AKP’li Halil Bağıban’ın sahibi olduğu Gürbağ İnşaat, Diyarbakır Şehir Hastanesi şantiyesinde işçi kıyımıyla gündemde. Sendikalı oldukları için baskıya uğradıklarını ve hakları ödenmeden işten çıkarıldıklarını anlatan 79 işçi, “İşçiyiz ama köle değiliz” diyerek haklar verilene dek mücadelenin süreceğini söyledi.

Birgün'den Ebru Çelik'in haberine göre; AKP’li Halil Bağıban’ın sahibi olduğu Gürbağ İnşaat, aldığı dev kamu ihalelerinin ardından bu kez işçi kıyımıyla gündemde.

Diyarbakır Şehir Hastanesi şantiyesinde Gürbağ İnşaat’ın taşeronu Hermet Mekanik bünyesinde çalışan Yapı Yol-İş üyesi 79 işçi, sendikal örgütlenmenin ardından ücretlerinin eksik ve geç yatırıldığını, ağır çalışma koşullarına ve baskıya maruz bırakıldıklarını, haklarını talep ettiklerinde ise işten çıkarıldıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden yurtdışı müteahhitlik başarı ödülleri alan Bağıban’ın şirketinde çalışan işçiler, ücret ve tazminat hakları ödenmeden işten çıkarılmalarının yanı sıra kaldıkları şantiyeden de zorla çıkarıldıklarını anlattı. Bir haftayı geride bırakan işçiler, dün KPSS sınavı nedeniyle sessiz eylem gerçekleştirdi.

Farklı kentlerden Diyarbakır’a çalışmaya gelen işçiler, “Kimimiz Ankara’dan, kimimiz Adana’dan geldik. Anayasal hakkımızı kullandığımız için kapı önüne konulduk. Diyarbakır’da evi olmayan arkadaşlarımızla dayanıştık. Haklarımızı alana kadar buradayız” dedi.

HAKLARINI İSTEDİLER

Yapı Yol-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Adnan Akyol, direnişin temel nedeninin ödenmeyen ücretler ve karşılığı verilmeyen fazla mesailer olduğunu belirtti. İşçilere güvenli olmayan koşullarda çalıştırılmalarının yanı sıra görevleri dışında işler yaptırıldığını söyleyen Akyol, itiraz eden işçilere işten ayrılmalarının dayatıldığını ifade etti.

GERİYE DÖNÜK HAKLAR ÖDENMEDİ

İşçilerin bütün haklarını alarak ayrılmak istediğini ancak geriye dönük ücretlerinin ve fazla mesailerinin ödenmediğini belirten Akyol, kıdem ve diğer tazminatların da asgari ücret üzerinden hesaplandığını söyledi.

İnşaat işçilerinin büyük bölümünün sigortasının asgari ücret üzerinden yatırıldığını belirten Akyol, bunun yalnızca bugünkü ücretleri değil, emeklilik dönemindeki gelirleri de etkilediğini söyledi.

ISINMAK DAHİ YASAKTI

Şantiyede sekiz buçuk ay çalışan işçilerden Mehmet Yariç, ağır çalışma koşullarını ve sendikalaşmanın ardından artan baskıyı anlattı. Kışın dondurucu soğukta, buz tutmuş borularla çalıştıklarını belirten Yariç, “Ateşin yanında durmamız bile yasaktı. Ne çay molası veriliyordu ne de doğru düzgün dinlenmemize izin veriliyordu. İki dakika oturamaz hâle gelmiştik” dedi.

İşlerini eksiksiz yaptıklarını ve ana firmanın şeflerinden takdir aldıklarını söyleyen Yariç, buna rağmen üzerlerindeki baskının giderek arttığını belirtti. Sendikal örgütlenmenin ardından işçilerin çalışma koşullarına yönelik itirazlarının daha fazla sorun hâline getirildiğini aktaran Yariç, ücretlerinin zaten 10-15 gün gecikmeli ödendiğini, buna karşın iki-üç dakikalık gecikmelerin bile kesinti gerekçesi yapıldığını ifade etti.

Yariç, ücret kesintilerine itiraz ettiklerinde kendilerine “İstemeyen ofise gelsin, imzasını atsın ve çıkışını alsın” denildiğini belirterek, “Biz de ‘Kabul etmiyoruz. Devletin bize tanıdığı yasal haklarımızı verin, ondan sonra çıkalım’ dedik. Biz başka bir şey istemiyoruz. Yalnızca haklarımızı istiyoruz” diye konuştu.

