Antalya ile İç Anadolu’yu birbirine bağlayan kuzey-güney aksının en kritik geçiş noktalarından biri olan Demirkapı Tüneli ve devamındaki Gembos ve Eynif Ovası yolu projesi, yapım sürecindeki ihale bedelleri, şirket değişimleri ve teknik noksanlıklar suların bölgeye egemen olması ile tartışmaya açıldı. 2013 yılında başlayan ve 10 yıl süren inşaat sürecinin ardından bugün bölgede ulaşım tamamen kesilmiş durumda.

Ders zilinin ilahi yapılmasına tepki gösteren babanın çocuğuna okulda akran zorbalığı
Ders zilinin ilahi yapılmasına tepki gösteren babanın çocuğuna okulda akran zorbalığı
İçeriği Görüntüle

Antalya-Taşağıl-Derebucak-Konya yolu projesinin ana omurgasını oluşturan Demirkapı Tüneli ve bağlantı yolları için ilk büyük adım 2013 yılında atıldı. 16 Nisan 2013 tarihinde imzalanan "Yollar Arası Toprak İşleri, Sanat Yapıları, Üstyapı ve Demirkapı Tünel İnşaatı" ihalesi Makyol İnşaat Sanayi şirketine verildi. Söz konusu ihalenin sözleşme bedeli o dönemki rakamlarla 297 milyon TL olarak belirlendi ve işin bitiş tarihi 2017 yılının Nisan ayı olarak öngörüldü. Ancak tünel inşaatı, öngörülen tarihten 6 yıl sonra, Mayıs 2023'te hizmete açılabildi. Tünelin açılışının ardından eksik kalan elektromekanik işler ve bağlantı yolları için 26 Aralık 2024 tarihinde yeni bir ihale süreci yürütüldü. 2025 yılına gelindiğinde ise Gembos Ovası geçişindeki 58 kilometrelik güzergâhın duble yola dönüştürülmesi amacıyla 4 milyar TL değerinde yeni bir ihale süreci başlatıldı.

GEMBOS OVASI'NIN JEOLOJİK VE TARİHSEL YAPISI

Mühendislik projesinin merkezinde yer alan Gembos Ovası, 14 kilometre uzunluğunda ve 3 kilometre genişliğinde karstik bir "polye" yani kapalı havza karakterine sahip. Ovanın deniz seviyesinden yüksekliği bin 150 metre ve etrafı sarp kireçtaşı dağlarla çevrili.

Bölgenin en temel özelliği, dışarıya yüzeysel bir drenaj akıntısının olmaması. Kış ve ilkbahar aylarında havzaya düşen yağışlar, ovanın tabanındaki düdenlerin (su yutan delikler) kapasitesini aştığında ova 20 kilometrekarelik devasa bir göle dönüşebiliyor. Bu durum, bölgenin binlerce yıllık doğal döngüsü olarak biliniyor. Eski dönemlerde bölge sakinlerinin bu yer altı göllerinden su almak için çıra yakarak dehlizlere indiği de biliniyor.

Yolun planlama aşamasında hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) dosyası için 13 Aralık 2017 tarihinde başvuru yapıldı. Antalya Valiliği, 31 Temmuz 2018 tarihinde proje hakkında "ÇED Gerekli Değildir" kararı verdi.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı VI. Bölge Müdürlüğü, 18 Haziran 2018 tarihli yazısında, proje alanının "Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği" kapsamında bir sulak alan olmadığını bildirdi. Devlet Su İşleri (DSİ) 13. Bölge Müdürlüğü ise projenin hayata geçirilmesinde kurum açısından bir sakınca bulunmadığını belirtti.

Ancak WWF ÇED dosyasında, güzergâhın Avrupa'nın biyolojik çeşitlilik açısından en değerli 100 orman alanından biri ve Türkiye'deki 9 "sıcak noktadan" biri içinde yer aldığı tespitini yaptı.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 1988 yılında hazırlanan "Öğretmen El Kitabı"ndaki haritalarda, Eynif ve Gembos ovalarının kışın su tutan alanlar olduğu açıkça işaretlenmişti. Ayrıca Osmanlı arşivlerindeki haritalarda da bu araziler doğrudan "göl" olarak tanımlanmıştı. Bu bilgilere rağmen, yolun geçiş kotu, ovanın maksimum su seviyesinin altında belirlendiği son yağışlar ile ortaya çıktı. Mevsimsel bir göl yatağının ortasından geçirilen yol, yeterli yükseklikte bir dolgu veya viyadük sistemiyle inşa edilmedi. Yol gövdesinin altına yerleştirilen menfezlerin, 20 km²'lik bir havzada biriken su hacmini tahliye edemediği de yağışlar ile ortaya çıktı. Yol gövdesi, suların tahliyesini engelleyerek bölgedeki verimli tarım arazilerinin (Eynif Ovası) de sular altında kalmasını da tetikledi.

Ayrıca Proje kapsamında Bizans dönemine tarihlenen Karaindibi Mağarası yakınlarındaki faaliyetlerde ayda 5 kez 120 kilogram dinamit kullanıldı. Bu yoğun patlatmaların, ovanın doğal tahliye kanalları olan karstik düdenlerin çökmesine veya tıkanmasına yol açtığı gölün yeniden dolması sonrası öne sürüldü.