TESK'ten deprem bölgesi için çağrı: 'Esnafın kredi borçları ertelenmeli'
TESK'ten deprem bölgesi için çağrı: 'Esnafın kredi borçları ertelenmeli'
İçeriği Görüntüle

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2019 yılında bir hayvanın ithalat maliyeti yaklaşık 976 dolar iken, bu rakam 2024’te bin 888 dolara kadar çıktı, 2025’te ise bin 610 dolar seviyelerinde gerçekleşti. Sadece altı yıl içinde hayvan başına maliyet yüzde 65’in üzerinde arttı. İthalat, iddia edildiği gibi et fiyatlarını düşürmedi; aksine ülkeyi daha pahalı bir hayvancılık modeline mahkûm etti” dedi.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin son 10 yıllık canlı sığır ithalat verilerini değerlendirdi. 2025 yılının ithalat faturasına dikkati çeken Gürer, şu açıklamalarda bulundu:

“İthalat et fiyatlarını düşürmedi, döviz kaybını büyüttü. 2010 yılında 11 milyon 500 bin büyükbaş varlığımız artan nüfus dikkate alındığında 10 yılda yapılan 10 milyon baş aşan hayvan ithalatına rağmen çözümcü bir sonuca eremedi. 2018 yılındaki 1 milyar 692 milyon dolarlık rekorun ardından, en yüksek döviz çıkışını 1 milyar 191 milyon dolar ile 2025 yılında yaşandı. 2023’teki 1 milyar 163 milyon dolarlık ve 2017’deki 1 milyar 159 milyon dolarlık rakamları geride bırakıldı. Bu tablo, ithalatın geçici bir pansuman değil, ne yazık ki kalıcı ve maliyetli bir bağımlılık haline geldiğini gösteriyor. 2018 yılında 1 milyon 460 bin baş hayvan ithal edilirken, 2025 yılında bu sayı 739 bin 706 baş olarak gerçekleşti. 2025’te ithal edilen hayvan sayısı 2018 yılının altında kalmasına rağmen, fatura arttı. Bu durum, hayvan başına maliyetin arttığını gösteriyor.

2019 yılında bir hayvanın ithalat maliyeti yaklaşık 976 dolar iken, bu rakam 2024’te bin 888 dolara kadar çıktı, 2025’te ise bin 610 dolar seviyelerinde gerçekleşti. Sadece altı yıl içinde hayvan başına maliyet yüzde 65’in üzerinde arttı. İthalat, iddia edildiği gibi et fiyatlarını düşürmedi; aksine ülkeyi daha pahalı bir hayvancılık modeline mahkum etti.

2025’te ithal edilen 739 bin hayvanın sadece 68 bin 707’si damızlık. Geriye kalan 670 bin 999 baş hayvan doğrudan kesime ya da besiye giden hayvanlar. Bu tablo, sürüyü büyütmeye değil günü kurtarmaya yönelik bir anlayışın sonucudur. Üretimi artırmayan, sadece tüketimi ithalatla ikame etmeye çalışan bu zihniyet sorunu derinleştiriyor. 2018 yılında 440 bin ton canlı hayvan ithal edilirken, 2025 yılında bu miktar 239 bin tona geriledi. Canlı ağırlık bazında yaklaşık yüzde 45’lik bir düşüş söz konusu. Ancak ödenen döviz neredeyse aynı seviyede kaldı. Yani Türkiye daha az et alıyor ama neredeyse aynı dövizi ödüyor. Bu tablo, hayvancılıkta dışa bağımlılığın arttığını ve ülkenin pazarlık gücünün ciddi biçimde eridiğini gösteriyor. Hayvan ithalatı arttıkça et ucuzlamadı. Üretici maliyetler altında ezilip üretimden çekilirken, tüketici pahalı et yemeye devam etti."

Gürer, yerli üreticiyi desteklemek, yem maliyetlerini, buzağı ölümleri ve hayvan hastalıklarını önlemek, kesimlik kadar besilik hayvancılığı desteklemek gerektiğini belirterek, bu tablo değişmezse hem üretici hem de tüketicinin sorun yaşamaya devam edeceğini ifade etti.

Ömer Fethi Gürer, "Et ve Süt Kurumu ithalatçı bir anlayışla bu süreçte olması yerine yerli hayvancılığı destekler uygulamalara yöneltilmelidir. 2026 yılı için 500 bin baş büyükbaş hayvan ithalatı öngörülmektedir. Ayrıca 200 baş hayvan üzeri işletmeciler istediği yerde kesim yapabilecekken 200 den az hayvan olan Et ve Süt Kurumu üzerinden kesime zorlanması da besiciler tepki göstermektedir" dedi.