Siyaset

CHP'li Genç: Vatandaş diş hekimine ulaşmakta zorlanırken biz hekimin mesleğini icra etmesini yasaklamayı tartışıyoruz

TBMM Genel Kurulu'nda konuşan CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, “Vatandaş diş hekimine ulaşmakta zorlanıyor, genç diş hekimleri atama bekliyor; biz ise yetişmiş, diploması olan bir diş hekiminin mesleğini icra etmesini yasaklamayı tartışıyoruz” dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda konuşan CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, “Vatandaş diş hekimine ulaşmakta zorlanıyor, genç diş hekimleri atama bekliyor; biz ise yetişmiş, diploması olan bir diş hekiminin mesleğini icra etmesini yasaklamayı tartışıyoruz” dedi.

TBMM Genel Kurulu’nda, Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri sürüyor. Teklif, uzman erbaşların personel rejimi, sicil ve statü geçişleri, sözleşmeli erbaş ve erlerin kamuda istihdamı, tabip ve diş hekimi subaylara uygulanacak yaptırımlar ile idari yargı kararlarının uygulanmasına ilişkin düzenlemeler içeriyor.

CHP Kayseri Milletvekili ve Milli Savunma Komisyonu Üyesi Aşkın Genç, teklifin bazı maddelerinin çalışma hakkı, kamu hizmetine erişim, personel planlaması ve hukuk güvenliği bakımından ciddi sonuçlar doğuracağını belirtti.

Diş hekimi subayların yükümlülük sürelerini tamamlamadan ayrılmaları veya ilişiklerinin kesilmesi halinde mesleklerini icra etmelerine sınırlama getiren 2’nci maddeye ilişkin konuşan CHP’li Genç, düzenlemenin yalnızca personel rejimi açısından değil, ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişim bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de milyonlarca vatandaşın diş hekimliği randevusu için beklediğini, genç diş hekimlerinin ise atama sorunu yaşadığını belirten Genç, meslek icra yasağının Anayasa Mahkemesi tarafından ölçüsüz bulunduğunu hatırlattı.

Genç, konuşmasında şunları kaydetti:

“Devlet, kendi adına okuttuğu personelin yükümlülüğünü tamamlamasını isteyebilir. Eğitim giderini ve personel planlamasını korumak isteyebilir. Buna itirazımız yok. Ancak devlet, bu amacı gerçekleştirirken çalışma hakkını ölçüsüz biçimde sınırlayamaz. Üstelik burada yalnızca bir personel yaptırımını değil, Türkiye’nin ağız ve diş sağlığı kapasitesini de konuşuyoruz. 2024 yılının ilk on bir ayında diş hekimliği için MHRS üzerinden 22 milyonu aşkın randevu talebi oluşmuş. Vatandaş randevu arıyor, kamu sisteminde ise hem yetişmiş diş hekimi ihtiyacı hem de ciddi bir planlama sorunu açıkça ortada.

"25 ŞEHİR HASTANESİNİN YALNIZCA 7'SİNDE DİŞ KLİNİĞİ BULUNUYOR"

Türkiye’de kişi başına yıllık diş hekimine müracaat 0,7 iken OECD ortalaması 6,51. Aradaki fark yaklaşık dokuz kat. Çocuklarda diş çürüğü görülme sıklığının yüzde 88’e ulaştığı, 25 şehir hastanesinin yalnızca 7’sinde diş kliniği bulunduğu bir ülkeden söz ediyoruz. Bir yanda milyonlarca randevu talebi, diğer yanda koruyucu hizmetlerin eksikliği, kamu altyapısındaki yetersizlik ve tedaviye erişim sorunu var. Tablo bununla da bitmiyor. Diş hekimleri açısından da ciddi bir istihdam krizi yaşanıyor. Yapılan son atamada 314 diş hekimi kadrosu için 16 bin 370 başvuru yapılmış. 207 uzman diş hekimi kadrosuna ise 636 uzman diş hekimi başvurmuş. Yani toplam 521 kadro için 17 bini aşkın diş hekimi başvuruyor.

