Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi İşler Başkanı Suat Kılıç, Samsun'da katıldığı toplantıda NATO Zirvesi’ne tepkisini, “Trabzon tereyağından Denizli yoğurduna, Kayseri mantısından Tokat yaprak sarmasına kadar hangi liderin ne yediği konuşuldu; fakat Türkiye'nin yıllardır çözüm bekleyen savunma sorunları aynı ilgiyi görmedi” sözleriyle dile getirdi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi İşler Başkanı Suat Kılıç, Samsun'da gazetecilerle bir araya gelerek, gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu.
NATO Zirvesi'nden Türkiye'nin savunma sanayiine, ABD ile ilişkilere ve Gazze'de yaşanan insanlık dramına kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulunan Kılıç, Türkiye'nin uluslararası platformlarda hak ettiği konumun korunması gerektiğini belirterek, "'Milli görüş', millet adına gerektiğinde en güçlü itirazı ortaya koyabilmektir" ifadelerini kullandı.
Yaklaşık bir aydır Türkiye gündeminin büyük bölümünü NATO Zirvesi'nin oluşturduğunu ifade eden Kılıç, zirvenin organizasyon açısından başarılı geçtiğini belirterek, Türkiye'nin uluslararası arenada en üst düzeyde temsil edilmesinin memnuniyet verici olduğunu söyledi.
Kılıç, zirvenin güvenlik boyutunda görev alan emniyet teşkilatından kamu bürokrasisine kadar tüm kamu çalışanlarına teşekkür ederek, "'Türkiye Cumhuriyeti söz konusu olduğunda hepimiz aynı hassasiyeti göstermek zorundayız.' Emniyet güçlerimizden kamu görevlilerine kadar herkes büyük bir özveriyle çalıştı. Mesai mefhumu gözetmeden görev yapan bütün kamu çalışanlarının emeklerinin karşılığını mutlaka alması gerektiğine inanıyoruz" dedi.
Ancak zirve sonrasında kamuoyunda daha çok liderlere sunulan yemeklerin konuşulduğunu belirten Kılıç, Türkiye açısından stratejik öneme sahip konuların ise geri planda bırakıldığını savundu.
"Trabzon tereyağından Denizli yoğurduna, Kayseri mantısından Tokat yaprak sarmasına kadar hangi liderin ne yediği konuşuldu; fakat Türkiye'nin yıllardır çözüm bekleyen savunma sorunları aynı ilgiyi görmedi" diyen Kılıç, bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.
“TÜRKİYE'NİN GÜVENLİĞİ MAGAZİN GÜNDEMİNE FEDA EDİLEMEZ"
Türkiye'nin uzun yıllardır maruz kaldığı CAATSA (KATSA) yaptırımlarının NATO Zirvesi sürecinde yeterince gündeme taşınmadığını dile getiren Kılıç, özellikle F-35 savaş uçakları, F-16 modernizasyon programı ve Patriot (PATRIOT) hava savunma sistemleri konusunda somut gelişme sağlanamamasını eleştirdi.
Kılıç, "Türkiye parasını ödediği F-35 savaş uçaklarını hala teslim alamadı. F-16 modernizasyon süreci tamamlanmadı. Patriot hava savunma sistemleri verilmedi. Kendi savunma sanayimiz için geliştirdiğimiz ANKA platformlarının motorları konusunda da Amerika Birleşik Devletleri verdiği sözleri yerine getirmedi. İşte konuşulması gereken meseleler bunlardı ancak kamuoyu bunları değil, zirvenin menüsünü konuştu" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin güvenlik ihtiyaçlarının hiçbir zaman ikinci plana itilmemesi gerektiğini vurgulayan Kılıç, NATO üyeliğinin yalnızca yükümlülüklerden ibaret olmadığını, müttefiklik hukukunun da işletilmesi gerektiğini söyledi.
“GAZZE'DE YAŞANAN İNSANLIK DRAMINA SESSİZ KALINMAMALIDIR!"
Yeniden Refah Partisi'nin yaptığı eleştirilerin hükümeti zayıflatmak için değil, Türkiye'nin uluslararası alandaki müzakere gücünü artırmak amacı taşıdığını ifade eden Kılıç, Genel Başkan Fatih Erbakan'ın TBMM'de yaptığı açıklamaların ABD yönetimine iletilmesi halinde Türkiye'nin diplomatik pozisyonunun daha güçlü olacağını savundu.
