Kalp yetmezliği nedeniyle Muğla'nın Bodrum ilçesindeki özel bir hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi gören televizyon programcısı ve haber sunucusu Reha Muhtar, 66 yaşında hayatını kaybetti.

Reha Muhtar hayatını kaybetti
Reha Muhtar hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

"PARA İÇİN MUKTEDİRLERE SIRTINI DAYAYIP KALEMİNİ, DİLİNİ KULLANDIRDI"

Reha Muhtara ilişkin paylaşımda bulunan usta gazeteci Adnan Bulut, "Reha Muhtar’ın ardından badem gözlü güzellemeleri yapılıyor. Türkiye’deki sosyal çürümenin başat isimlerinden biriydi. Para için muktedirlere sırtını dayayıp kalemini, dilini kullandırdı" dedi.

Bulut'un paylaşımı şu şekilde:

"Reha Muhtar’ın ardından badem gözlü güzellemeleri yapılıyor. Türkiye’deki sosyal çürümenin başat isimlerinden biriydi. Para için muktedirlere sırtını dayayıp kalemini, dilini kullandırdı. Biz Silivri’de ergenekon zulmüyle boğuşurken arkamızdan ‘darbeciler, vesayetçiler’ diye yazdı. O dönem sosyal medyada verdiğim yanıtı Odatv’de Barışlar haber yapmıştı. İlgili haberi aşağıya bırakıyorum."

Adnan Bulut'un, 2013'te Reha Muhtar'a verdiği o yanıt şu şekildeydi:

"ÇÜRÜMÜŞSÜN"

"Haberi ve gerçeği bırakıp develer, pireler, börtü böcekler, umut sömürücüsü şifacılarla toplumsal kirliliğin maşası olmuştun. Ahlaksızlığın, basitliğin, sosyal anestezinin ve narkozun savunuculuğunu ekranlardaki kalitesizliğe pompalanan kirli para ve sapkınlığın normalliğini savunuyordun. Haber alma gereksinimi içindeki halka ucuzluk pompalayarak, en basit pespayelikleri yaşam diye sunarak siyasal islamcılara zemin hazırladın.

Kahve görünümlü viski ve stajyer kızlar ucuzluğuyla ilgili polemikleri sana reyting paketinde armağan ediyorum. Nerenden tutsam çürümüşsün.

DARBE DEĞİL TEMİZLİK

Kovulduğun zaman alanın, satanın, müşterin ve pazarlayıcın tükenmişti. Emperyalizmin ucuz bataklığı reyting senin ve anlayışının para birimi haline gelmişti. Reytingle alınır satılır bir yayın anlayışının en iğrenç en pespaye temsilcisiydin. Kullanım süren bitti ve çöplüğe atıldın. Sana darbeyi vuran vahşi kapitalizmdi. Sen kapitalizmin dişlileri arasında öğütülmeye hazır bir ucuz ara maldın. Hepsi bu. Kendine rol biçme. Senin kirletiğin haberciliğin namusunu temizleye gelenler darbe değil temizlik yaptılar. Şimdikiler gibi kaynağı belirsiz(!) bir yerden değil ülkenin en büyük medya grubundan geldiler. Ne idüğü belirsiz bugünkü gibi iktidar tarlasından bitme değil gazeteciydiler. Pisliğini temizlemeğe geldiler, saygınlık kazandırmaya geldiler. Senin övündüğün C,D grubu değil A ve B grubundan başlayarak her kesime ulaşan izlenen ve okunan bir kitle elde elde ettiler. İktidar borazanlığı yapıyorum derken tarihe ve gerçeklere ihanet etme. Can Ataklı, Zülfü Livaneli, Mustafa Mutlu gitti diye korkuya ve ihanete teslim olma. Bir gün olsun kalemini bu halk için kullan. Gerekirse o kalemi kır. Ama sakın satma Reha Muhtar!"

142412124-20

REHA MUHTAR'IN YAZISI

Muhtar, o dönem şunları yazmıştı:

"Gazetelerde ve televizyonlarda, ne patronlar ne ünlü gazeteciler, ne de kahraman emekçiler hiçbiri baki değillerdir...

“Bir hoş sadadan, bir mütevazı yansımadan ibarettir, gök kubbenin altında, gazete editoryalinde, matbaa makinesinde, televizyon stüdyosunda ya da rejisindeki silüetlerimiz...”

Bu böyledir ama; bir de yayınlara; yayıncılık dışı darbelerin vurulduğu anlar vardır...

11 yıl önce bir Haziran gününde;

“Yayıncılık dışı tasarlanmış, taammüden işlenmesi kararlaştırılmış, geniş kapsamlı, komplike, derin ve öldürücü” bir darbe SHOW TV’ye televizyon dışı güçler tarafından vurulmaya karar verildi...