"KAMU YARARIYLA DA SAĞLIK POLİTİKALARIYLA DA AÇIKLANAMAZ"

Ortada çok açık bir planlama çelişkisi var. Vatandaş diş hekimine ulaşmakta zorlanıyor, genç diş hekimleri atama bekliyor, kamu hizmeti ihtiyacı karşılayamıyor; biz ise yetişmiş, diploması olan bir diş hekiminin mesleğini icra etmesini yasaklamayı tartışıyoruz. Böyle bir tabloda Meclisin yapması gereken, yetişmiş diş hekimlerinin çalışma alanını daraltmak değil, ağız ve diş sağlığı hizmetlerini güçlendirmektir. Devlet bir yandan vatandaşın diş hekimine erişemediğini kabul edecek, diğer yandan eğitimini tamamlamış bir diş hekiminin kamuda da özel sektörde de mesleğini yapmasını engelleyecek. Bunun kamu yararıyla da sağlık politikasıyla da açıklanabilir tarafı yoktur. Kamu zararının telafisi gerekiyorsa bunun yolu ölçülü, makul ve öngörülebilir tazminattır. Hem tazminat isteyip hem kişiyi mesleğinden uzak tutmak ikinci ve ağır bir yaptırımdır. Gelin hem Anayasa Mahkemesinin gerekçesine hem de ülkenin sağlık ihtiyacına uygun davranalım, bu meslek icra yasağını metinden çıkaralım.”

"MAHKEME KARARI VAR AMA SONUÇ DOĞURMAYACAK"

Göreve iade sonucunu doğuran bazı mahkeme kararlarının kesinleşme şartına bağlanmasını öngören 7’nci maddeye de tepki gösteren Genç, düzenlemenin personelin yıllarca görevinden, gelirinden ve mesleğinden uzak kalmasına yol açabileceğini ifade etti. Kara Harp Okulu ve Tuzla Piyade Okulu süreçlerinde kamuoyuna yansıyan göreve dönüş kararlarını anımsatan Genç, mahkemenin hukuka aykırı bulduğu işlemlere rağmen personelin göreve dönüşünün ertelenmesinin TSK’nın yetişmiş insan kaynağı ve kurumsal hafızası bakımından da kayıp yaratacağını vurgulayarak şöyle dedi:

“7’nci madde, bu teklifin en ağır sonuç doğuracak maddelerinden biridir. Getirilen düzenlemeyle, askeri personel, askeri öğrenciler ve adaylar bakımından belirli işlemlerden doğan göreve iade kararlarının uygulanması kesinleşme şartına bağlanıyor. Bir cümleyle söylendiğinde usul meselesi gibi duruyor. Ama sahadaki karşılığı çok ağır. Kişi dava açacak, mahkemeyi kazanacak, idarenin işlemi hukuka aykırı bulunacak ama görevine dönemeyecek. Mahkeme kararı var ama sonuç doğurmayacak. İdare haksız bulunmuş olacak ama haksız işlemin sonucu devam edecek.

Bu düzenlemenin zamanlaması da üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken bir zamanlamadır. Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ sloganı attıkları için ihraç edilen teğmenlere, ilk derece mahkemesinin göreve iade yönünde karar verdiği bir dosyada, idarenin itirazı üzerine uygulama istinaf incelemesi sonuna kadar durduruldu. Tuzla Piyade Okulu’nda 10 Kasım Atatürk’ü Anma Töreni sırasında yakasına Atatürk fotoğrafı takmayı reddeden bir teğmenle, buna tepki gösteren teğmenler arasında yaşanan tartışmanın ardından yaşanan ihraçlarda da göreve dönüş kararları çıktı. Tam da bu kararların tartışıldığı bir dönemde, göreve iade sonucunu doğuran mahkeme kararlarının uygulanmasını kesinleşme şartına bağlayan bir düzenlemenin getirilmesi elbette soru işaretleri doğurmaktadır.

Gelin bu şüpheyi ortadan kaldıralım; mahkeme kararıyla göreve iade hakkı doğan personelin yıllarca bekletilmesine yol açacak bu hükmü metinden çıkaralım ve hukuk devletine uygun hale getirelim. Çünkü kesinleşme, birçok dosyada yıllar demektir. İlk derece mahkemesi, istinaf, dosyanın niteliğine göre Danıştay, bozma ve yeniden yargılama süreçleri var. Mahkemeyi kazanmak, bu maddeyle hakkına kavuşmak anlamına gelmeyecek. Kişi yıllarca üniformasından, görevinden, gelirinden, kıdeminden ve mesleğinden uzak kalacak. Sonunda haklı bulunsa bile kaybettiği yılları, kariyerini, kurumsal aidiyetini geri getiremeyeceksiniz. Bu aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetlerinin de kaybıdır. Yetişmiş, deneyimli, mahkemenin haksız işleme maruz kaldığına hükmettiği personeli yıllarca sistemin dışında tutarsanız, insan kaynağını ve kurumsal hafızayı da kaybedersiniz.”