Trump'ın F-35 ve F-16 konularında sürekli "'Bakarız.'" yaklaşımını benimsediğini söyleyen Kılıç, bunun Türkiye açısından kabul edilebilir olmadığını belirtti.
Kılıç, "Türkiye bir NATO üyesidir. Ancak Amerika Birleşik Devletleri, İsrail'e gösterdiği hassasiyeti maalesef NATO müttefiki Türkiye'ye göstermiyor. Üstelik NATO Zirvesi devam ederken Gazze'de çocuklar hayatını kaybetmeye, insanlık dramı yaşanmaya devam etti. Bizim itirazımız tam da bunadır!" ifadelerini kullandı.
"EMEKLİNİN ALIM GÜCÜ ARTMADI AÇLIK SINIRI KARŞISINDA MAAŞLAR YETERSİZ KALDI"
Dış politika değerlendirmelerinin ardından ekonomiye değinen Suat Kılıç, temmuz ayında emeklilere yapılan maaş artışının hayat pahalılığı karşısında yetersiz kaldığını söyledi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan kanun teklifi doğrultusunda en düşük emekli aylığının 23 bin 520 liraya yükseltildiğini hatırlatan Kılıç, buna karşın dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 40 bin liraya dayandığını belirterek, "Bu tablo karşısında emeklinin geçim sıkıntısı görmezden gelinemez." dedi.
Kılıç, en düşük emekli aylığında yapılan artışın hayat pahalılığı karşısında yetersiz kaldığını savundu. Emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlandığını belirten Kılıç, hükümete "ara zam" ve "refah payı" çağrısında bulundu.
“TÜRKİYE'DE MİLYONLARCA VATANDAŞIN SOSYAL YARDIMLARLA YAŞAMINI SÜRDÜRÜYOR”
Türkiye'de paranın değer kaybettiğini örneklerle anlatan Kılıç, "Bugün ülkemizin en büyük banknotu olan 200 lira, dört kişinin yemek yediği bir restoranda bırakılan sıradan bir bahşiş kadar bile değer ifade etmiyor. Üç litre benzin alınabilen bir banknottan söz ediyoruz. İşte 'paranın pullaşması' dediğimiz gerçek budur." diye konuştu.
Türkiye'de milyonlarca vatandaşın sosyal yardımlarla yaşamını sürdürdüğünü ifade eden Suat Kılıç, bunun ekonomik tablo açısından düşündürücü olduğunu söyledi.
Yaklaşık 20 milyonun üzerinde vatandaşın düzenli ya da dönemsel sosyal yardımlardan yararlandığını belirten Kılıç, "Her dört kişiden biri düzenli, her üç kişiden biri ise belirli aralıklarla sosyal yardım alıyorsa, bu tablo gelişmiş bir ekonomiyi değil, yoksullukla mücadele eden bir ülkeyi gösterir" değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmasının devamında son dönemde gündeme gelen yolsuzluk soruşturmalarını değerlendiren Suat Kılıç, hukukun siyasi ayrım gözetmeden işletilmesi gerektiğini söyledi.
Belediyeler ile bazı sivil toplum kuruluşlarına yönelik operasyonlara değinen Kılıç, denetim mekanizmalarının zamanında çalıştırılmasının önemine dikkat çekerek, özellikle deprem yardımlarıyla ilgili iddiaların yıllar sonra gündeme gelmesini eleştirdi.
"GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR”
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Suat Kılıç, "Gazetecilik suç mudur?" sorusuna "Gazetecilik elbette suç değildir! Gazetecilik, devletin eğitimini verdiği, basın kartıyla tanımladığı saygın bir meslektir. Üniversitelerde gazetecilikten radyo-televizyona, halkla ilişkilerden iletişim fakültelerine kadar birçok bölüm bu mesleğin eğitimini vermektedir. Bir gazeteci suç işleyebilir; bu gazeteciliğin suçu değildir, o kişinin suçudur. Aynı şekilde bir avukatın ya da bir mühendisin işlediği suç da bütün meslek grubunu bağlamaz” sözleriyle yanıt verdi.




