Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Bolu programında düzenlenen basın buluşmasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Seçim tartışmalarını değerlendiren Ağıralioğlu, seçimin artık ufukta göründüğünü ve bir mecburiyet olarak milletin gündemine girdiğini belirtti. Ağıralioğlu, şöyle devam etti:
"Uzun zamandır AK Parti’ye oy veren seçmen; kalkınmış, mutlu, müreffeh, ekonomisi güçlü, hazinesi dolu, umutları toprağa bağlanmış, yatırımcısının rekabet gücüyle yeni pazarlara açıldığı bir memleket hayali kuruyordu. Esnafın bereketi bulduğu, tarım ve hayvancılıkla uğraşanın alın terinin karşılığını alabildiği bir memleket hayali... Ancak hükümet; ‘Bu sefer olmadı önümüzdeki sefer, bu sefer çözemedik Allah kerimdir bir dahaki sefer’ diyerek birkaç seçimi geride bıraktı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın 2019’dan beri ‘Enflasyonu Allah’ın izniyle tek haneli rakamlara indireceğiz’ dediği günden bu yana 7 yıl geçti. Bu memlekette hiçbir ekonomik kriz 7 yıl sürmemişti; fakat Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçtiğimizden itibaren memleketin bütün kriterleri bozuldu. İster zamanında ister erken ister kasımda ister nisan ayında olsun, sandık artık milletin kalbindedir. Cevap parti amblemlerinde, siyasi münakaşalarda veya liderlerde değil, milletin cebindeki açlıkta, evladına harçlık veremediği mahcubiyette, tarladaki ürününü kaldıramadığı eziyettedir. Seçim artık milletin ufkunda kararan ümitlerin hemen önündedir.
"İKTİDAR NAMZEDİ OLMA İDDİAMIZI BÜYÜTEREK MECLİS’E GÜÇLÜ ŞEKİLDE GİRECEĞİZ"
Hükümet bunun karşısında muhalefetle didişerek veya onu anlamsız kılmaya çalışarak duramaz. Memleketin sorunlarını çözen kalır, çözemeyen gider. Anahtar Parti bu hassasiyetle siyaset yapıyor. Biz kavga kadrosu değiliz; siyasette yaka paça olanlardan değiliz. Daha zengin ve müreffeh bir ülke, hazinesi dolu, parası değerli bir Türkiye hayalimiz var. Parası pul olmuş, uzun süre yokluk çekmiş ve hayallerini yitirmiş bir memleket olmaktan yorulduk. Bunların daha iyisini yapabileceğimiz bir anlayışla Anahtar Parti’yi her geçen gün büyütüyoruz. Bugün Bolu’dayız; hem halk buluşmamız hem esnaf ziyaretlerimiz olacak. Her hafta sonu bir il programı, hafta içleri de Ankara’daki toplantılarımızdan kalan zamanlarda millet buluşmaları gerçekleştireceğiz. İktidar namzedi olma iddiamızı büyüterek Meclis’e güçlü şekilde gireceğiz."
"BORSADA İKAZDAN SONRA MÜDAHALE EDİLMESİNİ ENGELLEYEN NEDİR?"
Anahtar Parti Genel Başkanı Ağıralioğlu, sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelere ilişkin de konuştu. Bu meselenin Türkiye’de uzun zamandır konuşulduğunu belirten Ağıralioğlu, şunları kaydetti:
"Fonlar ve yönetimler üzerinden borsada speküle edilen, değerinden çok daha fazla değerli hale getirilen bazı hormonlu uygulamalar... Kolay para kazanma hırsının bu kadar normalleştiği bir zeminde SPK, BDDK ve Hazine ve Maliye Bakanlığı ve denetleme kurumlarının vazifesi sadece durum analizi yapmak değildir; mağduriyet ihtimalini önceden görüp süreçleri denetimle hasarsız hale getirmektir. Şimdi 18 milyar dolarlık bir maliyetten bahsediliyor. Uzmanlar bunun tarihin en büyük sazan sarmalı olduğunu söylüyor.
Sayın Mehmet Şimşek bir yıl önce fonlarla ilgili uyarıda bulunmuştu. O ikazdan sonra müdahale edilmesini engelleyen ne olduysa kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Kolay yoldan zengin olma hırsına bu memleketi düşüren nedenler sorgulanmalıdır. Bire bin karların konuşulduğu bu iklimi siyasetin dert etmesi gerekir. Bu işleri hiç bilmeyen, hayatında borsaya girmemiş insanlara bu zararları ödetemezsiniz. Kim denetim görevini yapmadıysa ve sürecin bu noktaya gelmesine göz yumduysa maliyete de o katlanmalıdır. Şirketlerde spekülasyon yapanlar hakkında da devlet gereğini yapmalıdır. Adalet Bakanlığı'nın bu tür müdahalelerini olumlu buluyorum ancak geç kalınmıştır. Zamanında müdahale edilseydi bu zarar bu kadar büyük boyutlara ulaşmazdı. Anahtar Parti olarak biz, olaylar olup bittikten sonra zararı tazmin eden değil; hadise gerçekleşmeden engelleme maharetine sahip bir devlet yönetimi vaadimizi koyuyoruz. Mağduriyet belirdiği andan itibaren tedbir alan, denetim yapan ve görevini ihmal edenden hesap soran bir yönetim anlayışıyla hareket edeceğiz."




