“Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası” olarak kamuoyuna yansıyan ve aralarında 5’i tutuklu 7 CHP’li belediye başkanının da yer aldığı yaklaşık 200 sanıklı yargılamada ikinci haftaya girildi. Toplamda 33 kişinin tutuklu yargılandığı ve İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde görülen davada, bu hafta tutuklu sanık savunmalarının tamamlanması ve haftanın sonunda tutukluluklara ilişkin ara kararın açıklanması bekleniyor.

Bugün beşinci duruşma gününe girilen dosyada, şu ana kadar 33 sanığın tutuklu olduğu, ilk dört günde ise 20 tutuklu sanığın savunmasının alındığı belirtildi. Kalan tutuklu sanıkların da dinlenmesinin ardından tutuksuz sanıkların beyanlarına geçilecek.

İsfalt Satın Alma Müdürü Rana Uysal'ın savunmasının ardından İsfalt Genel müdür Yardımcısı Sencer Hacıoğlu'nun savunmasını verdi.

"İHALEYE KATILAN FİRMALAR BAKANLIKÇA YASAKLI DEĞİL"

“İhaleye Fesat Karıştırma, Edimin İfasına Fesat Karıştırma, Resmi Belgede Sahtecilik” suçlamalarıyla tutuklu yargılanan Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşci, "İhaleye katılan hiçbir firmanın Çevre ve şehircilik Bakanlığınca yasaklı olmadığı bu yüzden herhangi bir şekilde aykırılık olmadığı gözlenmektedir. Benimle birlikte imzası bulunan arkadaşlarım tutuksuz yargılanıyorken ben neden tutuklu yargılanıyorum? Bu, Anayasanın eşitlik maddesine aykırı bir durum. Onlar da tutuklansın demiyorum ama arkadaşlarımla aynı süreçten yararlanmak istiyorum.”

"HİÇBİRİNDE SUÇ UNSURU YOK"

Yılmaz'ın savunması tamamlandı. Bir saatlik aranın ardından Beşiktaş Belediyesi Başkanı Rıza Akpolat'ın eşinin eniştesi Burak Kangal'ın savunmasına başlandı.

Kangal'ın savunması şu şekilde:

"Kendi üzerime almış olduğum bir gayrimenkul nedeniyle suçla itham ediliyorum. Bu suçlamayı kabul etmiyorum. Olay, Rıza Akpolat ile ilişkilendirilmiştir. Rıza Akpolat benim bacanağım olur. Şirketimde yönetim kurulu üyesiyim. Şirketimiz yalnızca ihracat yapan bir firmadır; kıyafet üretimi yapmaktayız ve Avusturya’nın onaylı tedarikçisiyiz.

Yaklaşık yedi aydır tutukluyum. Döviz kurunun uzun süre değerlenmemesi nedeniyle, bir ev yatırımı yapma kararı aldık. Rıza Akpolat’ın önerisi üzerine, kendilerinin oturduğu civarda bir ev baktık. Sonuçta akrabayız. Ben gözaltına alındıktan sonra söz konusu ev boş kalmıştır ve hâlen boş durumdadır.

Hakkımda 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama' suçlaması yöneltilmektedir. Rayiç bedelin düşük gösterildiği iddia edilmektedir. Suçlanma sebebim, mali profilimin yetersiz bulunduğu yönündeki değerlendirmedir.

MASAK raporunda gelir durumlarım belirtilmiştir. 2024 yılı için yalnızca 240.000 TL girişim olduğu ve bunun yıllık kazancım olarak kabul edildiği görülmektedir. Oysa benim gayrimenkullerim bulunmaktadır. MASAK daha önce bu konuda herhangi bir sorun tespit etmemişken, 2024 yılında bu evi alamayacağıma kanaat getirmiştir.

Yalnızca kira gelirlerim yıllık 960.000 TL’dir. Ayrıca bir şirketim bulunmaktadır ve şirketten huzur hakkı almaktayım. Bu tutar yaklaşık 1,5 milyon TL’dir; ancak bu gelir de raporda yer almamaktadır. Tüm bu gelirler toplandığında, resmi ve belgelenebilir gelirlerim toplamda 7 milyon 830 bin TL’ye ulaşmaktadır. Bu durum hesap hareketlerimde açıkça görülmekte olup her yerden de bellidir. Buna rağmen MASAK bu gelirleri tespit edememiştir.