Engin-Dilan Polat çiftinin korumalığını yapan Can Polat'ın silahlı saldırıda öldürüldüğü görüntüler ortaya çıktı
Engin-Dilan Polat çiftinin korumalığını yapan Can Polat'ın silahlı saldırıda öldürüldüğü görüntüler ortaya çıktı
İçeriği Görüntüle

***

O televizyon darbesi, o yayıncılık suikasti, bir televizyonunun “ruhuna el-Fatiha okuyan ölüm fermanı” gözlerimin önünde, gözlerimin içine baka baka yapıldı...

Katle tanık olurken, ölümü kalbinde hissederken, ruh lincini lime lime yaşarken, insan etkilenmemeye, yıkılıp gitmemeye çalışıyor...

Öyle anlarda yaşamakta olduğu zulmün “gadr”ine yabancılaşmaya çalışıyor...

O anlardan biriydi...

Allah’ın insanı sınadığı anlardan biri...

Üstüne almamaya çalışıyor insan...

Yeni bir hayata, toplayabildiği sağ kalan güçlerle, yaraları sarmaya, hayatı idame ettirmeye çalışıyor ademoğlu...

Ben de öyle yapmaya çalıştım...

Ancak “yayıncılığın ruhunu öldüren, katleden televizyon dışı bir darbenin”, gelecek kuşaklara aktarılacak, kollektif hafızasını, belleğimde saklamaya gayret ederek...

***

Ayrılıp başka yollara gitmiştim o günlerde...

Bir süre sonra gözüme bir yayın çarpmıştı...

- “Bu SHOW başka SHOW...” diyordu o yayın...

Televizyon dışı darbeyi gerçekleştirdikten sonra; öyle bir ibretlik tanıtım yapmışlardı ki...

Sanki o yayıncılık katlini saklamak istercesine...

- “Bu SHOW başka SHOW...” diyorlardı 2002 yılındaki o meşum darbeyi yapanlar...

Elhak doğruydu...

“Bu SHOW başka SHOW’du...”

Yayınının değil, darbenin SHOW’uydu...

***

2002 yılının 30 Haziran’ında “SHOW televizyonunun ruhuna televizyon dışı bir bankacılık darbesi yapılmış ve yayın ruhu gitmişti...”

Biz ayrılıp gittiğimiz için değil, “yayının özgür ruhu yayın dışı çetrefil gerçeklerle yok olup gittiği için...”

***

İki hafta önce, çağrıldığım “SHOW Ruh”u gecesine katılmamaya karar verdim...

“SHOW Ruh”una gerçek darbenin vurulduğu 11 yıl önce, ortada kimsecikler yoktu çünkü...

Anlaşılabilir bir durumdu elbet...

Eleştirmeyecek kadar insani bir durumdu...

Herkesin bir işi gücü, yürütmek zorunda olduğu ekmek teknesi vardı...

Zaten hiç kimseye kızmamış gönül koymamıştım...

Fakat;

Şimdi yıllar sonra; “katledilen ruhu; sanki katledilmemiş de bugüne kadar aynı şekilde yaşamış gibi onlarla yaşatmaya çalışamazdım...”

“SHOW’un ruhu gitti” dedikleri şey, yayıncılık dışı çetrefil ilişkilerde 11 yıl önce bir darbeyle çoktan gitmişti... El-Fatiha’yı o zaman acı içinde okumuş, üstüne bir de “Amin” demiştik..."

EKREM AÇIKEL: İNSANLARI EZEN, HAKARET EDEN, EKMEKLERİYLE OYNAYAN...

Gazeteci Ekrem Açıkel de, Reha Muhtar hakkında dikkat çeken ifadeler kullandı. Açıkel, "Reha Muhtar ölmüş...

Onun ölümü herkes için ciddi ders niteliğinde...

Güçlü olduğunda;
insanları ezen, hakaret eden, ekmekleriyle oynayan,
ailelerini hiç düşünmeyen bir kötülük abidesiydi.

Yaşadığı aşağılık kompleksi nedeniyle,
boğaz, yalı, sosyete, Bodrum, ünlülerle evlilik
derdine düşmüştü.

Ve sonuç...

Aldığı beddualar, kırdığı kalpler, yaşattıkları sonunda
hiç mutlu olamadı, beş parasız kaldı
"yalnız ve acılar içinde" öldü.

En güçlü olduğu dönemde,
karşısına dikilip hesap sorduğumda
nasıl korkakça kaçtığını da bilirim

Kendi adıma...
Bana yaptığı kötülükler ve neden olduğu acılar sonunda
"iyi bilmezdim, hakkım haram olsun"

Not:
"Ölenin ardından kötü konuşulmaz" sözü
bu topraklarda anlamını artık yitirmiştir" dedi.