İşçilerin hak taleplerinin ardından işverenle yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığını belirten Yariç, eylemde geçen günlere ilişkin tutanaklar tutulduğunu ve kendilerine tazminatsız işten çıkarma işlemi başlatıldığını söyledi. Savunmalarını teslim ettikten kısa süre sonra işten çıkarıldıklarını anlatan Yariç, işçilerin kaldıkları yerlerden de güvenlik eşliğinde çıkarıldığını aktardı. “Biz işçiyiz ama köle değiliz. Cahil değiliz, yalnız da değiliz” diyen Yariç, farklı kentlerden gelen ve barınacak yeri olmayan işçilerle dayanışma içinde olduklarını vurguladı.

ŞANTİYELERDE KÖLELİK

Milyonlarca liralık kazanç sonrası dikkat çeken söz: Dededen kalma toprak sahibi!
Milyonlarca liralık kazanç sonrası dikkat çeken söz: Dededen kalma toprak sahibi!
İçeriği Görüntüle

Yapı Yol-İş Sendikası MYK Üyesi ve Örgütlenme Sekreteri Barış Kaya ise Diyarbakır’daki direnişin yalnızca bir şantiyedeki hak ihlallerine karşı yürütülmediğini belirtti. Türkiye genelindeki inşaat şantiyelerinde İş Kanunu’nun öngördüğü çalışma koşullarının uygulanmadığını söyleyen Kaya, pazar mesaileri, haftalık 45 saati aşan çalışmalar ve tazminat haklarının işçiler için çoğu zaman kâğıt üzerinde kaldığını ifade etti.

İnşaat sektöründe yıllardır normalleştirilen bu çalışma düzeninin değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Kaya, “İşçiler İş Kanunu’na göre çalışırlar. Ancak Türkiye’nin her yerindeki şantiyelerde işçiler, İş Kanunu’nun öngördüğü koşullardan uzak, adeta kölelik ve ilkel çalışma şartlarında çalıştırılıyor” dedi.

İşçilerin mücadelesinin büyütülmesi gerektiğini belirten Kaya, sendikalara, siyasi partilere ve emek örgütlerine dayanışma çağrısı yaptı. CHP, DEM Parti, DİSK, TMMOB, TTB ve çeşitli demokratik kitle örgütlerinin direnişe destek verdiğini aktaran Kaya, milletvekilleriyle birlikte konuyu Meclis’e taşıyacaklarını, hak ihlallerinin sürmesi durumunda Meclis’te basın açıklaması yapacaklarını söyledi.

EMEK KAZANACAK

İnşaat işçilerinin direnişini Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ziyaret etti. Tanrıkulu, “Emek kazanacak, sendika hakkı engellenemez” dedi.

Diyarbakır Şehir Hastanesinde uzun zamandır iş barışının bilinçli bir şekilde bozulduğunu anlatan Tanrıkulu, eylemde yaptığı açıklamada şunları söyledi: “İşçinin en anayasal hakkı olan sendikal örgütlenmesine karşı çıkılıyor; emeğin hakkı zamanında ödenmiyor, baskı ve mobbing katlanarak büyüyor. İşçilerin elindeki tek ve en güçlü araç, emekten gelen örgütlü güçleridir; bunun da yegane adresi sendikadır. Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi burada da işverenler, işçinin örgütlü gücünden korktukları için sendika istemiyorlar. Kamu ihalesi alarak devasa kazançlar elde eden büyük firmalar, işçinin alın terini sömürerek daha fazla büyüyemezler. İşçi kardeşlerimizin emeğini gasp ederek, mesai saatlerinden çalarak, Cumartesi ve Pazar çalışmalarını hiçe sayarak para kazanamazlar! Eğer bu sömürüye yeltenirlerse, karşılarında dimdik duran bizleri bulurlar. Herkes bilsin ki burası sıradan bir yer değil, Diyarbakır’dır! Burada sarsılmaz bir sivil toplum iradesi, güçlü meslek örgütleri ve her zaman emekten, emekçiden yana saf tutmuş onurlu Diyarbakır halkı var. Bizler de halkın vekilleri olarak, bu haklı mücadelenizde sonuna kadar yanınızdayız."