Hesap hareketlerimizin incelendiği, Rıza Akpolat ile tanıştıktan sonra hesaplarda çıkış olduğu belirtilmektedir. Ayrıca 2019 yılında eşimle birlikte hesaplarımıza 2 milyon 760 bin TL giriş olduğu ifade edilmektedir. Hesaplarımıza 50 milyon TL girmesinin normal karşılandığı bir durumda, ev almamın sorun edilmesini anlayamıyorum.

2005 yılından beri sahip olduğum bir Rolex saatim vardır. Bu saat, eşimle evlenmeden önceye aittir. Yurt dışı tatilleri de suçlama konusu yapılmaktadır. Oysa benim gitmediğim yer yoktur. Kimsenin bana 'senin hayatın buydu, sonra değişti' deme şansı yoktur. Geçmişim, yaptıklarım ve aldıklarım bellidir.

Tutuklu bulunduğum yerde, çok sınırlı bir alanda 60 kişi birlikte kalmaktayız. Kapasitesi 40 yatak olan bir yerde 60 kişiyiz. Sabah giyinirken insanlara basmamak için parmak uçlarımda yürümek zorunda kalıyorum.

Evde eşim ve 6 yaşında kızım bulunmaktadır. Görüntülü konuşma yaptıktan sonra eşim, kızımın yanında gözaltına alınmıştır. Bunun sebebi ise, zarar etmemek için 698 bin Euro’yu eşime bozdurması amacıyla vermemdir. Keşke kendim bankaya gidip bozdursaydım da zarar etmeyi göze alsaydım.

Evimiz her ay aranmakta, iş yerimiz defalarca aranmıştır. Hiçbirinde suç unsuru yok. Zaten ben, 'duydum' lafları yüzünden buradayım. Durum bu hakim bey tahliyemi rica ediyorum sizden."

"SAYIŞTAY SUÇLAMADI"

Beşiktaş Belediyesi Siyasi Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz şu şekilde konuştu:

"Ben yoksul bir aileden geliyorum. ömrüm mücadeleyle geçti. bu konuda ciddi bedeller ödedim, hala da ödemeye devam ediyorum. Haksız, hukuksuz, tek taraflı hazırlanan iddianameyle ilgili görüşlerim olacak çünkü ben 10 aydır bugünü bekliyorum. Ben seçilmiş Meclis üyesiyim ve başkan yardımcısıyım. Halka sorumluluklarım var ve bunun için mücadele ettim. Sayıştay ve mülkiye müfettişleri 2 senede bir gelmesi gerekirken her sene gelirdi. Bu denetimlerde ne ben ne arkadaşlarım bir suçlamayla karşılaşmadık. Suç işlemedik. 1 yıl önce belediye başkanımız, 10 önce de ben ve arkadaşlarım tutuklandık. Ben ihaleye fesat karıştırmaktan tutuklandım, ama benim sadece ihalelere olur verdiğim görülecektir. Savcılık olur vermenin anlamının ne demek olduğunu bilmiyor mu? Bilirkişi raporlarını hazırlayanlar onlarca yüzlerce bu ihaleleri denetliyorlar, benim attığım imzanın karşılığının ne olduğunu da biliyorlar. Savcılığa da bildiriyorlar ama savcılık bunu göz önünde bulundurmuyor. Neden CHP’li olduğum için mi peşinen hüküm veriliyor? Hakimlikte daha 2-3 dakika olmadan dosyaları inceleyip karar verdiler. Bütün bu işlerin formalite olduğunu gördüm.

