Menajer Ayşe Barım’ın "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlamasıyla yargılandığı ve 12 yıl 6 ay hapis cezası aldığı ‘Gezi davası’nda İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararını açıkladı. Mahkeme, Barım’ın Gezi Parkı protestolarında “sahada aktif planlama, organizasyon ve eylem yönlendirmelerini” sağladığını ifade etti. Gerekçeli kararda Gezi Parkı protestolarının iki yıl önceden itibaren planlanmaya başlandığı söylenndi. Yargıtay'ın Türkiye İşçi Partisi’nin tutuklu Hatay Milletvekili Can Atalay hakkındaki kararını tekrar ederek Atalay'ın dokunulmazlıktan yararlanamayacağını belirtti.
“Gezi Parkı protestolarının planlayıcılarından biri olmak” gerekçesiyle "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etmekle" suçlanan ve 5 aydan uzun süre tutukluluğunun ardından 1 Ekim'de İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nce tahliye edilen ID İletişim’in sahibi Ayşe Barım hakkındaki davada Barım’a 12 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. Mahkeme, kararını savcılığın mütalaasının aksine “hükûmeti ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçlaması üzerinden kurmuştu. Barım’a verilen ceza indirimle verilirken yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adlî kontrolünün devamına karar verilmişti
Kararın gerekçesinde ana Gezi davasının hükümleri ve iddianamesi anlatıldı. Barım’ın Gezi davası hükümlülerinden Osman Kavala ile görüşmesi iddianamede olduğu gibi gerekçeli kararda da suç olarak gösterildi. Gerekçeli kararın 100 sayfasından fazlasında Gezi Parkı protestoları ve bu protestoların ardından açılan davalarda verilen kararlar anlatıldı.
Gezi parkı protestolarını anlatan mahkeme, olayların “önceden planlı olduğunu” ifade etti. Mahkemenin gerekçeli kararında Gezi Parkı protestoları anlatılırken “toplumun verdiği anlık ve öngörülemez bir tepki hareketi olmayıp, çalışmaları iki yıl öncesinden başlatılan ve planlı bir kalkışma hareketi olduğu” denildi.
Gerekçeli kararda ayrıca, Osman Kavala’nın protestolara katılan kişilere Umut Vakfı aracılığıyla maaş verdiği iddiası da yer aldı. Mahkeme kararda Gezi Parkı’nda gün gün neler olduğunu da açıkladı.
Gerekçeli kararda mahkeme, Gezi davası hükümlüsü Can Atalay’ın milletvekili dokunulmazlığından yararlanamamasının gerekçesini de anlattı. Can Atalay hakkındaki soruşturma ve kovuşturmanın milletvekili olarak seçilmesinden önce yapıldığını belirten mahkeme, bu durumun dokunulmazlık kapsamına girmeyeceğini söyledi. Yargıtay'ın Atalay hakkındaki kararını tekrar eden mahkeme, şu ifadeleri kullandı:
“Aksi halde, Türkiye Cumhuriyeti'nin devleti ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne kasteden, pek çok kanlı terör eylemini gerçekleştirdikleri için haklarında yukarıda sayılan mutlak terör suçlarından soruşturma ve kovuşturma bulunup, yakalanmaları mümkün olmayan ve kırmızı bültenle aranan kişilerin, milletvekili seçilmelerinin ve yemin ederek göreve başlamalarının önü açılır ki bu durumun hukuken isabetli olduğunu savunmak mümkün değildir.”
Mahkeme, Barım’ın toplumda yeri olan sanatçılar aracılığıya vatandaşları eylemlere yönlendirdiğini ifade etti. Mahkeme ayrıca eylemlere katılan sanatçıların kendi rızalarıyla protestoya gittiği ifadelerin samimi olmadığını belirtti. Barım hakkında değerlendirmelerde bulunan mahkeme şu ifadeleri kullandı:
“Gezi Parkı eylemlerinin gerçekleştirilmesindeki organizasyonda baş aktör olan ve bu eylemleri finanse eden diğer hükümlü Mehmet Osman Kavala'nın yanı sıra firari sanık Memet Ali Alabora ve hükümlü Çiğdem Mater Utku ile irtibatlı olarak birlikte hareket eden sanığın; Gezi Parkı olaylarında sanatçılar camiası adına sahada aktif planlama, organizasyon ve eylem yönlendirmelerinin, kendisine bağlı sanatçıları etkin bir şekilde kullanarak sahaya yönlendirmek suretiyle yardımda bulunarak müsnet suçun icrasını kolaylaştırdığı anlaşıldı.
Mevcut eylemlerinin TCK'nın 39/2-c maddesi kapsamında yardım mahiyetinde kaldığı ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etmeye Yardım suçunu işlediği, Sanığın üzerine atılı sübut bulan "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevlerini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etmek" suçundan eylemine uyan TCK'nın 312/1 maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın üzerine atılı suçun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 3. Maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle, aynı yasanın 5/1 maddesi uyarınca sanığa verilen cezadan yarı oranında arttırım yapılarak (Sanığa temel ceza olarak TCK hükümleri uyarınca verilebilecek en ağır cezanın verildiği göz önüne alınmak suretiyle) sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın "Yardım Eden" sıfatıyla bu suçu işlediği anlaşıldığından TCK'nın 39/2-c maddesi delaletiyle 39/1 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, yapılan yardımın niteliği, derecesi ve sanığın konumu gözetilerek TCK'nın 61. maddesi uyarınca alt sınırdan 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın sabıkasız kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecindeki tutum ve davranışları, yeniden suç işlemeyeceği yolunda mahkememizde olumlu kanaat uyanması ve cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gözönüne alındığında hakkında takdiren TCK'nın 62/1 maddesi uygulanmak suretiyle cezalarından 1/6 oranında indirim yapılarak neticeten 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına oy birliği ile karar verilmiştir.”





