Gazeteci Zafer Arapkirli, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde BirGün gazetesinde kaleme aldığı yazısında, depremde yaşamını yitiren 53 bini aşkın yurttaşın ölümünün “kader” ya da “kaza” olarak nitelendirilemeyeceğini vurguladı. Arapkirli, yaşananların Türk Ceza Kanunu’ndaki karşılığıyla “olası kast” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

3 YIL GEÇTİ, ACILAR VE SORULAR DİNMEDİ

Türkiye’nin 11 ilini etkileyen 6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçti. Resmî verilere göre 53 bin 537 kişinin hayatını kaybettiği felaketin ardından, yıkımın asıl nedeninin ihmaller zinciri olduğu bir kez daha gündeme geldi.

“TEK BİR GÜNDE 53 BİN ÖLÜM”

Arapkirli yazısında, TÜİK verilerine göre Türkiye’de her yıl yaklaşık 500 bin kişinin hayatını kaybettiğini, bunun büyük bölümünün hastalıklardan kaynaklandığını hatırlattı. Günlük ortalama ölüm sayısının yaklaşık 1.300 olduğuna dikkat çeken Arapkirli, “Ancak 6 Şubat 2023’te, resmî kayıtlara göre 53 bin kişi tek bir günde hayatını kaybetti” ifadelerini kullandı.

“BU ÖLÜMLERİN NEDENİ DOĞAL DEĞİL”

AKP'den emekliye yeni darbe! CHP'li Bulut dolar üzerinden anlattı
AKP'den emekliye yeni darbe! CHP'li Bulut dolar üzerinden anlattı
İçeriği Görüntüle

Depremde yaşamını yitirenlerin kalp hastalığı, kanser, trafik kazası ya da bireysel suçlar nedeniyle ölmediğini vurgulayan Arapkirli, “Bu insanlar, güçlü, yetkili ve sorumsuz insanların ‘olası kastı’ nedeniyle hayatını kaybetti” değerlendirmesinde bulundu.

KAZA YA DA KADER DEĞİL, İNSAN YAPIMI

Toplu felaketlerde yaşanan ölümlerin “kaza” ya da “kader” olarak görülmemesi gerektiğini belirten Arapkirli, bu tür yıkımların insan eliyle yaratılan sonuçlar olduğunu savundu. Yazıda, bu ölümlerin “basit ya da bilinçli taksir” değil, TCK’nın 21. maddesinde tanımlanan “olası kast” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

SORUMLULAR KİM?

Arapkirli’ye göre sorumlular açık: Bu ölümleri önleme yetkisi ve yükümlülüğü olduğu hâlde bunu yerine getirmeyen kişi ve kurumlar. Yazıda, en üst düzeyden başlayarak mevzuat yapma ve uygulama sorumluluğu bulunanların, imar aflarıyla, denetimsizlikle ve oy kaygısıyla çürük yapılaşmaya göz yumanların bu suçun faili olduğu belirtildi.

SADECE DEPREMLERLE SINIRLI DEĞİL

Arapkirli, benzer zihniyetin sel felaketleri, maden faciaları, heyelanlar, büyük yangınlar, patlamalar ve toplu terör saldırılarında da on binlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açtığını ifade etti. Soma faciasından Marmara Depremi’ne, büyük sel baskınlarından tren kazalarına kadar pek çok olayın ortak noktasının “önleme sorumluluğunun yerine getirilmemesi” olduğunu vurguladı.

DEVLETİN YAŞAM HAKKINI KORUMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Yazıda, Anayasa’ya göre devletin vatandaşların yaşam hakkını koruma yönünde pozitif yükümlülüğü bulunduğu hatırlatıldı. Arapkirli, emniyet kemeri örneği üzerinden, devletin “bana ne” deme hakkı olmadığı gibi, vatandaşın da bu yükümlülüğü reddetme lüksü bulunmadığını belirtti.

YARGIYA DA ELEŞTİRİ

Arapkirli, kamu otoritesinin felaketlerin ardından sorumluluğu alt kademelere yıkma alışkanlığını sürdürdüğünü, bağımsız olması gereken yargının da verdiği ya da vermediği kararlarla bu anlayışa zemin hazırladığını ifade etti.

“GERÇEK SORUMLULARI MAHKÛM ETMEK HEPİMİZİN GÖREVİ”

Yazısının sonunda Arapkirli, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenleri anmanın, aynı zamanda gerçek sorumluları işaret etmeyi ve “olası kast” suçlularını mahkûm etmeyi de bir toplumsal sorumluluk olarak gördüğünü vurguladı.