Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremlerin üzerinden 3 yıldan fazla süre geçmesine rağmen açılan idari ve ceza davaları sürüyor.
Depremde Adıyaman'ın Besni ilçesi Pınarbaşı Mahallesi Celal Topkan Sokak'ta bulunan bir apartmanın ağır hasar alarak yıkılması nedeniyle açılan davalarda, daire sakinleri evlerinin ağır hasar görüp yıkılması sonucu zarara uğradıklarını belirterek, biri için 182 bin 200 TL maddi ve 30 bin TL manevi tazminatın, diğeri için ise 161 bin 982 TL maddi ve 30 bin TL manevi tazminatın, idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesini talep etti.
"İDARELERİN TAZMİNAT SORUMLULUĞU VARDIR"
Başvurularda, "taşınmazın inşası sırasında teknik standartlara uyulmasını sağlama ve gerekli ortamı yaratma görevinin ortak şekilde mahalli idareler ile merkezi idare organlarına verildiği, ilgili kanunların deprem kuşağında yer alan bölgelerin korunması konusunda idarelere hukuki sorumluluk yüklediği ve idarelerin tazminat sorumluluğu için gerekli şartların bulunduğu" ifade edildi.
İKİ DEPREMZEDEYE TOPLAM 404 BİN 182 LİRA TAZMİNAT
ANKA Haber Ajansı muhabirinin edindiği bilgiye göre, Adıyaman 2. İdare Mahkemesi'nde görülen iki ayrı dava karara bağlandı.
Mahkeme, depremzedelerin biri için 182 bin 200 TL maddi ve 30 bin TL manevi tazminat, diğeri için ise 161 bin 982 TL maddi ve 30 bin TL manevi tazminat taleplerini kabul etti.
Kararda, tazminatların, yüzde 20 kusurlu bulunan Besni Belediyesi, yüzde 3 kusurlu bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yüzde 2 kusurlu bulunan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından, başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine hükmedildi.
"6 ŞUBAT'TA OLAĞANÜSTÜ BÜYÜKLÜKTE BİR DEPREM OLDU"
AKP'li Besni Belediye Başkanlığı'nın, avukatı aracılığıyla söz konusu iki kararı, İstinaf Mahkemesi'ne taşıdığı öğrenildi.
İtiraz dilekçesinde, "deprem olayının mücbir sebep niteliğinde olduğu" savunularak, "6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, ülke tarihinin en büyük doğal afetlerinden biri olup; olağanüstü büyüklüğü, etki alanı ve sonuçları itibarıyla mücbir sebep niteliğindedir. Depremin meydana geliş şekli, büyüklüğü ve etki alanı dikkate alındığında, zarar ile belediyenin herhangi bir işlem veya eylemi arasında doğrudan illiyet bağı kurulması hukuken mümkün değildir. Mahkemece deprem olgusunun mücbir sebep niteliği yeterince değerlendirilmeden idare aleyhine kusur sorumluluğu tesis edilmesi hukuka aykırıdır" denildi.
"BELEDİYENİN DOĞRUDAN KAST VEYA AĞIR HİZMET KUSURU YOKTUR"
Dilekçede, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının "hukuka ve teknik esaslara aykırı" olduğu, belediyenin "hizmet kusurunun varlığının somut olarak" ispat edilemediği ileri sürüldü. "Manevi tazminata hükmedilebilmesi için idarenin ağır hizmet kusurunun bulunması" gerektiği savunulan dilekçede, "Somut olayda belediyeye atfedilen kusur ihmal düzeyinde olup, doğrudan kast veya ağır hizmet kusuru bulunmamaktadır. Ayrıca olayın meydana gelmesinde üçüncü kişilerin asli kusurlu olduğu bilirkişi raporuyla da kabul edilmiştir. Bu nedenle manevi tazminata hükmedilmesi hukuka aykırıdır. Kaldı ki hükmedilen manevi tazminat miktarı da hakkaniyet ilkesini aşmaktadır" ifadesine yer verildi.
BELEDİYE ADLİ YARDIM TALEBİNDE BULUNDU
"İlk derece mahkemesinin kararının hukuka aykırılık taşıdığı, kararın uygulanması halinde belediye bütçesi yönünden telafisi güç ve imkansız zararlar doğacağı" savunularak yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi talep edilen dilekçede, belediyenin adli yardım talebinde bulunduğu da görüldü. Bu talepte, "Belediyemiz hakkında çok sayıda deprem kaynaklı tam yargı davası açılmış olup, kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından yargılama giderleri ve istinaf harçlarının belediye bütçesi üzerinde ciddi yük oluşturduğu açıktır. Bu nedenle, istinaf aşamasında adli yardım taleplerimizin kabulüne karar verilmesini talep ederiz" denildi.