Güncel

2 Temmuz Sivas çağrısı: Madımak utanç müzesi olana kadar mücadelemiz sürecek

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şubesi, Sivas Madımak Oteli'nde 33 aydın ve sanatçının yaşamını yitirdiği katliamın 33'üncü yılı dolayısıyla anma programına çağrı yaptı. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, "2 Temmuz'da herkesi Sivas'ta buluşmaya çağırıyoruz. Ta ki Madımak Oteli gerçek anlamda bir utanç müzesi oluncaya ve gerçek bir yüzleşme sağlanıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şubesi, Sivas Madımak Oteli'nde 33 aydın ve sanatçının yaşamını yitirdiği katliamın 33'üncü yılı dolayısıyla anma programına çağrı yaptı. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, "2 Temmuz'da herkesi Sivas'ta buluşmaya çağırıyoruz. Ta ki Madımak Oteli gerçek anlamda bir utanç müzesi oluncaya ve gerçek bir yüzleşme sağlanıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.

PSAKD Malatya Şubesi tarafından Emeksiz Üst Kavşağı'nda düzenlenen basın açıklamasına PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.

Açıklama öncesinde Alevi inancındaki gelenek doğrultusunda “çırağ uyandırıldı”. Katılımcılar açıklama boyunca, "Sivas'ın ışığı sönmeyecek", "Sivas için adalet, herkes için adalet", "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz", "Sivas'ı yakanlar AKP'yi kuranlar" ve "Faşizme karşı omuz omuza" sloganları attı. Basın açıklamasının ardından Madımak Katliamı'nda yaşamını yitiren 33 kişinin isimleri okunurken, program semah gösterisiyle sona erdi.

"33 YILDIR HAK VE HAKİKAT MÜCADELESİ VERİYORUZ"

Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Sivas Katliamı'nın üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen gerçek faillerin yargı önüne çıkarılmadığını belirterek, şunları söyledi:

"Bu ülkede Sivas'tan önce ve sonra yaşanan onlarca katliamın gerçek faillerinin bulunmaması, hesap sorulmaması ve devletin bu katliamlarla yüzleşmemesi nedeniyle, kaybettiğimiz canlarımızı unutmamak ve unutturmamak adına her yıl olduğu gibi bugün de Türkiye'de ve Avrupa'nın dört bir yanında 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı'nı anıyoruz. Evet, 33 yıldır bir hak ve hakikat mücadelesi veriyoruz. Başta yaşamını yitiren 33 canımızın aileleri olmak üzere, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi kurumları yıllardır hakikat ve adalet arayışı içerisindedir. Maalesef Sivas'ta olduğu gibi, Sivas öncesi ve sonrasında yaşanan katliamların da gerçek failleri bu ülkede ortaya çıkarılmadı. Katliamı yapanların da, organize edenlerin de, planlayanların da kim olduğunu biz çok iyi biliyoruz. Türkiye de biliyor, Avrupa da biliyor, onlar da kendilerini biliyor. Ama nedense hep birileri maşa olarak kullanılıyor ve gerçek sorumlulardan hesap sorulmuyor. 33 yıldır verdiğimiz mücadele yalnızca kaybettiğimiz canlarımızı anmak değildir. Aynı zamanda onları unutmamak, unutturmamak, hesap sormak ve devletin bu katliamlarla yüzleşmesini sağlamaktır. Ben de 33 canımızın anısı önünde saygıyla eğiliyorum.”

