CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Deniz Demir, jeolojik miras niteliğindeki jeosit alanların korunması amacıyla 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören kanun teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu.
Teklif kapsamında bilimsel, eğitici ve ekonomik değer taşıyan jeosit alanların korunması gerekli taşınmaz tabiat varlıkları arasında sayılması öngörüldü.
“BU ALANLARI KORUMAK, GELECEK KUŞAKLARIN DA HAKKINI KORUMAKTIR”
Türkiye’nin zengin jeolojik çeşitliliğine dikkat çeken Demir, jeositlerin bilimsel araştırmaların yanı sıra doğa eğitimi ve jeoturizm açısından da önemli bir değer taşıdığını belirtti.
Demir, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Bir ülkenin mirası yalnızca tarihi yapılarından, anıtlarından ve kültürel varlıklarından ibaret değildir. Yeryüzünün milyonlarca yıllık oluşum sürecinin izlerini taşıyan jeolojik alanlarımız da bu mirasın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu alanları korumak, yalnızca bugünün değil gelecek kuşakların da hakkını korumaktır.”
Jeosit alanların yapılaşma, madencilik, taş ocağı faaliyetleri ve altyapı çalışmaları nedeniyle zarar görebileceğine işaret eden Demir, jeolojik mirasın korunması için açık bir yasal dayanak oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Demir, jeolojik oluşumların milyonlarca yıllık doğal süreçlerin sonucunda meydana geldiğini ve tahrip edildiklerinde çoğu zaman yeniden oluşturulmalarının mümkün olmadığını belirterek şöyle konuştu:
“Jeolojik oluşumlar, milyonlarca yıllık doğal süreçlerin sonucudur. Tahrip edildiklerinde çoğu zaman yeniden oluşturulmaları mümkün değildir. Bilimsel açıdan son derece değerli bu alanların korunmasını, zarar meydana geldikten sonra gündeme gelen bir mesele olarak göremeyiz. Önleyici ve kalıcı bir koruma anlayışını esas almalıyız.”
“AMACIMIZ DEĞERLERİN KORUNMASINI GÜVENCE ALTINA ALMAK”
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nda jeosit alanların korunması gerekli taşınmaz tabiat varlıkları arasında açıkça sayılmadığına dikkat çeken Demir, sunduğu teklifin bu alandaki hukuki çerçevenin güçlendirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti.
Doğal ve bilimsel açıdan önem taşıyan alanların korunmasının belirsizliklere bırakılmaması gerektiğini belirten Demir, jeolojik mirasın mevzuatta açıkça tanımlanmasının ve koruma kapsamına alınmasının, bu alanların tespit ve tescil süreçleri bakımından da önem taşıdığını kaydetti.
Demir, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Doğal ve bilimsel açıdan önem taşıyan alanların korunması, belirsizliklere bırakılmamalıdır. Jeolojik mirasın mevzuatta açıkça tanımlanması ve koruma kapsamına alınması, bu alanların tespit ve tescil süreçleri açısından da önemlidir. Amacımız, ülkemizin sahip olduğu bu değerlerin korunmasını güvence altına alacak açık bir hukuki temel oluşturmaktır.”
KANUNUN 6’NCI MADDESİNE YENİ BENT EKLENMESİ ÖNERİLDİ
Kanun teklifinin birinci maddesiyle, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 6’ncı maddesinin birinci fıkrasına yeni bir bent eklenmesi öngörüldü.
Düzenlemeyle “bilimsel, eğitici ve ekonomik değer taşıyan jeolojik miras niteliğindeki jeosit alanlar”ın korunması gerekli taşınmaz tabiat varlıkları arasında sayılması amaçlanıyor.




