nin yıllık yüzde 36,7 arttığına, bu endekse gelen yüzde 10’luk bir şokun, tüketici gıda enflasyonunu uzun dönemde 5 puan arttırdığına dikkat çekmiş. Gıda fiyatlarının kontrol altına alınabilmesi için sadece bir cümle içinde temel sorun alanlarının neredeyse tamamını (verimlilik, rekabet, bilgi alt yapısı, tedarik-lojistik zincirleri, piyasa yapısı vd.) sıralamış.

Bu alanlardaki sorunların çözümünün 'kritik' olduğunu söylemiş… Ama bu konuda da yapılması gerekenlerden bahsetmemiş. Ekonomi yönetimi, yapısal sorunları sıralıyor da iş çözüme gelince elinde yüksek faiz-kontrollü kurdan başka bir şey yok. Saray milleti unuttu; halini görmüyor, sesini duymuyor… Tek kişinin yönettiği ülkede kurumsal kapasite yıpranıyor, kurallar aşınıyor. Saray ortaya doğru dürüst bir çözüm koyamıyor. Çözüm diye sunulanlar da Nasreddin Hoca fıkrası gibi, 'Yaz gelecek, yonca bitecek' kabilinden, pansumandan, temenniden öteye gidemiyor. En temel ekonomi dokümanlarında milletin derdine çözüm yok. Hükümetin düşük kur-yüksek faiz politikası enflasyonu durduramıyor. Enflasyon yüzde 30’un altına inmiyor. Tahminler hedeflere değil, hedefler tahminlere yaklaşıyor. Tüm bunların sebebi güvenin yok olması. Güven yoksa kağıda yazılan hedefler tutmuyor, atılan her adım ekonomiyi daha kırılgan hale getiriyor. Sorunun sebebi olanlar işin başındayken ekonomi dikiş tutmuyor. Doğru politikalar ve kadrolarla hızla çözülebilecek meseleler her geçen gün daha da içinden çıkılmaz hale geliyor. Yapılacak ilk iş bu hükümeti sandık yoluyla evine göndermek, milletin derdine derman olacak kadroları iş başına getirmektir."