Azerbaycan merkezli 1news.az, 27 Eylül’de yayımladığı “Kardeşliğin sınavı: Türkiye’de Azerbaycan’a yönelik yeni saldırı dalgasının arkasında ne var?” başlıklı görüş yazısında, Türkiye’de bazı medya ve siyasi çevrelerden Bakü’ye yönelen eleştirileri mercek altına aldı.

Yalçın Aliyev imzalı yazıda, Azerbaycan’ın İsrail’le ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürmesi üzerinden yürütülen tartışmaların Filistin meselesinin ötesinde siyasi ve ekonomik hesaplar içerdiği ileri sürüldü.

"İSRAİL'LE TİCARET DEVAM EDİYOR"

Aliyev'in analizinde, Türkiye’nin 2024’te İsrail’e yönelik ticaret kısıtlamalarını açıklamasına rağmen, İsrail Merkezi İstatistik Bürosu verilerine göre aynı yıl Türkiye’den İsrail’e yaklaşık 2,86 milyar dolarlık, 2025’te ise 924 milyon dolarlık mal gönderildiği öne sürüldü.

Yazar, Türkiye’de Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkilerinin eleştirilmesini bu veriler üzerinden 'çifte standart' olarak yorumladı. Ayrıca ticaretin üçüncü ülkeler üzerinden devam ettiği iddia edildi.

Ayrıntılı bağımsız doğrulama gerektiren bu veriler, yazarın iddiası olmakla birlikte, Ankara-Bakü hattında son dönemde belirginleşen karşılıklı rahatsızlığın, Azerbaycan kamuoyundaki yansımalarını göstermesi açısından oldukça dikkat çekici.

ZÜRİH PROTOKOLLERİ HATIRLATILDI

Analizde Türkiye-Ermenistan ilişkileri de gündeme getirildi. Armstat, UN Comtrade ve OEC verilerine atıf yapan 1news.az, Türkiye’den Ermenistan’a giden malların değerinin 2024’te 336 milyon dolar, 2025’te ise 367 milyon dolar olduğunu aktardı ve ticaretin önemli bölümünün Gürcistan üzerinden gerçekleştiğini savundu.

Yazıda ayrıca 2008-2009 dönemindeki 'futbol diplomasisi', dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Erivan ziyareti ve Zürih Protokolleri hatırlatıldı. Bursa’daki Türkiye-Ermenistan maçında Azerbaycan bayraklarına ilişkin yaşanan olayların Azerbaycan kamuoyunda derin tepkiye neden olduğu belirtildi.

Aliyev, Bakü’nün buna rağmen Türkiye karşıtı bir kampanya yürütmediğini ve anlaşmazlıkları kapalı diplomatik kanallarla çözmeye çalıştığını savundu.

TÜRK ŞİRKETLERİNE VERİLEN İHALELER

Haberde, Türkiye’nin İkinci Karabağ Savaşı’ndaki desteğinin Azerbaycan kamuoyunda küçümsenmediği, ancak askeri ekipmanların 'hibe edilmiş gibi' sunulmasına itiraz edildiği belirtildi.

Yazar, Bayraktar SİHA’ları dahil Türk savunma sanayisi ürünlerinin Azerbaycan tarafından ticari sözleşmeler kapsamında satın alındığını; buna karşılık Karabağ’ın yeniden inşasında Türk şirketlerine 5 milyar doların üzerinde sözleşme verildiğini ileri sürdü.

İran’dan ABD’ye yeni teklif!
İran’dan ABD’ye yeni teklif!
İçeriği Görüntüle

Analizde Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’ın Karabağ’daki bazı okul, kültür merkezi ve dini yapı projeleri de Türkiye’nin ticari faaliyetleriyle karşılaştırıldı.

KKTC VE DEPREM YARDIMLARI

Aliyev, Azerbaycan’ın Türkiye’ye verdiği siyasi desteğin de göz ardı edilmemesi gerektiğini savundu. Yazıda Bakü’nün 1915 olaylarına ilişkin uluslararası tartışmalarda Ankara’nın tezlerini desteklediği, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile temaslarını artırdığı ve 2023 depremlerinin ardından Türkiye’ye yüzlerce arama-kurtarma personeli gönderdiği hatırlatıldı.

Kaynak ayrıca, Azerbaycan’ın Kahramanmaraş’ta 68 bina, yaklaşık 1.200 konut, okul ve anaokullarından oluşan bir yerleşim projesi için 100 milyon dolar tahsis ettiğini aktardı.

ARKA PLANDAKİ SORUN

Makalenin siyasi analiz bölümünde, Türkiye’de Azerbaycan’a yönelik eleştirilerin arkasında Ermenistan’la normalleşmenin önünü açma çabası bulunduğu iddia edildi.

Yazar, “Azerbaycan İsrail’le ilişki kuruyorsa, Türkiye de Ermenistan’la sınırı açabilir” şeklinde bir kamuoyu zemini oluşturulmaya çalışıldığını öne sürdü.

Bunun yanında, dış politika tartışmalarının iç siyasette muhafazakâr seçmeni mobilize etmek ve ekonomik çıkarların yeniden dağılımını sağlamak amacıyla kullanılabileceği iddiasında bulundu.

Analizin sonunda Azerbaycan’ın İsrail politikalarının, kendi ulusal güvenlik, ekonomi ve jeopolitik çıkarları temelinde belirlendiği belirtildi.

Yazar, 'Bir millet, iki devlet' formülüne atıf yaparken, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin korunmasının iki tarafın da sorumluluğu olduğunu savundu; Türkiye'de Bakü’yü hedef aldığı öne sürülen kampanyaların ikili ilişkilerin temelini aşındırabileceği uyarısında bulundu.

AZERBAYCAN'DAN RESMİ UYARI

Öte yandan, Azerbaycan Medya ve Yayın Konseyi tarafından, Türkiye'de Azerbaycan aleyhine yürütüldüğü öne sürülen siyasi kampanya ile ilgili yazılı bir açıklama yapıldı. Açıklamada, şu ifadeler yer aldı.

● İki kardeş ülke arasındaki ilişkilerin yüksek düzeyi ve karşılıklı güven ortamı göz önünde bulundurulduğunda, Azerbaycan’a karşı karalama kampanyalarının kısa aralıklarla sürekli bir nitelik taşımasını, taraflı iddiaların ve dezenformasyonların çok kolay bir şekilde yayılmasını ve buna karşı herhangi bir önlem alınmamasını üzücü ve kabul edilemez bir durum olarak değerlendiriyoruz.

● Söz konusu paylaşımlar, münferit kişilerin tesadüfi girişimleri değil; belirli bir koordinasyon ve ortak yaklaşım temelinde yürütülen, belli çevreler tarafından yönetilen amaçlı bir kampanyanın parçasıdır.

● Bu tür durumlar hukuki ve etik çerçevelere uymadığı gibi, Türkiye Cumhuriyeti mevzuatının gereklerine de aykırıdır. Diğer ilgili durumlarda olduğu gibi, hassas yaklaşımın ve mevzuatın gereklerinin Azerbaycan’a ilişkin konularda da gösterilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

● Azerbaycan tarafı, Türkiye medyasında ve sosyal medya alanında yaşanan süreçleri dikkatle takip ediyor. Mevzuatta öngörülen ilgili tedbirlerin alınması, buna karalama kampanyasının organizatörleri ve uygulayıcılarının ülkemize girişlerinin sınırlandırılması seçneğinin değerlendirilmesi de dahildir.