Yoğun bakım ünitelerinde tedavi gören hastalarda sepsis önemli bir ölüm nedeni olmaya devam ediyor. Türk Yoğun Bakım Derneği’nin (TYBD) Türkiye genelinde yaptığı TURK-SOFA2 araştırması, sepsisin yoğun bakımlardaki yaygınlığını ve ölüm oranlarını gözler önüne serdi.

Araştırmaya 44 ilde bulunan 143 yoğun bakım ünitesinde tedavi gören 3 bin 368 hasta dahil edildi. Sonuçlara göre yoğun bakımda yatan hastaların yüzde 39’unda sepsis tespit edildi.

Sepsis tanısı alan hastaların yüzde 50,5’i 30 gün içinde hayatını kaybederken, sepsis bulunmayan hastalarda aynı dönemdeki ölüm oranı yüzde 24,5 olarak belirlendi.

ENFEKSİYONLARIN YÜZDE 55’İ HASTALARDA GÖRÜLDÜ

Araştırmada yoğun bakım hastalarının enfeksiyon yükü de dikkat çekti. Hastaların yaklaşık yüzde 55’inde enfeksiyon saptanırken, bunların yüzde 27,3’ünün doğrudan yoğun bakım kaynaklı olduğu belirlendi.

Sepsis görülen hastalardaki enfeksiyonların yüzde 50,7’sini akciğer kaynaklı enfeksiyonlar oluşturdu. Bunları üriner sistem ve kan dolaşımı enfeksiyonları izledi.

ANTİBİYOTİK DİRENCİ GİDEREK BÜYÜYOR

Gamze Akkuş İlgezdi: Gıda enflasyonunda Venezuela, İran ve Arjantin’in ardından dördüncüyüz!
Gamze Akkuş İlgezdi: Gıda enflasyonunda Venezuela, İran ve Arjantin’in ardından dördüncüyüz!
İçeriği Görüntüle

TYBD Başkanı Prof. Dr. Fethi Gül, sepsisin enfeksiyona karşı gelişen yanıtın organ yetmezliklerine yol açmasıyla ortaya çıktığını belirtti.

Tedavideki en önemli sorunlardan birinin çoklu ilaç direnci olduğunu söyleyen Gül, özellikle yoğun bakım ünitelerinde antibiyotik direncinin ciddi seviyelere ulaştığını ifade etti.

Ellerinde sınırlı sayıda antibiyotik bulunduğuna dikkat çeken Gül, ilaçların yanlış ve kontrolsüz kullanılmasının dirençli mikroorganizmaların artmasına neden olduğunu söyledi. Gül, yoğun bakımlarda antibiyotik direncinin yaklaşık yüzde 40 seviyesinde olduğunu belirtti.

Araştırmada çoklu ilaca dirençli mikroorganizmaların oranı toplum kaynaklı enfeksiyonlarda yüzde 9,2 olarak tespit edilirken, hastane kaynaklı enfeksiyonlarda yüzde 27,4’e, yoğun bakım kaynaklı enfeksiyonlarda ise yüzde 38,3’e çıktı.

Gül, antibiyotiklerin mutlaka hekim kontrolünde kullanılmasının önemine dikkat çekerek toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurguladı.

SEPSİSLE MÜCADELE HASTANEDE BAŞLAYIP BİTMİYOR

Sepsisle mücadelenin yalnızca hastanelerle sınırlı tutulamayacağını belirten Gül, enfeksiyonların önlenmesinde el hijyeni, aşılama, sanitasyon ve temiz suya erişimin kritik olduğunu söyledi.

Ölüm riskinin azaltılması için belirtilerin erken fark edilmesi gerektiğini ifade eden Gül, sağlık kurumlarında ortak tanı ve tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine ihtiyaç bulunduğunu belirtti.

Sepsis konusunda eğitim çalışmalarının da artırılması gerektiğini söyleyen Gül, konunun tıp fakülteleri ve hemşirelik yüksekokullarındaki müfredatın yanı sıra genel eğitim sistemiyle de daha güçlü şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti.

“TÜRKİYE İÇİN ULUSAL EYLEM PLANI GEREKLİ”

Sepsis konusunda yalnızca farkındalık çalışmalarının yeterli olmadığını belirten Gül; yeni ilaçların geliştirilmesi, hızlı tanı sistemlerinin yaygınlaştırılması, bilimsel araştırmaların desteklenmesi, inovasyon ve sağlık çalışanlarına daha fazla yatırım yapılması gerektiğini söyledi.

Türkiye’de ulusal bir sepsis eylem planı hazırlanması çağrısı yapan Gül, dünyada 15 ülkenin sepsisle mücadeleyi devlet politikası haline getirdiğini belirtti.

Türkiye’nin bu ülkelerin çok gerisinde olmadığını, ancak devlet politikası düzeyinde daha kapsamlı çalışmalar yapılması gerektiğini ifade eden Gül, konunun bürokratik düzeyde benimsenmesinin önemine dikkat çekti.

Gül, yüksek kalp hızı, bilinç değişikliği, uykuya eğilim, idrar çıkışında azalma, düşmeyen ateş, tansiyon düşüklüğü ve beslenme sorunlarının sepsis açısından alarm belirtileri olabileceğini söyledi.

SEPSİS NEDİR?

Sepsis, vücudun bir enfeksiyona karşı verdiği aşırı ve kontrolsüz yanıtın kendi doku ve organlarına zarar vermesiyle ortaya çıkan, yaşamı tehdit eden acil bir durum olarak tanımlanıyor.

Süreç ilerlediğinde organların işlevleri bozulabiliyor ve çoklu organ yetmezliği gelişebiliyor.