CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e eğitim çalışanlarının emeğini yok sayan, okullar arasında ayrıcalık yaratan ve adalet duygusunu zedeleyen proje okulu uygulamasının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, yaptığı açıklamada Milli Eğitim Bakanlığı'nda bir türlü sorunların bitmediğini ileri sürerek bugün öğretmenlerin yerlerde sürüklendiğini, bakanın seyirci kaldığını ifade etti. Kaya, Milli Eğitim Bakanı eğitimden ve öğretmenden yana bir tutum olmadığını ileri sürerek, şunları kaydetti:
"2014'ten bugüne bir liyakatsizlik hikayesi olan proje okulları ve sınavsız atama düzeninden bahsedeceğim. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanacak proje okulu atama sonuçları, eğitim sisteminde yıllardır sürdürülen kadrolaşma anlayışını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Buradan Yusuf Tekin'i uyarıyorum, vazgeç bu sevdadan. Proje okulları uygulaması, 2014 yılında çıkarılan 6528 sayılı Kanun sonrasında yapılan düzenlemelerle hayata geçirildi. Başlangıçta eğitimin niteliğini artırma gerekçesiyle savunulan bu model, zaman içerisinde öğretmen ve yönetici atamalarında objektif ölçütlerin ortadan kaldırıldığı bir yapıya dönüştürüldü. Türkiye’nin en köklü ve başarılı liseleri ile eğitim kurumları proje okulu kapsamına alınırken, bu okullara yapılacak atamalarda sınav, hizmet puanı, kıdem ve mesleki başarı gibi liyakat ölçütleri büyük ölçüde devre dışı bırakıldı.
"BİNLERCE ÖĞRETMEN GÖREV YAPTIĞI OKULLARDAN AYRILMAK ZORUNDA BIRAKILDI"
2016 yılında gerçekleştirilen ilk kapsamlı uygulamada binlerce öğretmen görev yaptığı okullardan ayrılmak zorunda bırakıldı. Aradan geçen yıllarda yapılan yönetmelik değişiklikleri sorunun özünü değiştirmedi. Bugün de proje okullarında görev yapan yaklaşık 10 bin öğretmenin yer değiştirme riskiyle karşı karşıya olduğu ifade edilmektedir. Bu durum yalnızca öğretmenleri değil, yıllardır aynı öğretmenlerle eğitim gören öğrencileri, velileri ve okul kültürünü doğrudan etkilemektedir.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in döneminde bu anlayış daha da derinleşmiştir. Eğitim kurumları bilimsel ve pedagojik ölçütlerle değil, siyasi tercih ve yakınlık ilişkileriyle şekillenmektedir. Öğretmenlerin yıllarca emek vererek kazandığı haklar yok sayılmakta, eğitim kurumları adım adım bir kadrolaşma alanına dönüştürülmektedir.
"PROJE OKULU UYGULAMASI YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİDİR"
Oysa eğitim; siyasi hesapların değil, çocuklarımızın geleceği konusudur. Bir okulun başarısı yalnızca binalarıyla değil, öğretmen kadrolarıyla, kurumsal hafızasıyla ve oluşturduğu eğitim iklimiyle mümkündür. Binlerce öğretmenin herhangi bir objektif ölçüt ortaya konulmadan görev yerlerinin değiştirilmesi, öğrencilerin eğitim hakkına da zarar vermektedir. Eğitimde sürekliliğin bozulması, özellikle sınavlara hazırlanan öğrenciler açısından ciddi mağduriyetler yaratmaktadır. Laik, bilimsel, kamusal ve nitelikli eğitim ancak liyakatin esas alındığı, şeffaf ve denetlenebilir atama sistemleriyle mümkündür. Eğitim çalışanlarının emeğini yok sayan, okullar arasında ayrıcalık yaratan ve adalet duygusunu zedeleyen proje okulu uygulaması yeniden değerlendirilmelidir.
Buradan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyorum. Öğretmenlerin hangi objektif kriterlere göre seçildiğini kamuoyuna açıklayabilecek misiniz? Hizmet puanı, kıdem, akademik çalışma ve mesleki başarı neden değerlendirme ölçütü olarak kullanılmamaktadır? Yaklaşık 10 bin öğretmenin görev yerinin değiştirilmesinin öğrenciler üzerinde yaratacağı olumsuz sonuçları dikkate aldınız mı? Türkiye’nin en başarılı okulları neden siyasi kadrolaşmanın merkezleri haline getirilmektedir? Siz Milli Eğitim Bakanlığı'nı tarikatlarla, cemaatlerle ve onlara bağlı vakıf ve derneklerle yaptığınız sözleşmelerle içinden çıkılmaz hale getirdiniz. Bunun farkındayız ama unutmayın ki Cumhuriyet Halk Partisi olarak; eğitim emekçilerinin haklarını, öğrencilerimizin geleceğini ve kamusal eğitimin temel ilkelerini savunmaya devam edeceğiz. Eğitimde ihtiyacımız olan şey sadakat değil liyakattir, ayrıcalık değil adalettir, kadrolaşma değil nitelikli eğitimdir. Bunu mutlaka gerçekleştireceğiz. Cumhuriyet devrimlerini ve eğitim devrimlerini yıkmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Çünkü CHP var ve CHP var olmaya devam edecektir."