Çünkü kendine talimat verilmese mahkeme başkanının o dosyayı incelemesi en az 2 saat sürerdi. Nerede adalet? Ben hukukun peşindeyim. Haksız yargılanmamanın peşindeyim. 10 ay tutuklu kaldım ama ifadeye çağrılmadım, aleyhimde ifadeler olduğu halde. Bu ifadeler soyut mesnetsiz ifadelerdir. Bu iddianamede benim ifademin olması gerekmez miydi? Delilden suça gidilmemiştir. Bir koordine söz konusu değil, destek hizmetleri müdürlüğü bana bağlı doğrudur. Benim görev tanımın gereği ihalelerdeki rolüm; hizmetlerin aksamaması için talepleri bana getirirler olur veririm. Bu usulen yapılan bir şeydir. Olur vermek belediyeyi komple idare etmek değildir. Bilirkişi raporlarında benim ismim dahi geçmemektedir, burada bir yetki karmaşası ve yönlendirme söz konusudur.

İddianamede benim ihalelere onay verdiğim yazıyor, benim ihaleleri onaylama yetkim yoktur. Talimat verdiğim, zorladığım da doğru değildir; bunu kesinlikle kabul etmiyorum. İftiraların kendilerini kurtarmak için söylediklerini kesinlikle kabul etmiyorum. Ben ihaleye fesattan tutuklandım, daha sonra iddianamede özel evrakta sahtecilik diye bir suçlama çıktı. Kamu kurumunu dolandırma, örgüt üyesi olma… Bu suçlamaların nereden çıktığını anlamıyorum. Ne oldu da neden bu suçlamalar 10 ay içinde bana yöneltildi bilmiyorum. Ben suçlu değilim, kendimi kurtarmak için başkalarına suç atmayacağım. Çocuklarıma böyle bir miras bırakmayacağım. Benim ihale evraklarını görme ya da denetleme yetkim yoktur. 6 yılda bir gün evraklarla ilgili bir şey sormadım, neden sorayım. Benim bir saygınlığım var, tırnaklarımla kazıyarak geldim ben buraya. onurum ve gururum var. Taşınmazın satılması nasıl suç olabilir."

"YANDAŞ MEDYA ORGANLARINDA BAŞTAN SUÇLU İLAN EDİLDİK"

Mahkeme başkanına seslenen Yılmaz, "Ben ‘Aziz İhsan Aktaş’ adıyla anılan bir suç örgütünü tanımıyorum. Böyle bir örgütün varlığını ispatlamak benim sorumluluğum da değildir. Bu, devletin sorumluluğundadır.

Dosyada gizlilik kararı varken, iddianame hazırlanmadan önce ve hazırlanma sürecinde, yandaş medya organlarında, televizyonlarda ve sosyal medyada hakkımızda haberler yapılmış, kamuoyunda baştan suçlu ilan edilmiş bulunuyoruz. Masumiyet karinesi açıkça ihlal edilmiştir.

Burada yargılanan herkes masumdur. Ancak adil bir yargılama yapılır, hukuk kurallarına uygun şekilde deliller ortaya konur ve suç ispatlanırsa, o zaman verilecek karara saygı duyarım. Bunun dışındaki hiçbir suçlamayı kabul etmem mümkün değildir.

Dosyada gizlilik kararı varken, avukatlarımız günlerce, aylarca belge ve bilgiye ulaşamazken; gerçekte var olmayan, soyut beyanlara ve soyut iddialara dayalı suçlamaların dosyada yer almasını anlamakta güçlük çekiyorum. Bunun mutlaka değerlendirilmesi gerekir. Biz bu devletin insanlarıyız Sayın Başkan. Sırf Cumhuriyet Halk Partili olduğumuz için mi suçlanıyoruz? Sırf solcu olduğumuz için mi suçlanıyoruz? Devlet; parti devleti değildir. Hukuk devletidir. Bu ilkenin bu dosyada da gözetilmesini talep ediyorum" diye konuştu.