"BİZ HEP BARIŞI VE EŞİT YURTTAŞLIĞI SAVUNDUK"

PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ise 33 yıldır düzenlenen anmalarda hiçbir zaman intikam çağrısı yapılmadığını belirterek, şöyle konuştu:

“Malatya'dan bir kez daha ses yükseltiyoruz. 33 yıldır binlerce kez adalet aramak için bir araya geldik. Binlerce kez eşit yurttaşlık talebimizi haykırmak için meydanlarda olduk. Bugün de meydanlardayız. 33 yıldır yapılan hiçbir anmada, okunan hiçbir şiirde, yapılan hiçbir konuşmada intikamdan söz edilmedi. Asla savaştan, ölümden ya da öldürmekten bahsetmedik. Hep barış dedik, özgürlük dedik, eşit yurttaşlık dedik, adalet dedik. Ormanlar yakılmasın dedik, sularımız kurutulmasın dedik. Emekçiler haklarını alsın dedik. Kadınlar öldürülmesin dedik. Kürtçe konuşulabilsin dedik. Bu ülkede hiç kimse dili, kültürü, inancı, cinsiyeti ya da cinsel yönelimi nedeniyle ikinci sınıf yurttaş olmasın dedik. Herkesin eşit yurttaş olarak kol kola, omuz omuza yaşayabildiği laik, demokratik bir cumhuriyet istedik. Bizim tarafımız ne kadar belliyse onların tarafı da o kadar bellidir.

Biz Sivas'ın arkasındaki güçler ortaya çıkarılsın demiyoruz. Çünkü Sivas'ı kimin planladığını, kimin yaktığını, o ateşi kimin yaktığını, emri kimin verdiğini biliyoruz. Muradımız; bunu bilmeyen milyonlarca emekçi yurttaşın da gerçeği öğrenmesidir. Onların tarafı da belli oldu. 10 Ekim’de katledilen Malatyalı gençlerin ve Türkiye'nin gençlerinin ölümünden sorumlu olanları neredeyse kutsadılar. 'Patlayan her bomba oylarımızı artırıyor' diyebildiler. Bizim tarafımız ise bellidir. Eşit yurttaşlıktan yanayız. Barıştan yanayız. Özgürlüklerden yanayız. Katliamların karşısındayız. Zulmün karşısındayız. Mazlumun yanındayız. Bundan sonra da böyle olmaya devam edeceğiz.

33 yıl değil, 33 asır da geçse biz, Sivas'ı, Koçgiri'yi, Dersim'i, Maraş'ı, Çorum'u, Sivas'tan sonra yaşanan Suruç'u, Roboski'yi, 12 Ekim’i, Gazi'yi, Gezi'yi, Soma'yı, Ermenek'i, Zonguldak'ı unutmayacağız, unutturmayacağız.”

"2 TEMMUZ'DA HERKESİ SİVAS'A BEKLİYORUZ"

2 Temmuz'da yapılacak anma programına çağrıda bulunan Erçe, “2 Temmuz'da herkesi Sivas'ta buluşmaya çağırıyoruz. Buradan Malatya'dan güçlü bir katılım bekliyoruz. Günlerdir yollardayız, yollarda olmaya devam edeceğiz. Ta ki Madımak Oteli gerçek anlamda bir utanç müzesi oluncaya ve gerçek bir yüzleşme sağlanıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.” diye konuştu.

"HESABI SORULMAYAN ACI UNUTULMAZ"

PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş da Madımak Katliamı'nın Türkiye tarihinin en ağır acılarından biri olduğunu belirterek şunları söyledi:

“2 Temmuz 1993, tarihimizin en ağır, en karanlık günlerinden biri ve bu ülkenin hâlâ iyileşmeyen büyük utancıdır. Madımak Oteli'nde gerici karanlık güçlerin hazırladığı o ateşte 33 canımızı yitirdik. Aradan 33 yıl geçti. Ancak o gün yakılan ateş bugün hâlâ ailelerin, yakınlarının, yoldaşlarının ve yüreği eşitlikten yana atan herkesin içinde yanmaya devam ediyor.

Yaşatılan bu büyük acıyı unutturmaya, hafızalardan silmeye çalıştılar. Oysa hesaplamadıkları bir gerçek vardı; hesabı sorulmayan acı unutulmaz. Unutulmadığı gibi, hafızalarda ilk günkü tazeliğiyle yaşamaya devam eder. Katilleri ve onları besleyen güçlere karşı hafıza diri kalır, adalet talebi ise her geçen gün yeniden büyüyen bir direnişe dönüşür."