Enerji dönüşümü ve kritik hammaddeler üzerindeki küresel rekabet hız kazanırken, İspanya'dan gelen yeni keşif Avrupa'nın enerji ve sanayi politikalarında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Ciudad Real eyaletindeki Campo de Montiel bölgesinde tespit edilen dev nadir toprak elementleri yatağının, Avrupa Birliği'nin bu alandaki ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayabilecek kapasitede olduğu öne sürüldü. Araştırmayı yürüten Quantum Minería şirketi, sahada yılda yaklaşık 2 bin 300 ton üretim yapılabileceğini açıkladı.
ÇİN'E BAĞIMLILIĞI AZALTABİLİR
Keşif, Avrupa Birliği'nin kritik hammaddelerde Çin'e olan bağımlılığını azaltmaya çalıştığı bir dönemde geldi.
Ecoticias'ın aktardığına göre, Avrupa Komisyonu uzun süredir nadir toprak elementlerinin işlenmesinde Çin'in küresel hakimiyetine dikkat çekiyor. Pekin yönetiminin son yıllarda ihracata yönelik kısıtlamaları da Avrupa'nın alternatif kaynak arayışını hızlandırdı.
AB'nin Kritik Hammaddeler Yasası kapsamında 2030 yılına kadar kritik hammaddelerin en az yüzde 10'unun yerli üretimle karşılanması, işleme kapasitesinin yüzde 40'ının Avrupa'da oluşturulması ve ihtiyacın yüzde 25'inin geri dönüşüm yoluyla sağlanması hedefleniyor.
ELEKTRİKLİ OTOMOBİLDEN SAVUNMA SANAYİSİNE
Sahada bulunan monazit minerali; neodimyum, seryum ve lantan gibi nadir toprak elementlerini içeriyor. Bu elementler elektrikli araç motorlarından rüzgar türbinlerine, akıllı telefonlardan savunma sanayisine kadar birçok stratejik teknolojinin üretiminde kullanılıyor.
Şirketin hesaplamalarına göre rezervden elde edilecek yıllık üretim, yaklaşık 350 bin elektrikli otomobil ya da 10 bin rüzgar türbini için gerekli bileşenlerin üretimine imkan sağlayabilecek.
ÇEVRE ENDİŞELERİ GÜNDEMDE
Öte yandan proje, çevresel etkileri nedeniyle tartışmaları da beraberinde getirdi.
Maden sahasının su kaynaklarının sınırlı olduğu bir tarım bölgesinde bulunması nedeniyle yerel halk ve çevre örgütleri, madencilik faaliyetlerinin yer altı su kaynaklarını olumsuz etkileyebileceği ve bölgedeki tarımsal üretime zarar verebileceği uyarısında bulunuyor.
Bir yandan Avrupa'nın enerji bağımsızlığı açısından stratejik görülen keşif, diğer yandan çevresel etkileri nedeniyle önümüzdeki dönemde tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor.