"KOMİSYONUNDA BULUNMADIM, MALİYETİ DE İHALE SIRASINDA ÖĞRENDİM"

İsfalt Satın Alma Müdürü Rana Uysal'ın savunmasının ardından İsfalt Genel müdür Yardımcısı Sencer Hacıoğlu'nun savunmasına geçildi. Hacıoğlu savunmasında, "Asfalt üretimini kendi tesislerimizde yapıyoruz, serim konusunda yüklenici firma buluyoruz. Eğer bir görevlendirmeniz var ise yaklaşık maliyet bilgileri sizinle paylaşılır, yoksa paylaşılmaz. Benim de bir görevlendirmem yoktu. Benim bu bahse konu ihaleye katkım anlattıklarımla sınırlıdır. 3 eylemden ihaleye fesat karıştırmakla suçlanıyorum. İhalelerde bir kamu zararı oluşmadı. İddianamede, sadece bir dosya eksikliğinden söz ediliyor ihalelerde. Firmanın yaklaşık maliyet bilgisini öğrendiği ve ihaleyi kazanmasının sağlandığı belirtiliyor. İddia makamı bir eylemde varsa diğerlerinde de vardır gibi bir yaklaşım uygulamış gibi düşünüyorum. Hangi eylemi gerçekleştirip hangi suçu işlediğime dair iddianamede bir şey yok. Ben bu 3 ihalede de komisyonda üzerime düşen görevi yaptığımı düşünüyorum. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. 6 aydır tutukluyum bu süreç beni ve ailemi sosyal ekonomik olarak yıprattı. Aile birliğim bozuldu, çocuklarımı 6 aydır göremiyorum. bu haksız tutuklama kararının kaldırılmasını ve beraatımı talep ediyorum" diye konuştu.

Soru üzerine savunmasına devam eden Hacıoğlu "Yaklaşık maliyet komisyonunda bulunmadım, maliyeti de ihale sırasında öğrendim" açıklamasında bulundu.

DURUŞMA BAŞLADI

İkinci haftanın ilk duruşması İsfalt Satın Alma Müdürü Rana Uysal'ın savunmasıyla başladı. Uysal savunmasında, "İş hayatıma şehir plancısı olarak başladım ardından ihale biriminde ihale personeli olarak başladım. 2015 yılında İsfalt’a başladım. Satın Alma Müdürü olarak devam etmekteyim. İhaleye fesat karıştırmakla suçlanıyorum. Aziz İhsan Aktaş’ı tanımıyorum. İddianamede yer alan dökümandaki el yazısı da bana ait değildir" dedi.

İhale sürecini anlatan Uysal, "Ben bu aşamada herhangi bir ihtiyacı belirleme, bütçe belirleme ve ödenek yapma gibi görevim bulunmamaktadır. Mustafa Mutlu İsfalt A.Ş’de 2019da başladı. İhale süreçleri, dosyaların incelenmesi, şirketin sözleşme uygulamaları, hazırlanan hak edişler konusunda danışmanlık hizmeti vermiştir. Ama şirketimizde iddianamede yazdığı gibi idari ya da teknik şartname hiçbir zaman hazırlamamıştır. Kendisiyle bir gizlilik sözleşmemiz de mevcuttur. Ama bu noktada kendisi ihalelerin yaklaşık maliyetlerini de bilmektedir. Suçlamaları kabul etmiyorum beraatımı talep ediyorum" açıklamasında bulundu.

YARGILAMA NASIL SÜRECEK?

Mahkeme, dosyayı 10 ana başlık altında ele alıyor ve tutuklu sanıklara öncelik tanıyor. Bu kapsamda, hakkında 415 yıla kadar hapis cezası talep edilen Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın son tutuklu sanık olarak savunma yapması bekleniyor.

Aralarında Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin de bulunduğu 22 sanığın savunmaları ise bulundukları illerde, talimat yoluyla alınacak.

Dosyada yer alan “Yaprak” ve “XYZ49QP” kod adlı iki gizli tanığın da ilerleyen duruşmalarda SEGBİS aracılığıyla dinlenmesi planlanıyor.

CHP lideri Özgür Özel Ataşehir’de on binlerle buluştu
CHP lideri Özgür Özel Ataşehir’de on binlerle buluştu
İçeriği Görüntüle

ARA KARAR BEKLENİYOR

Davada ikinci haftanın en kritik başlığı, tutuklu sanıklar yönünden verilecek ara karar olacak. Mahkemenin, savunmalarını tamamlayan bazı sanıklar hakkında adli kontrol şartıyla tahliye kararı verip vermeyeceği yakından izleniyor.

Duruşmaların 20 Şubat’a kadar aralıksız süreceği ifade ediliyor.

Ayrıntılar geldikçe sayfa güncellenecek...