Türkiye Bilişim Derneği tarafından Atatürk Üniversitesi’nde düzenlenen “Krizden Dayanıklılığa: Afetlerde Bilişim ve Haberleşme Çözümleri” panelinde, deprem riski ve afet anında iletişimin önemi ele alındı.
KUZEY ANADOLU FAYI İÇİN KRİTİK UYARI
Panelde konuşan Kenan Akbayram, Kuzey Anadolu Fayı üzerinde 1949’dan bu yana batıya doğru ilerleyen bir deprem zinciri yaşandığını belirtti. Fayın büyük bölümünün kırıldığını ifade eden Akbayram, iki kritik bölgenin risk taşıdığını vurguladı.
Bu bölgelerden birinin Marmara’da İstanbul’un güneyindeki sismik boşluk, diğerinin ise Yedisu olduğunu belirten Akbayram, özellikle Yedisu Fayı’nda meydana gelebilecek olası bir depremin geniş bir coğrafyayı etkileyebileceğini söyledi.
GENİŞ BÖLGE ETKİLENEBİLİR
Akbayram, olası bir Yedisu merkezli depremin Erzurum, Erzincan, Tunceli, Elazığ, Muş, Diyarbakır ve Bitlis gibi illeri etkileyebileceğini ifade etti. Yaklaşık 100-150 kilometrelik bir alanda ciddi risk bulunduğuna dikkat çekti.
“BİNGÖL SİSMİK BOŞLUĞU” RİSKİ
Akbayram ayrıca, 6 Şubat depremleriyle Doğu Anadolu Fayı’nın büyük bölümünün kırıldığını ancak Bingöl çevresinde “sismik boşluk” olarak adlandırılan bir alanın kaldığını belirtti. Bu bölgenin 7 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip olabileceğini ifade etti.
SİSMİK GERİLİM ARTIYOR
Erdem Bayrak ise bölgenin 30 istasyonla anlık takip edildiğini belirterek, özellikle sismik boşluklarda gerilimin arttığını ve gelecekte deprem üretme ihtimalinin yükseldiğini söyledi. Bayrak, coğrafi şartların da afet anında müdahaleyi zorlaştırabileceğine dikkat çekti.
HABERLEŞMENİN ÖNEMİ VURGULANDI
Panelde söz alan Ömer Faruk Özler ise deprem sonrası iletişim altyapısının hayati önem taşıdığını vurguladı. Erken uyarı sistemleri ve kesintisiz haberleşme çözümlerinin afet yönetiminde kritik rol oynadığı ifade edildi.
Panel, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.





